KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2015/4238 E., 2015/11012 K.·Mahkemesi : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2015
- Tarihi
- 07/10/2010
- Numarası
- 2010/803-2010/867
Karar Metni
481 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/10/2010 tarih ve 2010/803-2010/867 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı İ.. M.. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sigortalısı F.D.n vefatı nedeniyle yapılan kurum ödemelerinin rücuen tahsili talebiyle açılan davanın kabul edildiğini, Yargıtay tarafından işveren şirketin ihyası için taraflarına süre verildiğini ileri sürerek davalı şirketin ihyasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, Bakırköy 1. İş Mahkemesinin 2008/125 esas sayılı dosyasında dava konusu edilen borcun davalı şirketin ihtilaflı borcu olduğu, buna rağmen tasfiye işlemlerinin tamamlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı İ.. M.. vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin ihyası istemine ilişkindir. Şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekmekte ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması icap etmektedir.
Bu tür davalarda tüzel kişiliği kalmayan şirkete husumet yöneltilemez. Somut davada, dava tasfiye edilen şirkete ve ticaret sicil memurluğuna karşı açılmıştır. Davacının talebi ile tasfiye memuruna davanın ihbar edilmesi ve karar başlığında tasfiye memurunun ihbar olunan olarak gösterilmesi de husumet eksikliğini gidermez.
Bu durumda mahkemece, davacıya tasfiye edilen şirketin tasfiye memuru aleyhine de dava açması için süre verilmesi, verilen sürede davanın açılması halinde davaların birleştirilerek görülmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, re'sen bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, karar kesinleşmeden yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesinde, mahkemece, ihya (yeniden tescil) isteminin kabulüne karar verilmesi halinde, ek tasfiye işlemlerini yapması için son tasfiye memuru yahut memurlarının yahut da yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanıp, keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesi hükme bağlanmıştır. Anılan hüküm, emredici nitelikte olup, kararın infazı için tasfiye memuru atanması, ihya kararın ticaret siciline tescil edilip, ilanı zorunludur.
O halde, temyiz incelemesinin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesine uygun şekilde ihya kararı verilmesi için kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-) Yine kabule göre, bu tür davalarda, davalılardan Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda olduğundan, davanın açılmasına sebebiyet vermemiştir. Bu durumda, sicil aleyhine harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, aksine hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalılardan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/4238, K. 2015/11012, 26 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama