KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5897 E., 2013/20379 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/11/2012 tarih ve 2011/547-2012/655 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hesabından 18/04/2012 tarihinde müvekkilinin bilgisi dışında Garanti Bankası Merkez şubesinde.....'a ait hesaba iki ayrı işlem ile toplam 13.758,99 TL havale yapıldığını, müvekkilinin internet aracılığı ile hesaplarına girmeye çalışmasına karşın bunda başarılı olamadığını ve bilgisi dışında yapılan havaleleri öğrendiğini, internete giren bilgisayar IP numaralarının müvekkilinin kullandığı bilgisayarlarla bir ilgisinin olmadığını, davalının zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin hesabından rızası dışı çekilen 13.758,99 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu zararın müvekkilinin güvenlik açıklarından değil, davacının gerekli özeni göstermemesinden kaynaklandığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davacının müvekkilince yapılan uyarılara uymadığını, davacının bilgisayarını korumak zorunda olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre,dava konusu olayın oluşumunda davacıya atfedilecek kusur bulunmadığı, davalı bankanın bildirilmesine rağmen gerekli incelemeleri yapmadığı, bankanın aldığı güvenlik önlemlerinin yeterli olmadığı, ek güvenlik önlemleri ile zararın oluşmasının engellenebileceği bu sebeplerle davalının oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, sahtecilik işleminin davalı bankaya karşı işlenmiş olmasına ve şifrenin davacı şirket yetkililerinin kusuru ile elde edildiğini ispat yükü kendisine düşen davalı tarafından kanıtlanamamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havaleler yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır.
Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerektiği gibi tacir olan ve basiretli davranmakla yükümlü bulunan davacının, bankanın opsiyonel olarak sunduğu ek güvenlik önlemlerine itibar etmediği ortadadır.
Davacının kişisel bilgilerinin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır.
Tarafların söz konusu kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davalı banka hakkındaki davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5897, K. 2013/20379, 13 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama