KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/997 E., 2013/18586 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
586 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tatvan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02/10/2012 tarih ve 2012/519-2012/716 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, davalı bankanın personeli olan...nun intihar etmesinden sonra yapılan incelemede banka müşterilerinin hesaplarından bu çalışan tarafından usulsüz para çekildiğinin ve bir çok müşteri adına da bilgileri olmadan kredi kullanıldığının ortaya çıktığını, müvekkili hesabından da bilgisi dışında değişik tarihlerde toplam 83.500,00 TL paranın çekildiğini, davalı bankanın personelinin verdiği bu zararı tazmin etmesinin gerektiğini ileri sürerek, anılan meblağın işlem tarihlerinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın hesabından para çekmesine ilişkin dekontta müşteri imzasının bulunduğunu, davacı tarafça imza karşılığı alınan paranın iadesini talep etmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, bir an için davacının boş dekontları imzaladığı kabul edilse bile boş dekontları imzalayan davacının meydana gelen zararda ağır kusur ve ihmalinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve Dairemizin uyulan bozma ilamına göre, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait hesaptan davalı banka çalışan...tarafından usulsüz para çekme ve yatırma işlemlerinin yapıldığı, tediye fişinde müşteri imzasının bulunmasının salt olarak işlemin usulüne uygun olduğu sonucunu doğurmayacağı, imzanın hile ve benzeri yollarla alınmamış olmasının gerektiği, somut olayda da imza bulunmayan üç işlem tutarı 65.000,00 TL açısından davalı bankanın sorumlu olduğunda tereddüt bulunmadığı, 18.500,00 TL tutarlı diğer iki işleme konu imzaların müşteriye ait olduğu,
bu işlemlerden dolayı bankanın sorumlu olmadığı, hesap cüzdanını da ibraz edemeyen davacının anılan tutar bakımından bankayı sorumlu tutamayacağı, Esat Şerefhanoğlu tarafından yapılan toplam 65.000 TL tutarındaki paranın davacı şirketin hesabından çekildiği, dekontlarda müşteri imzası olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, üç işleme konu toplam 65.000,00 TL'nın her bir işlem tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili, dava dilekçesinin netice ve talep kısmında davanın kabulü ile davacının alacağının, paraların çekildiği tarihten itibaren bankacılık işlemlerine uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini istemiş, mahkemece 25.000,00 TL'nin 13/12/2006 tarihinden, 30.000,00 TL'nin 18/12/2006 tarihinden itibaren, 10.000,00 TL'nin 29/12/2006 tarihinden itibaren bankacılık işlemlerine uygulanan en yüksek mevduat faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.
Ancak, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, banka mevduat hesabından izinsiz para çekme ve yolsuzluk işlemleriyle ilgili olarak, mevduatın bankadan talep edildiği tarihe kadar ilgili mevduat cinsine ilişkin davalı bankaca uygulanan faiz oranı üzerinden, bankanın temerrüde düştüğü tarihten itibaren ise avans faizine hükmetmek gerekir.
Bu nedenle; davacının dava tarihine kadar davalı bankaya başvuru yapıp yapmadığının araştırılarak; yapmış ise başvuru tarihine kadar davalı bankaca vadesiz mevduata uygulanan oranda faiz, bu tarihten sonra ise mevduata uygulanan en yüksek faizi geçmemek üzere avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/997, K. 2013/18586, 23 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama