KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/6114 E., 2013/21617 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.12.2012 tarih ve 2012/111-2012/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili aleyhine bankadaki hesabına başka bir hesaptan para aktarmak suretiyle haksız çıkar sağlandığı gerekçesi ile Çanakkale 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2009/770 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve müvekkilinin 25.05.2011 tarih ve 2011/238 Karar sayılı ilam ile beraat ettiğini, 2007 yılında polis vasıtası ile karakolda sorguya alınan müvekkiline banka müşterilerinden hiç tanımadığı ...'nun hesabından yine hiç tanımadığı ... ve kendi hesabına para aktarıldığını ve bu paraların çekildiğini öğrendiğini, bir gün nezarette tutulan müvekkilinin işe de gidemediğini, tüm işyeri arkadaşlarının duyması ile onurunun kırıldığını,
mahkemeye 4 yıl boyunca aralıklı olarak gitmek zorunda kalan müvekkilinin maddi olarak yol giderleri harcaması yaptığını, bu zarara ihmali nedeniyle sebep verenin banka olduğunu, 4 yıl mahkemeye gidip gelmesinden dolayı 250,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın hesap kartı kullanılarak, şifre girilerek hesabından para çekildiği tespit edilmiş olmasına karşın, bu parayı çekenin davacı olup olmadığının tespit edilememesi nedeni ile beraat kararı verildiğini, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, davacının kusurlu olduğunu, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre; bankadan kaynaklanan hata nedeniyle, davacının bir gece süresi ile hiçbir suçu olmadığı halde nezarette tutulduğu ve soruşturmalara maruz kaldığı, psikolojisinin bozulduğu,
davalının bu eyleminin davacının kişilik haklarına karşı haksız ve ağır bir tecavüz teşkil ettiği, takdiren %75 oranında davalı bankanın kusurunun bulunduğu ve davacının ekonomik sosyal durum araştırmasına ve duyulabilecek elem ve üzüntünün ağırlık derecesine göre de talep edilen 15.000,00 TL'lik manevi tazminattan ancak takdiren 4.000,00 TL'sinin kabul edilebileceği ve bu miktarında %75'nin 3.000,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.000,00 manevi tazminatın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
maddi tazminat talebi yönünden de davaya konu işlemlere ilişkin davaların 4 yıl boyunca sürdüğü mahkemeye gidiş-geliş yol paraları miktarının 250,00 TL olmasının normal şartlarda kadri maruf kabul edilebileceği, ayrıca buna ilişkin belge sunulmasının şart olmadığı, ancak tarafların müterafik kusurlarının bulunduğu ve taktiren davacının %25, davalının da %75 kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, 250,00 TL'nin %75'nin 187,50 TL olduğu kabul edilerek maddi tazminat talebinin de 187,50 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalı bankanın şikayeti üzerine değil, dava dışı hesap sahibinin şikayeti üzerine nezarette kaldığından ve bankanın davacının hesabına para girmesi ve bu hesaptan para çıkmasına engel olmama eyleminin manevi tazminatı gerektirir bir fiil oluşturmayacak olması nazara alınmadan davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/6114, K. 2013/21617, 28 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama