KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2014/14434 E., 2015/2950 K.·Mahkemesi : ... Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2015
Karar Metni
348 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/01/2014 gün ve 2011/208-2014/9 sayılı kararı onayan Daire’nin 30/06/2014 gün ve 2014/5773-2014/12538 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 1963 yılından beri otomobil yedek parça sektöründe dünyaca tanınan markaların yedek parça üreticisi olarak faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanının baş harflerinden oluşan markasını bu tarihten itibaren yoğun ve aralıksız olarak kullandığını, Türkiye'de 1970'li yıllardan beri gerek bizzat gerekse yerli dağıtıcı şirketler aracılığıyla markasını kullanarak faaliyette bulunduğunu, dava dışı ...'nin müvekkilinin distribütörü olduğunu, davalının yönetim kurulu üyesi ve ortağı olduğu şirketlerin ortakları arasında müvekkilin distribütörlüğünü yapan şirketin ortaklarının da yer aldığını,
bu nedenle davalının markanın müvekkiline aidiyetini bilmemesinin söz konusu olamayacağını, zira distribütör şirketi temsilen ... tarafından 24.07.2009 tarihinde müvekkile ait markanın tescil başvurusunda bulunulduğunun bildirilmesi üzerine buna müvekkilince itiraz edildiğini, müvekkilinin WİPO nezdinde yaptığı başvuru neticesinde davalı adına tescil edilmiş markayı öğrendiğini ileri sürerek, 556 sayılı KHK'nın 8/3 ve 42. maddeleri gereğince kötüniyetli tescil nedeniyle davalı adına TPE nezdinde 20.01.2010 tarih 2009/03892 no ile tescilli “ISAM” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davalının marka nedeniyle Türkiye'de bilinirliğinin olmadığını, kötüniyetli tescilden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin gelecekte planladığı yatırımlarda kullanmak amacıyla markayı tescil ettirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır. Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/14434, K. 2015/2950, 5 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama