KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2014/19177 E., 2015/3578 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mart 2015
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada . Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/05/2014 tarih ve 2013/440-2014/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Banka vekili ve davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin davalı Banka nezdinde bulunan mevduat hesabından telefon bankacılığı yoluyla bilgisi dışında 4.700 TL'nin davalı ...'ın hesabına ... yoluyla havale edildiğini, davalı ...'ın bu eylemi gerçekleştirdiğini ve cezalandırıldığını, müvekkilinin şifre ve parola gibi kişisel bilgilerini kimseyle paylaşmadığını, davalıların zarardan sorumlu bulunduklarını ileri sürerek 4.700 TL'nin müvekkilinin hesabından çekildiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili davanın reddini istemi, diğer davalı ... cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 13/08/2007 tarihinde davacının .... bulunan mevduat hesabından telefon bankacılığı yoluyla davalı Hasan'ın 4.700 TL'yi Adana Karşıya ...
Şubesi'ne EFT yaptırmak suretiyle hesabına geçirdiği, bundan dolayı nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkum olduğu, söz konusu kararın davalı aleyhine kesin delil teşkil ettiği ve haksız fiile dayalı sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, olayda ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, buna göre davanın süresi içerisinde açıldığı, davacının olayın hemen akabinde 1 gün sonra söz konusu işlem nedeniyle savcılığa şikayette bulunduğu, bu nedenle davalı bankanın davacının yapılan işleme icazet verdiği yönündeki savunmasının da kabulünün mümkün olmadığı,
davacının hesabından bilgisi olmaksızın yapılan EFT işleminde davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, bankanın müşterinin
haberi olmadan yapılan bu şekildeki işlemlere karşı bunun önlenmesi yönünde gerekli güvenlik tedbirlerini almakla sorumlu olduğu, bundan dolayı hafif kusurlu olsa dahi tazminle mükellef olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.700 TL'nin 13/08/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hasan ve davalı Banka'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalı banka için aynı tarihten itibaren reeskont faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı davalı Banka vekili ve davalı ... temyiz etmiştir.
1- Davalı ...'ın temyiz isteminin incelenmesinde, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalı tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı Banka vekilinin temyizine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/19177, K. 2015/3578, 16 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama