KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5293 E., 2013/21612 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 42. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.09.2012 tarih ve 2011/135-2012/200 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili anonim şirketin yönetim kurulu ve denetleme kurulu eski üyeleri olan davalıların görev yaptıkları dönemde şirketi zarara uğratacak işlemler yaptıklarını, 25.06.2003 tarihinde şirket ortakları ile pay oranlarını usulsüz olarak değiştirdiklerini, 2002 yılında genel kurul toplantısı yapılmadığını, bankalara yatırılan hesapların tahsil edilemediğini, Hazine Müsteşarlığı tamimlerine uygun hesap sistemine geçilmediğinden reasürans plasmanlarında 2003 yılı için 2.733 milyar TL zarar oluştuğunu, davalıların kasıtlı eylemleri ve kusurlu davranışlarıyla müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı olarak şimdilik 5.100,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.06.2006 tarihli dilekçeyle talebini ıslah ederek 2.232.793,03 TL’na yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamı kapsamında yapılan yargılama neticesinde; davalı yönetim kurulu üyelerinin ve denetim kurulu üyelerinin hangi kanuna aykırı işlem ve eylemleriyle ne zaman ve ne şekilde hangi zarara sebebiyet verdikleri, zarar ile kanuna aykırılık ve illiyet bağı unsurlarının ispatlanamadığı, hüküm vermeye elverişli, denetime açık kök ve ek rapor ile anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiş, mahkemece, 07.02.2013 tarihinde temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bu kez, davacı vekili temyiz isteminin reddine ilişkin kararı temyiz etmiştir.
1- Her ne kadar mahkemece temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine karar verilmişse de dosya içeriğinden tebligatın usulüne uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından mahkemenin temyiz isteminin reddi kararının kaldırılarak, davacının temyiz isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Ancak, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalılar, davacının mevduatını teminatı bulunmayan off-shore'a yatırmış ve bu para da tahsil edilememiştir. Basiretli hareket etme durumunda bulunan davalıların bu eylemi nedeniyle davacı zarara uğradığına ve davalılar da bu zarar nedeniyle sorumsuz olduklarını kanıtlayamadıklarına ve de off-shore bankasının aynı gruba dahil olması davalıların sorumsuzlukları sonucunu doğurmasının mümkün bulunmaması karşısında mahkemece bundan kaynaklanan zararın davalılardan tahsiline karar vermek gerekirken, bu husustaki tazminat talebi yönünden davanın reddi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5293, K. 2013/21612, 28 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama