KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2016/9165 E., 2017/3098 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2017
Karar Metni
1.063 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada verilen 21/03/2016 tarih ve 2015/406-2016/187 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının özelleştirme kapsamına alınması ve 20 ayrı dağıtım şirketine ayrılması kapsamında müvekkili ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde akdedildiğini, anılan sözleşmenin üçüncü kişilerin hak iddialarını düzenleyen 7. maddesinde dağıtım faaliyetinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden kaynaklanan sorumluluğun dönemsel olarak paylaştırıldığını,
anılan sözleşmeden önce dağıtım faaliyetlerin davalı tarafından yürütüldüğü sırada kaçak elektrik kullanma tutanağına istinaden düzenlenen kaçak elektrik faturası nedeniyle müvekkili aleyhine esas sayılı dosyaları ile açılan menfi tespit ve istirdat davalarının kabulüne karar verildiğini ve davalara istinaden müvekkilinin icra dosyasına 3.760,41 TL ödeme yaptığını ileri sürerek 3.760,41 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, davanın esasına ilişkin olarak da davacı şirketin özelleştirilmesinin hisse satışı suretiyle gerçekleştirildiğini, hükümleri uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, davacı tarafından düzenlenen devre esas bilanço ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; rücu talebine konu uyuşmazlıkta önce kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan menfi tespit ve istirdat davalarında tazminata karar verildiği, ancak davacının sözleşme gereğince ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle mahkeme ilamları nedeniyle yaptığı 3.760,41 TL ödemeden dolayı karardan sonraki işlemiş faizleri ve icra harç giderlerini talep edemeyeceği, talep edebileceği miktarın 2.629,18 TL olarak belirlendiği, ayrıca davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2.629,18 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
.../...
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı vekili tarafından rücu talebine konu menfi tespit davası olarak açılan ayılı istirdat davasında, bu davanın davacısı tarafından davaya konu olan kaçak elektrik faturasının da istirdat davasının kabulünden sonra bu miktarı geri icra dosyasına yatırdığı ve ödeme yapılmadığı için rücu konusu alacaktan sorumlu olmadığı savunulmaktadır.
Dosyada mevcut bilirkişi raporunda da esas sayılı dosyasında yargılama sırasında 19.06.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile ödeme yapıldığının bildirildiği ancak ödemenin tarihinin belirlenemediği tespit edilmiştir. Bu durumda, mahkemece rücuya dayanak esas sayılı dosyasında bu dosyanın davacısı tarafından yapılan ödemenin tarihi belirlenip, ödeme imzalanmasından sonra ise davacının talep hakkının bulunmadığı da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/9165, K. 2017/3098, 29 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama