KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2015/6148 E., 2015/13727 K.·Mahkemesi : ............ Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2015
- Tarihi
- 16/09/2014
- Numarası
- 2013/279-2014/182
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ............ Mahkemesi’nce verilen 16/09/2014 tarih ve 2013/279-2014/182 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ........ tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin asıl unsuru "...." ibaresinden oluşan tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Ş.. K..'nun, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “ŞK+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, itirazlarının nihai olarak YİDK kararıyla reddedildiğini, davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 2013-M-5066 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının itiraza mesnet markalarının asıl unsurunun, dilimizde de sıkça kullanılan beklenmedik etki, herhangi bir önemli olay karşısında geçirilen psikolojik travma gibi anlamlara gelen kavramsal olarak da belirli bir anlam ifade eden üç harfi tek hecede okunan sözcük iken, davalı başvurusunun tek başına herhangi bir anlamı olmayan desenle bütünleşmiş "......" olarak telaffuz edilecek bir rumuzdan oluştuğu, başvurunun, davacı markaları ile işitsel, görsel, kavramsal olarak benzer olmadığı gibi bıraktığı genel izlenimin de tamamen farklı bulunduğu,
bu nedenle iki marka arasında bağlantı kurulma ihtimali dahil karıştırma riskinin olmadığı, işaretler benzer olmadığından davacı markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca bir etkisinin bulunmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/6148, K. 2015/13727, 21 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama