KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/945 E., 2013/18220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/09/2012 tarih ve 2011/272-2012/508 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın 2003 yılından beri müşterisi olduğunu, 2007 yılı Mayıs ayında pancar paralarının ödenmesini müteakip pancar ödemelerinden eline geçen para ile 142.500-USD alarak bunun 62.500-USD’sini vadesiz hesabına geriye kalan 80.000-USD’sini de 30.07.2007 tarihi vade olmak şartıyla hesabına yatırması için davalı banka çalışanı...’e teslim ettiğini, bütün bu işlemleri davalı banka şubesi içerisinde... aracılığıyla gerçekleştirdiğini, banka çalışanı...’i yıllardır tanıdığı ve işlemlerini sürekli onun aracılığıyla yaptırdığı için hiç şüphe etmediğini,
vade tarihi olan 30.07.2007 tarihinde parasını çekmek üzere davalı bankaya geldiğinde hesabında herhangi bir bakiye olmadığını,...’e teslim edilen 142.500-USD’nin hesabına hiç geçirilmediğini ve banka çalışanı...’in bir takım usulsüz işlemler yaparak ortadan kaybolduğunu öğrendiğini, bu hususta Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu, banka çalışanı...’in Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yargılanarak zimmet suçundan mahkumiyetine karar verildiğini, davalı bankanın ise Borçlar Kanunu 55, 99/2 ve 100. maddeleri ile 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 29, 30, 32,
75 ve 76. maddeleri gereğince müvekkilinin uğradığı zarardan dolayı sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 15.000,00-TL’nin 30.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari(avans) faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş olup ıslahla talebini 185.335,50 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davacının imzaladığı her bir belgeden tek tek sorumlu olduğunu, bundan kaçınamayacağını, alacağını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü olduğunu, davacının bankaya değil banka çalışanı...’in kendi şahsına özel bir güven duyduğunu, aralarında müşteri-banka ilişkisinin ötesinde özel bir arkadaşlık ilişkisinin bulunduğunu, davacının kendi kusurlu davranışı ile zararına sebep olduğunu, müvekkili bankanın kusuru olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma,bilirkişi raporu,Ağır Ceza Mahkemesi kararı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka çalışanı...’in davacıdan hesabına yatırılmak üzere banka ortamında aldığı parayı haksız ve hileli davranışlarla zimmetine geçirerek davacıyı 142.500-USD zarara uğrattığı, banka teftiş kurulu raporlarında...’in 2002 yılından itibaren birçok müşterinin hesaplarında çeşitli usulsüzlükler yaptığı ve davacıya ait hesaptan da daha önceki zamanlarda imzasız veya sahte imzalı dekontlarla para çektiği ve buna benzer usulsüz ve hileli işlemler yaptığının tespit edildiği,
davalı bankanın bu süre içerisinde hiçbir tedbir almayıp olayların ancak müşterilerin şikayeti ile ortaya çıktığı, davalı bankanın bu suretle ağır kusurlu olduğu, bu zarardan dolayı davalı bankanın kendine bağımlı olarak çalışan kişi üzerinde işin yapıldığı sırada 3. kişilere zarar vermelerini önleyecek her türlü dikkat, özen, denetim ve gözetim sorumluluğunu yerine getirmeyerek zararın doğmasından ötürü sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 185.335,50 TL’nin 30/07/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/945, K. 2013/18220, 11 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama