KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2017/3899 E., 2019/3003 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2019
Karar Metni
1.354 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 15/02/2016 gün ve 2014/342 - 2016/292 sayılı kararı bozan Dairenin 13/06/2017 gün ve 2016/5012 - 2017/3682 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili ile asli müdahil vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin satın almış olduğu dava dışı...'e ait taşınmaz üzerinde Vakıflar Genel Müdürlüğünün haczi olması nedeniyle, haczin kaldırılması için anılan idarenin davalı nezdindeki hesabına idare alacağını yatırmak için davalı bankaya gittiğini, ancak davalı bankanın müvekkilinden tahsil ettiği parayı ... hesabına geçmesi gerekirken, taşınmazı satan...'in davalı banka nezdindeki kredi borcu hesabına geçtiğini, oysa müvekkilinin bu şekilde bir talebinin bulunmadığını, anılan hesaba yanlış aktarılan paranın iadesinin talep edildiği halde davalı tarafından paranın iade edilmediğini ileri sürerek, 48.184,25 TL'nın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Asli müdahil vekili, davacının dava dışı...'e ait taşınmazı hacizli olarak satın aldığını, haciz şerhinin kaldırılması için müvekkilinin alacağının davalı nezdindeki hesaba davacı tarafından yatırılmasının istenildiğini, ancak davalı bankanın davacının talebi dışında yatırılan parayı kendi alacağının olduğu hesaba geçtiğini ileri sürerek, davacı tarafından yatırılan paranın müvekkilinin alacaklısı olduğu icra dosyası hesabına aktarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının amacının Vakıflar Bölge Müdürlüğünün Vakıflar Bankası'nın Tokat Şubesi'ndeki hesabına para yatırarak satın aldığı taşınmaz üzerindeki haczi kaldırmak olduğu, paranın banka çalışanının hatası yüzünden davalı bankanın dava dışı...'in borçlu olduğu başka bir borca yönelik olarak tahsil edildiği, davalı bankanın BK'nın 55. maddesi uyarınca personelin hatasından adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğu,
davaya konu paranın asıl alacaklı durumunda olan asli müdahile ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı ...'ın açtığı davanın reddine, asli müdahil ...'nün açtığı davanın kabulüne, 48.184,25 TL'nın 31.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili ile asli müdahil vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asli müdahilin karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, banka çalışanlarının hataya düşürmesi sonucu yapılan ödemenin istirdadı istemine, asli müdahale davası ise bankaya yatırılan ve bankanın alacağına mahsup edilen paranın aslında asli müdahilin alacağına mahsuben ödenmesi nedeniyle paranın davalı bankadan tahsili ile asli müdahile ödenmesi istemine ilişkindir.
Davacı, satın alacağı gayrımenkulun üzerinde haciz şerhi olması nedeniyle bu şerhin konulduğu icra dosyasına para havale etmek ve bu suretle şerhi kaldırmak amacıyla bankaya gittiğini, ancak banka görevlisinin ödenen parayı gayrımenkul sahibinin bankaya olan borcuna mukabil tahsil ettiğini, hataya düşürüldüğünü iddia etmektedir. Asli müdahil ise, haczin işlendiği icra dosyasının alacaklısı sıfatıyla paranın kendisine ödenmesini talep etmektedir.
Davacının satın aldığı gayrımenukulun tapu kaydı üzerinde " Tokat 1. İcra Müdürlüğünün 2009/428 E sayılı dosyası – ihtiyati haciz, borç 34.600 TL – 21.01.2010" kaydı bulunmaktadır. Davacı bu gayrımenkulu 31.03.2010 tarihinde satın almıştır.
Tokat 1. İcra Müdürlüğünün 2010/428 E. sayılı dosyasında bulunan 07.01.2010 tarihli ihtiyati haciz kararında 7 borçlu bulunmakta olup bunlardan biride dava dışı gayrımenkulu davacıya satan malik... ise de icra takibi sadece 3 borçlu yönünden başlatılmış, ihtiyati haciz kararında borçlu gösterilen diğer kişiler hakkında İİK'nun 264.maddesinde gösterilen işlemler yapılmamıştır. Takip 21.01.2010 tarihinde başlatılmıştır.
Davacı, bankaya 48.184,25 TL yatırmış, kendisine 31.03.2010 tarihli ve üzerinde "... - 3 kişilerden yapılan tahsilat - ... tarafından kapatılan - Av. ... Vardı" yazılı dekont verilmiştir.
Davacının şikayeti üzerine yapılan savcılık soruşturması sonucunda banka memurları ... ile ...hakkında takipsizlik kararı verilmiş, müştekinin karara itirazı da red edilmiştir.
Dinlenen davacı tanıkları, davacının iddiasını doğrular şekilde beyanda bulunmuşlar ise de davacı tanığı Mehmet Pehlivan tapu müdürünün kendilerini haczi kaldırmak için Vakıflar bankasına yönlendirdiğini, tanık ... ise kendisinin icra dosyasında alacaklı vekili olduğunu ve davacıyı bankaya veya icra müdürlüğüne kendisinin yönlendirdiğini beyan etmişlerdir. Davacının şikayeti üzerine başlatılan kovuşturmada dinlenen ve davacının akrabası olan tanık... ise davacının, tapu malikinin bankaya olan borcunu ödemek üzere geldiğini ve kendisinin de yardımcı olmak için ilgili memura yönlendirdiğini beyan etmiştir.
Bu durumda, davacı tanıkları ile soruşturma dosyasında dinlenen tanıklar ile ilgililerin beyanları, davacıya ödemeden sonra verilen dekontun içeriği ve bu dekonttaki ...'nın bankanın vekili olmasına, davacının gayrımenkulu satın aldığı 31.03.2010 tarihi itibariyle tapu kaydında bulunan ihtiyati haciz şerhinin hükümden düşmüş olmasına, gayrımenkulun maliki olan... aleyhine asli müdahil tarafından takip başlatılmamış olmasına ve takip dosyasında...'in borçlu olmaması hususları gözetildiğinde davacının hataya düşürüldüğüne ilişkin iddiasını ispatladığı kabul edilemeyecektir.
Ayrıca davacı dava dilekçesinde ve yargılama aşamalarında gayrımenkulu satın alan kişi olarak satıcı ile kararlaştırdıkları satış bedelinden daha fazla ödediğini de iddia ve ispat etmemiştir.
Bu nedenle, gerek asıl davanın gerekse asli müdahale davasının reddine karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmadığından Dairemizin 13.06.2017 tarih 2016/5012 Esas - 2017/3682 K sayılı bozma kararının kaldırılarak, kararın değişik bu gerekçe ile davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/3899, K. 2019/3003, 16 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama