KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/605 E., 2013/18307 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Birleşen dosya
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ 2001/135 E.
Karar Metni
893 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.10.2012 tarih ve 2011/10-2012/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, davalı şirkete ait Afyon-Ankara Karayolunda bulunan şantiyesinde 14.10.2009 tarihinde ...
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2009/1430 hazırlık sayılı soruşturma dosyasında verilen kararla yapılan aramada... isimli odada bulunan Exper marka masaüstü bilgisayarda, müvekkiline ait NET CAD isimli bilgisayar programının muhtelif modüllerini içerecek biçimde izinsiz ve lisansız biçimde yüklenmek suretiyle kullanılmakta olduğunun tespit edildiğini, davalıların bu eylemlerinin müvekkilinin eserden doğan malî haklarının ihlâli niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek,
FSEK 68. maddesi uyarınca 10.000 TL telif tazminatının arama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslahla talebini toplam 114.067 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili, yargılama konusu lisanssız yazılımın bulunduğu bilgisayar kasasının müvekkili şirkete ait olmadığını, şirket muhasebecisi Ali Aslan'a ait olduğunu, 2001 yılında kurulan müvekkili şirketle bir ilgisinin bulunmadığını, adı geçene ve şantiye şefi Fatih’e karşı Bolvadin Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/68 esas sayılı dosyasında ceza istemli kamu davası açıldığını, anılan davada adı geçenlerin savunmaları ve tanık anlatımlarıyla bu hususun açıklığa kavuştuğunu, müvekkili şirketin Afyon-...
Ayrımı 4.Bl.Hd.Devlet Yolu yapım işiyle ilgili çizimleri SMO Harita Mühendislik Mimarlık İnşaat Taah. Tic. Ltd.
Şti’ne yaptırdığını, 28.12.2009 tarihli fatura ile ödemelerin anılan şirkete yapıldığını, bu nedenle müvekkili şirkete karşı açılan davanın reddedilmesinin gerektiğini, müvekkili ...'in şirketin hiç bir zaman ortağı olmadığını, sadece bir dönem şirketin müdürlüğünü yaptığını, 29.02.2008 tarihinde şirket müdürlüğünün son bulduğunu, bu hususun 05.03.2008 tarihinde ilân edildiğini, eylemle bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkili ...'in 15.04.2004 tarihinde 10 yıllığına şirket müdürü olarak atandığını, görevinin devam ettiğini, ancak eylemle bir ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu NET CAD isimli bilgisayar programının ilim eseri vasfında bulunduğu, eserle ilgili hakların ve kullanım yetkisinin sahibinin davacı şirket olduğu, bilgisayar programının davalı şirkete ait şantiyede bulunan, her an kaldırılıp taşınması adetten olmayan masaüstü bilgisayarında bulunması,
davalı şirketin yapım ve inşasını yüklendiği yol inşaatlarını da içerecek şekilde birçok ürünün üretilmesinde kullanılması karşısında bu durumun işle ilgisi olmayan bir personelin münferit eylemi olarak kabul edilemeyeceği, eylemden FSEK’nun 66. maddesi gereğince davalı şirketin doğrudan sorumlu bulunduğu, davalılardan ...’in davalı şirketin ortağı olması ve bu sıfatının eylem tarihinde de sürmesi, şirketin iş ve eylemlerini gerçekleştiren kişi konumunda bulunması nedeniyle haksız fiil niteliğindeki bu eylemden FSEK’nun 66. maddesi uyarınca sorumluluğunun bulunduğu,
davalılardan Yaşar Erdem’in yetkili müdür sıfatının sona erdiği tarihten önce eyleme katılmış olduğunun iddia ve ispat edilememiş olması karşısında, kendisine sorumluluk yüklenemeyeceği, anılan eser vasfındaki bilgisayar programının haklarının sahibi olan davacının mütecavizlerden mali haklarının ihlali ve uğradığı zarar sebebiyle eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’nun 68. maddesi uyarınca, telif tazminatı talep edebileceği, davalıların izinsiz biçimde anılan yazılımı bilgisayarlarına yüklemesi,
bu işlemin kesintisiz biçimde uzun yıllar sürmesi karşısında, eyleminin süreli biçimde gerçekleştiği ve lisansın da süreli verilmesine ilişkin usulün uygulanmasının olanaksız olduğu, davacının bu yazılımının yüklü olan modüllerle ilgili olarak satış fiyatının 23.500 Euro olduğu, genel olarak yazılım alıcılara % 25 oranında indirim uygulanmasının mutat bulunduğu, buna göre davacının talep edebileceği bedelin 17.525 Euro olduğu, davacının FSEK’nun 68. maddesi uyarınca bu bedelin üç katı olan 52.875 Euro talep edebileceği, davacının talep edebileceği miktarın 114.067 TL olduğu,
davacının bu miktarı ikiye bölerek davalı şirket ve davalı ...’den ayrı ayrı talep ettiği, eylemden müteselsilen sorumlu olan davalılardan miktarın ayrı ayrı istenmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle, asıl davada davalı ...’e karşı açılan davanın reddine, davalı şirket yönünden açılan davanın kabulü ile 57.033,50 TL’nın 14.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, birleştirilen dosyada davalı ... hakkında açılan davanın kabulü ile 57.033,50 TL telif tazminatının 14.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
MUHALEFET ŞERHİ
Mahkemece davacının mali hakları kullanma yetkisine sahip olduğu bilgisayar programı niteliğindeki eser üzerindeki çoğaltma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi 5846 sayılı kanunun 68.maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de;
kanunun 68.maddesinin 1. Fıkrasında eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı kanunun 66/3 fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirlemek yetkisinin mahkeme hakimine ait olduğu,
BK’nun 43/1 maddesinin de bu yetkiyi desteklediği ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesinin isabetsiz olduğu ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne bu nedenlerle katılmıyoruz. 21.10.2013
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/605, K. 2013/18307, 21 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama