KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/9757 E., 2014/13666 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2014
- Mahkemesi
- GİRESUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/02/2013
- Numarası
- 2012/1-2013/65
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.02.2013 tarih ve 2012/1-2013/65 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. N.. K.., davalılardan T.C. Ziraat Bankası A.Ş vekil Av. G A. ve davalı İ.. B.. vekili Av. H.A.İ. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Ziraat Bankası A.Ş tarafından Jandarma Bölge Komutanlığı Askeri Gazinosu adına düzenlenmiş çeklerin Giresun Et galericisi N. B.’den ciro yoluyla alındığını, ancak Çeklerin süresi içerisinde davalı bankaya ibraz edilmesine karşın bedelinin ödenmediğini, davalı bankanın tüzel kişiliği haiz olmayan askeri gazino adına çek karnesi vermesinin kusurlu bir davranış olduğunu, davalı İ.. B..'nın adam çalıştıran sıfatı ile sorumluluğunun bulunduğunu ayrıca çeki tanzim eden Astsubay O.. Ö..'ün de çek sebebiyle sorumlu olduğunu ileri sürerek, toplam çek bedeli olan 84500 TL'nin reeskont faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının diğer borçlu olan ve dosyada taraf olmayan Nazife Babayiğit’den olan alacağına ilişkin tahsil yollarını tüketmediği, dolayısıyla davacıda oluşmuş bir mağduriyetin bulunmadığı, ancak bu şartın gerçekleşmiş olması halinde bile meydana geldiği veya geleceği var sayılan zararlardan davalıların hukuken sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, aksine bilgi, belge ve beyanlara itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, bedeli tahsil edilemeyen çek nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamı itibari ile davacı çek hamilinin elinde bulunan toplam 6 adet, 84.500 TL bedelli çekleri süresi içerisinde bankaya ibraz etmesine karşın savcılık soruşturması kapsamında bedellerini tahsil edemediği anlaşılmaktadır.
Mahkeme karar gerekçesinde davalı bankanın yapılan işlemde kusurunun bulunmadığı gerekçesine yer verilmişse de dosya kapsamı itibari ile çek hamili konumunda olan davacının, çek keşidecisinin tüzel kişiliği haiz olmaması hukuki nedeninden kaynaklı olarak çek bedelini tahsil edemediği aşikardır. Bir başka anlatımla davacı, davalı bankanın eylemi sebebiyle çek bedelini tahsil edememiş ve zarara uğramıştır.
Nitekim davalı bankanın da gerek Çek Kanununun 2. maddesi gerekse konumu itibari ile özen yükümünün bulunduğu açık olup, tüzel kişiliği haiz olmayan askeri gazino ile çek sözleşmesi düzenleyip çek karnesi verme hali başlıbaşına kusurlu bir durumdur.
2- Öte yandan davalılardan astsubay O.. Ö..'ün davaya konu çekleri askeri gazino adına keşide ettiği, ancak; en az iki imza ile düzenlenmesi gereken çekleri kendi imzası ile verdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, adı geçen davalının, kambiyo senetlerindeki imzaların bağımsızlığı ilkesi de değerlendirilmek suretiyle sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi de doğru değildir.
3- Bu kapsamda, davalı O.. Ö..’ün İç İşleri Bakanlığı personeli olduğu ve eldeki davanın davalı İç İşleri Bakanlığı yönünden kusursuz sorumluluk hukuki sebebine dayalı olarak açıldığı göz önüne alındığında davalı Orhan'ın sorumluluğu cihetine gidilmesi halinde davalı İç İşleri Bakanlığının kusursuz sorumluluğunun da bulunup bulunmadığı nazara alınmaksızın sonuca gidilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/9757, K. 2014/13666, 12 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama