KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/7680 E., 2013/21442 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2012 tarih ve 2012/37-2012/185 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri "EKOL" markasını taşımacılık ve lojistik sektöründe tescilli olarak kullandığını, "EKOL" ibaresi bulunan bir kısım markaların da TPE nezdinde tescilli olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının özünü "EKOL" kelimesinin oluşturduğunu, davalının açıkça iltibas yaratacak surette "EKOL" ad ve imajını ön plana çıkarılacak şekilde kullandığını, davalı ticaret unvanında yer alan çekirdek unsur, vurgu unsuru "EKOL" ibaresinin müvekkil ticaret unvanı ve markası ile iltibasa mahal verdiğini, haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, tecavüzün men'i ile unvanın sicilden terkinine, hüküm özetinin gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1998 yılında kurulduğunu, EKOL isminin müvekkili şirketin sahibi ve kurucusu olan Enver KOL'un kısaltması olduğunu, müvekkili şirketin inşaat ve mermercilik alanında aktif faaliyet gösterdiğini, tarafların faaliyet alanlarının birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, bu ismi marka olarak kullanmadıklarını, bu kelimenin ticaret unvanlarının bir parçası olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin 19.09.2011 tarih, 2010/1346 Esas, 2011/10502 Karar sayılı Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı tarafından davalı eylemlerinin markaya tecavüz oluşturduğunun iddia edildiği, davalı tarafın aynı ibareyi 1998 yılından itibaren ticaret unvanında ve ticari faaliyetlerinde kullanıldığını, bu kullanımın davacı şirket tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığı, dava tarihine kadar geçmiş olan 10 yılı aşkın süre içerisinde davalı aleyhine hiçbir hukuki yola başvurulmadığı,
bunun neticesinde davalı şirket tarafından bir çok yatırımın gerçekleştiği, bu kadar sene sonra markaya tecavüz ve haksız rekabet davası açılmasının MK 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması sayılacağı, bu nedenle davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/7680, K. 2013/21442, 26 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama