KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2018/2572 E., 2019/4190 K.·Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2019
Karar Metni
1.162 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 10/04/2017 tarih ve 2015/308 E. - 2017/119 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/03/2018 tarih ve 2017/592-2018/208 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının fiili taşıyıcı olduğu, Roza A gemisinde tır ile taşınan emtianın davalıya ait araçların park ettiği tır parkında çıkan yangın sonucu zayi olduğunu, zayi olan müvekkili şirketin müşterisine ait malların hasar bedelinin tazmini amacıyla açılan davada İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli kararı ile müvekkilinin 132.799.- TL asıl alacak bedeli üzerinden tazminat ödemesine karar verildiğini, kararın Dairemizin 2014/17450 E. 2015/2624 K. sayılı kararı ile onandığını,
bunun üzerine müvekkilince İstanbul 34. İcra Dairesinin 2010/15234 E. sayılı dosyasına 26.03.2015 tarihinde 239.905.- TL ödeme yaptığını, davalının fiili taşıyan olup zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek müvekkili tarafından icra dosyasına ödenen 239.905.- TL'nin ödeme tarihi olan 26.03.2015’den itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taşıma işleminin müvekkilinin acentesi olduğu Emes Denizcilik ve Nakliyat A.Ş tarafından 20.11.2009 tarihli konişmento kapsamında yapıldığını, 6762 sayılı TTK'nın 119. ve 6102 sayılı TTK'nun 105. maddesi gereğince acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağını, huzurdaki davanın haksız fiilden kaynaklanan hasar iddiasına dayandığını, haksız fiilden dolayı acenteye dava açılmasının mümkün olmadığını, davanın bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu ve süresinde davanın açılmadığını, müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyanın dava konusu olayda sadece deniz taşıması işini üstlendiğini,
iddia olunan hasarın kara taşıması sırasında meydana gelmiş olduğunu ve bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının HMK’nın 124. maddesi gereği taraf değişikliği talebi kabul edilerek davanın Arkas Konteyner Taşımacılık A.Ş’ye izafeten açıldığının kabulü ile davaya devam olunduğu, taşımayı fiilen üstlenmesi nedeniyle Arkas Konteyner Taşımacılık A.Ş’nin emtianın tır parkında yanarak zayi olması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu, İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/144 E. - 2014/232 K. sayılı kararı ile hükmedilen tazminatın İstanbul 34. İcra Dairesinin 2010/15234 E. sayılı takip dosyasında davacı tarafından 26.03.2015 tarihinde 239.905.- TL olarak ödendiği,
TTK'nın 1067. ve 1262. maddeleri uyarınca ödeme tarihinden itibaren davanın hak düşürücü süre veya zamanaşımına uğramaksızın süresinde açıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 239.905.- TL’nin davacının davalıya gönderdiği ihtarnameye göre kendisini temerrüde düşürdüğü tarih olan 12.04.2015’den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/2572, K. 2019/4190, 10 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama