KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/541 E., 2013/18921 K.·San. Ve Tic. Ltd. Şti.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 1. ANADOLU FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Anadolu Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/06/2012 tarih ve 2010/205-2012/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220 TL'nin altında bulunduğundan HUMK.'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili firmanın 2001 yılından beri A-1 ibaresi ile alarm sistemleri ve güvenlik hizmetleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, söz konusu ibarenin müvekkili ile özdeşleştiğini, 2001 02990 kod no'su ile sesli ve görüntülü alarm sistemleri emtialarını da kapsayacak şekilde markasını tescil ettirdiğini, davalı yanın davacıdan yaklaşık 4 yıl sonra 45. sınıfta sadece güvenlik hizmetleri emtiasında "a1" esas unsurlu markayı tescil ettirdiğini, müvekkili markası ile iltibas yarattığını ileri sürerek markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini, ticaret ünvanında yer alan A1 ibaresinden sonra gelen ALARM GÜVENLİK ibaresinin davalı ticaret ünvanından çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1999 yılından itibaren A1 markası adı altında faaliyet gösterdiğini ve söz konusu unvanını 1999 yılında İzmir Ticaret Siciline tescil ederek kurduğunu, davacının ise 2001 yılında faaliyete geçtiğini, 556 sayılı KHK nın markayı tescil ettireni değil de markayı fiilen ilk kullananı koruyan bir düzenleme getirdiğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, iyi niyet kuralları ile de bağdaşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalı tarafından kullanılan "...
A1 Alternatif Haberleşme ve Güvenlik Sistemleri Sanayi Sistemleri Sanayi ve Ticaret" şeklindeki ticaret unvanının 06/05/1999 tarihinde ticaret siciline tescil ettirildiği, "a1" ibaresinin davacıdan daha önce davalı tarafından kullanıldığı, ancak "a1" ibaresini ilgili çevrenin büyük bir kısmı tarafından davalı şirketin markası olarak algılandığına ilişkin bir tespit yapılamadığı, davalının "a1" ibaresinde markasal kullanımının bulunmadığını, iki marka arasında fonetik ve lafzi açıdan bir benzerlik olduğu, her iki tarafın da alarm ve güvenlik sistemleri alanında iştigal ettikleri, her iki marka arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu,
ticaret ünvanına ilişkin terkin isteminin şirket tüzel kişiliğine yöneltilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile; davalı adına TPE nezdinde tescilli olan "a1" ibareli 2005/01717 tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemenin gerekçeli kararı davacı vekiline 27.09.2012 günü, davalı taraf temyiz dilekçesi ise 31.10.2012 günü tebliğ edilmiştir. Davacı vekili 14.11.2012 tarihinde süre geçirildikten sonra katılma yoluyla temyiz dilekçesi vermiştir. HUMK 432/4 ncü maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3\4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/541, K. 2013/18921, 28 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama