KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2014/8137 E., 2014/15449 K.·Mahkemesi : ... Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2014
Karar Metni
388 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21/01/2014 tarih ve 2013/87-2014/7 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait olan konutun mimarı olduğunu, davalının, eser sahibi müvekkilinden izin ve onay almaksızın eserde birtakım değişiklikler, yenilikler ve ilaveler yaptığını, yapılan değişikliklerin eserin bütünlüğünü ve hususiyetini bozduğunu, müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini ileri sürerek 25.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini, mimari eserin eski hale iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının söz konusu inşaatın hem mimarı hem de müteahhidi olduğunu, anahtar teslimi olarak aldığı inşaatı bitirmeyip yarım bıraktığını, müvekkilinin davacının bıraktığı yerden inşaatı tamamlamaya başladığını, davacının inşaaatı yarım bıraktığı durum itibariyle birçok noktada kendi çizdiği projeye uygun olmayan işler yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı mülk sahibinin her hangi bir proje olmadan gerçekleştirdiği yapıya yönelik müdahalelerinin davacının mesleki onur ve haysiyetini, dolayısıyla manevi haklarını etkilediğinin iddia edilemeyeceği, yapının hususiyet yansıtmadığı, estetik ve sanatsal yönleri bulunmadığı, FSEK kapsamında korunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz istemine gelince; mahkeme ilamı davalı vekiline 05.02.2014 tarihinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesi ise 20.03.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar davalı vekili tarafından gerek 15 günlük yasal temyiz süresi, gerekse katılma yolu ile temyiz için öngörülen 10 günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 01.04.2014 günü temyiz edilmiştir. 1086 sayılı HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/8137, K. 2014/15449, 13 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama