KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5565 E., 2013/20781 K.·(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
931 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tuzluca Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/09/2012 tarih ve 2011/20-2012/77 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bahçesindeki ağaçların don olayından zarar gördüğünü, davalıdan zararın giderilmesi talep edildiğinde "ağaçların meyve döneminde değil çiçeklenme döneminde" zarar gördüğünün tespit edildiği gerekçesiyle ödeme yapılmadığını, tespit dosyasına ibraz edilen raporda "ağaçlardaki küçük meyvelerin döküldüğü"nün belirtildiğini, bu hususun zararın meyve bağlama döneminde gerçekleştiğini ortaya koyduğunu ileri sürerek fazlaya dair haklarının saklı kalmasıyla 8.000,00 TL'nin zarar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 08.03.2012 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 24.350,00 TL'ye çıkarmıştır.
Davalılar vekili, Groupama Sigorta A.Ş'ne husumet yöneltilemeyeceğini, davacının 22.03.2010 tarihinde meydana gelen don olayı nedeniyle hasar tasmin talebinde bulunması üzerine yapılan ekspertiz incelemesinde don hadisesinin çiçek döneminde yaşandığının, fizyolojik meyve dökülmelerinin tespit edildiğinin anlaşıldığını, hasarın teminat dışı olduğunu, davacının bu kez 13.04.2010 tarihinde don olayı yaşandığı iddiasıyla tekrar ihbarda bulunduğunu, bu kez incelemede don zararının tespit edilmediğini, sadece çiçek döneminde yaşanan don nedeniyle fizyolojik meyve dökülmelerinin görüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, meyve dökülmelerinin 14/04/2010 tarihindeki Iğdır ilinin Tuzluca İlçesi ve İncesu Köyü civarı ile raporda ısı değerleri kıyaslanan il ve ilçelerin bulunduğu yerlerde don olayına bağlı olarak gereçekleştiği, sigortalanan parsellerdeki ürün eksilmesinin don olayından kaynaklandığı ve sigorta kapsamına girdiği gerekçesiyle davanın 22.806,75 TL yönünden kabulüne, fazla talebin reddine, olay tarihinden itibaren kabul edilen miktara ticari faiz uygulanmasına, hükmedilen bu tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı Tarsim A.Ş. vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece, faiz başlangıcı olarak hasar tarihi kabul edilmiş ise de, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesine uygulanması zorunlu olan Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortası Genel Şartları’nın tazminatın ödenmesi başlığı altında yer alan B.7. Maddesinde, kesinleşmiş hasar miktarının en geç 30 gün içinde sigortalıya ödeneceği ve tazminatın her halükarda hasat tarihinden önce ödenmeyeceği düzenlenmiş olup, temerrüt tarihinin buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde temerrüt tarihinin belirlenmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı Tarsim A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davalılar vekilinin Groupama Sigorta A.Ş. yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı vekili, vekaletnamesindeki feragat yetkisine dayanarak 10.03.2011 havale tarihli dilekçesi ve aynı tarihli duruşmada imzasıyla tevsik ettiği beyanları ile davalı Groupama Sigorta A.Ş'ye karşı talebinden feragat etmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davadan feragat karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur.
Bu durumda mahkemece, davalı Groupama Sigorta A.Ş yönünden feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde anılan davalının diğer davalı Tarsim A.Ş ile birlikte hasardan müteselsilen sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın Groupama Sigorta A.Ş yönünden bozulması gerekmiştir.
Kaldı ki, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır.
Tarım sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur.
Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun'un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı primler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararlarını karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır.
Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan ... şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır. Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir.
Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı Groupama Sigorta A.Ş. ile kayısı mahsulünü kapsayan “Groupama Sigorta Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi” düzenlemiştir. Anılan sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödeme yükümlülüğü, TARSİM A.Ş.’ye aittir. Bu itibarla TARSİM adına poliçe tanzim eden davalı ... şirketine husumet yöneltilemeyeceği gözetilmeksizin işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5565, K. 2013/20781, 18 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama