KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/7942 E., 2013/20987 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.09.2012 tarih ve 2011/102-2012/218 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ürünlerini "OCZ" markası ile piyasaya sunduğunu ve markanın tanınmış olduğunu, "OCZ" markasının gerçek ve tek hak sahibinin müvekkili olduğunu, markanın tanınmış bir marka olduğunu, 2008 yılından 2011 yılının ilk aylarına kadar davalının, "OCZ" markalı ürünlerin Türkiye'de münhasır olmayan distribütörü olarak görev yaptığını, "OCZ" markasının 24/09/2008 tarihinde 2007/15509 sayı ile TPE nezdinde dava dışı Eksa Şirketi tarafından tescil ettirildiği ve 05/03/2009 tarihinde de davalıya devredildiğinin müvekkilince öğrenildiğini, ancak hal böyle iken,
davalının müvekkili tasarımlı logosundan ibaret olan yeni bir marka başvurusu yapmak suretiyle, marka hakkı ihlali ve haksız rekabet davranışlarını sürdürmeye devam ettiğini iddia ederek, davalı adına 2007/15509 sayılı ve "OCZ" ibareli markanın kullanımının yasaklanmasını, müvekkiline devrini, davalı tarafından gerçekleştirilen haksız rekabetin tespiti ile men'ini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, "OCZ" markasının dünyadaki ilk sahibinin davacı olduğunu bildiklerini, ancak davacının da söz konusu markanın Türkiye'de tescilli olduğunu bildiğini, ilk tescili yapanın davacının önceki distribütörü Eksa Bilgisayar Şirketi olduğunu, müvekkilinin markayı anılan şirketten devraldığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, akabinde müvekkilinin davacının distribütörü olduğunu, söz konusu markayı müvekkilinin ülkemizde tanınmış hale getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu markanın davalıya devredilmiş olması sebebiyle devir koşullarının kalmadığı, markanın tescil edilebilirlik şartlarını taşıyıp taşımadığı hususunda yapılan değerlendirmede de sunulan delillere göre OCZ markasının, davaya konu markanın tescili safhasında tanınmış marka olduğu, markanın gerçek hak sahibinin ABD'de ikamet eden davacı şirket olduğu ve davacı adına ABD Patent Ofisi'nde 9. sınıf için 03.03.2003 tarihinde yapılan tescil başvurusu üzerine 03/02/2004 tarihinde bu markanın tescil edildiği,
bu durumda, OCZ ibaresi üzerinde marka hakkının davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 556 Sayılı KHK'nın 42/1-b ve 7 ve 8. maddeleri nazara alınarak, markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının, TPE nezdinde tescilli markayı kullanmakta olması ve bu halde de, haksız rekabetin tespiti ile men'i talebinin yasal dayanağının bulunmaması sebebiyle sair taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/7942, K. 2013/20987, 20 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama