KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/9276 E., 2013/13395 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
582 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/12/2009 gün ve 2007/482-2009/607 sayılı kararı onayan Daire’nin 26.02.2013 gün ve 2012/3673-2013/3471 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında akdedilen 24.04.1998 tarihli şebekelerarası irtibat ve işbirliği sözleşmesi kapsamında 01-30 Eylül 2006 tarihleri arasındaki dönemde müvekkili şirket şebekesinde sonlandırılan çağrılara ilişkin olarak 30/09/2006 tarihli toplam 29.401.454,80 TL bedelli iki adet fatura düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, davalının itiraz etmediği faturalar kapsamında kısmi ödemede bulunarak alacağın 1.257.829,12 TL'lik kısmını vade tarihi olan 31/10/2006 tarihinde ödemediğini ve bu tutar için düzenlediği iade faturasını müvekkiline gönderdiğini,
iade faturasının birkaç kez taraflar arasında karşılıklı olarak iade edilmesinden sonra müvekkilinin 1.257.829,12 TL tutarındaki alacağının 30/11/2006 tarihinde ödendiğini, ancak talep edilmesine rağmen alacağın muaccel olduğu 31/10/2006 tarihinden fiili ödeme tarihi olan 30/11/2006 tarihine kadar sözleşme gereği işleyen gecikme faizi ve gecikme cezasının ödenmediğini, bu kapsamda müvekkilinin davalıdan 54.210,69 TL ana para borcu, 16.939,40 TL gecikme faizi,
5.900,23 TL gecikme cezası ve bunların KDV ve ÖİV dahil olmak üzere toplam 77.049,32 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek alacağın anaparaya 04/09/2007 tarihinden iade tarihine kadar işleyecek sözleşme gecikme faizi ve gecikme cezası ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu Eylül 2006 döneminde müvekkili şirketin ilgili santralindeki trafik ölçüm raporlarının tam olarak alınamaması ve eksik trafik değerinin tespit edilememesi sebebiyle 1.391.729,94 TL'lik faturanın davacıya iade edildiğini, 17/11/2006 tarihinde eksik ölçümlerin ikmal edilmesi üzerine davalı adına tahakkuk eden alacak mahsup edildikten sonra 1.156.614,13 TL'nin 30/11/2006 tarihinde davacıya ödendiğini, sözleşme gereği gecikme faizi ve gecikme cezasının talep edilebilmesi için fatura bilgilerinin kesinleşmiş ve ödeme döneminin geçirilmiş olması gerektiğini,
somut olayda trafik bilgileri kapsamında mutabakat sağlanmadığından ve ödeme dönemi geçirilmediğinden herhangi bir alacağın doğmadığını, sözleşme hükümleri ve süre gelen uygulama kapsamında tarafların mahsuplaşma yöntemini benimsemiş olup, BK md. 84 hükmünün uygulanmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin C/3.1 maddesi kapsamında tarafların faturalama dönemini müteakip 10 iş gününü aşmamak kaydıyla, fatura bilgilerini birbirlerine göndereceklerinin, yine sözleşmenin C/5.3 maddesinde taraflardan birinin sözleşmede belirtilen vadesi gelmiş tutarı vade tarihinde ödememesi veya fazla ödeme yapılmış olması durumunda alacaklı veya fazla ödeyen tarafın sözleşmenin 12.3 maddesi gereğince gecikme bedeli alma hakkının bulunduğunun düzenlendiği,
bu kapsamda sözleşmeye uygun olarak düzenlenen davacı faturası ile ilgili olarak davalının ne iade faturası içeriğinde ne de gönderilen ihtarlarda herhangi bir açıklamasının bulunmadığı, buna göre davalının yasal süresi içinde itiraz etmediği fatura bedelinden sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 36.184,12 TL asıl alacak, 8.584,06 TL gecikme faizi, 3.053,34 TL gecikme cezası, 8.607,87 TL KDV,
11.955,38 TL ÖİV olmak üzere toplam 68.384,77 TL alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 26.02.2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/9276, K. 2013/13395, 27 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama