İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2018/3550 K.2020/730

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24/03/2016 gün ve 2010/656-2016/263 sayılı kararı bozan Daire'nin 19/04/2018 gün ve 2016/9948 - 2018/2942 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar…

Esas2018/3550Karar2020/730Tarih23 Ocak 2020Okuma6 dk · 1.253 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2018/3550 E., 2020/730 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Ocak 2020
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.253 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24/03/2016 gün ve 2010/656-2016/263 sayılı kararı bozan Daire'nin 19/04/2018 gün ve 2016/9948 - 2018/2942 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin 2008 yılından itibaren müvekkilinin taşıma işlerini yaptığını ve aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, cari hesap katı neticesinde davalının müvekkiline borçlu olduğunu, ödemelerin aksaması neticesinde başlatılan icra takibinde borca itiraz ettiğini, davalının zamanaşımı itirazının mesnetsiz olduğunu, cari hesabın 2008 yılında kat edildiğini ve bu borcun 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davalının 02.12.2008 tarihinde borç miktarını kabul ve ikrar ederek bu miktar üzerinden ödeme yapacağını taahhüt ettiğini, fakat taahhüdünü yerine getirmediğini, bu nedenle tazminata mahkum edilmesi gerektiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve davalı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sunmuş olduğu 02/12/2008 tarihli taahhütname üzerindeki imzanın davalıya ait olmadığı, davacının alacağını ispatlayacak başkaca belge sunmadığı ve davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.

Davalı vekili, bu kez karar düzeltme istemine bulunmuştur.

Dava, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafça, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, 2008 yılında hesabın kat edildiği, davalının ödeme yapmaması nedeniyle aleyhine icra takibi başlatıldığı oysa, davalı tarafça borcun taraflar arasında yapılan yazışmalarda ikrar edildiği ve hatta 02.12.2008 tarihinde borç miktarı da kabul edilerek bu miktar üzerinden ödeme yapılacağının taahhüt edildiği iddiası ile işbu dava açılmıştır.

Yukarıda da açıklandığı üzere, davacı tarafça iddianın ileri sürülüş şekli ve mevcut delil durumu itibariyle akdi ilişkinin ispatlanamamış olması nedeniyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekirken yazılı gerekçe ile davacı yararına bozulmuş olduğundan, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 19.04.2018 tarih, 2016/9948 E- 2018/2942 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 19.04.2018 tarih, 2016/9948 E- 2018/2942 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, peşin harcın onama harcından mahsubuyla 25,20 TL'nin davacıdan alınmasına, 23/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Dava, taşıma sözleşmesi nedeniyle cari hesap ilişkisinden doğan alacağın istirdadı amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2- Somut olayda Alman uyruklu davacı şirket, 2008 yılında davalı şirketin bir süre müvekkili şirketin taşıma işlerini yaptığını, sözleşme ilişkisinin sona ermesi ve hesabın aynı yıl kat edilmesinden sonra taraflar arasında 02.12.2008 tarihli hesap mutabakatı yapıldığını, davalı tarafın fazla ödemeleri iade etmemesi nedeniyle hakkında yapılan icra takibine haksız olarak itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu, oysa mail yazışmalarında da davalı tarafın borcu ikrar ettiğini ileri sürmüş ve itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

3- Davacı tarafça dosyaya sunulan mail yazışmalarında, “biges.net” adresinden ... tarafından, babasına ithafen davacı tarafa bir çok mail yazışmaları gönderildiği, bunun dışında ...’in babası ...’un da aynı meyanda bir adet yazışmasının bulunduğu, ayrıca davalı taraf şirket kaşesi altında 02.12.2018 tarihli belge ile 24.538 Euro borcun aylık 2.000 Euro taksitlerle davalı tarafa ödenmesinin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.

4- Davalı taraf 14.09.2010 tarihli cevap dilekçesinde, zamanaşımı def’inde bulunmuş, ayrıca 02.12.2008 tarihli borç ikrarını haiz belgeye itirazda bulunmuştur. 16.05.2011 tarihli düplik dilekçesinde ise ayrıca e-posta yazışmalarına da itirazda bulunmuştur.

5- Mahkemece oluşturulan 09.02.2012 tarihli ara kararı ile taraflara ait ticari defterlerin sunulması için inceleme günü olan 26.09.2011 tarihine kadar kesin süre verilmiş, inceleme gününden önce davacı taraf Alman mevzuatına göre tuttuğu tüm muhasebe kayıtlarını dosyaya sunmuş ise de, davalı taraf hiçbir mazeret bildirmeksizin ticari defter ve kayıtlarını sunmamış olup, yeminli mali müşavir ve öğretim üyesi bilirkişi heyetinden alınan 10.04.2012 tarihli raporda, davalı tarafın sürekli oyalama taktiği kullanması nedeniyle zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı, sunulan delil ve belgelere göre davacı tarafın 19.523 Euro alacaklı olduğu rapor edilmiştir.

6- Ticaret sicili kayıtlarına göre, şirketin iki ortağının bulunduğu, 05.03.2010 tarihli kararla, ...’ın 05.03.2010 tarihinde ... isimli şahıstan hisse devir aldığı ve o şahsın bu tarih itibariyle müdürlük görevinin sona erdiği ve 05.03.2020 tarihine kadar şirket müdürü olduğu, hakim ortak ...’ın ise 01.05.2014 tarihine kadar müdürlük görevi ve temsil yetkisinin devam ettiği anlaşılmaktadır.

7- Davalı taraf rapora itirazında, bilirkişilerin görüşlerine ve uzmanlıklarına itirazda bulunmuş, ancak kendi ticari defterlerini sunma girişiminde ve beyanında bulunmamıştır. Bunun üzerine mahkemece 27.06.2013 tarihli celsede, rapora itiraz eden davalı tarafa, mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor almak üzere, 500 TL ücret yatırması, aksi halde ek rapor alınması talebinden vaz geçmiş sayılacağına karar verilmiş, davalı tarafça ücret yatırılmış ve bilirkişiler ek raporlarında, kök raporlarındaki görüşlerini değiştirecek yeni bir veri sunulmadığından, aynı görüşlerini tekrar ettiklerini beyan etmişlerdir.

8- 02.12.2008 tarihli borç ikrarını haiz belge altındaki imzanın, önceki ortak ...’a ait olup olmadığı yönünden grafolog bilirkişiden alınan raporda, imzanın bu kişiye ait olmadığı belirtilmiştir. Oysa şirketin o tarihte ... ve ... isimli iki ayrı temsilcisi ve müdürü olduğu halde bunlardan sadece biri yönünden imza incelemesi yapılması doğru olmamıştır.

9- Mahkemece 14.07.2015 ve 15.10.2015 tarihli celselerde alınan kararda, taraflara yeniden defter ve belgeleri sunmaları için kesin süre verilmiş, sunmadıkları takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacakları ihtarında bulunulduğu halde, ücret yatırması için davacı tarafa süre verilmiş, ancak inceleme gününe kadar davalı tarafça defter ibrazında bulunulmamıştır. Mahkemece buna rağmen davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, davacı taraf ise davalı tarafa yemin teklifinde bulunulmuştur. Davalı şirket temsilcisi ... 24.03.2016 tarihli celsede, davacı şirketin, kendisinin temsilcisi olduğu şirkete hiçbir hizmet vermediğine namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş ve bu nedenle davanın reddine karar verilmiştir.

10- Dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nın 202.maddesi “cevap layihasını hasmına tebliğ ettirdikten sonra onun muvafakatı olmaksızın müdafaa sebeplerini tevsi veya tebdil edemez. Ancak ıslah haliyle 186 ncı madde hükmü müstesnadır” şeklindeki uyarınca cevap dilekçesi sunduktan sonra savunmasını değiştiremeyeceği gibi, genişletemez de.

Somut olayda, davacı taraf dava dilekçesinde, davalı şirketi temsilen davalı şirket yetkilisi ... ve oğlu ...’in davacı şirket yetkilileri ile e-mail yazışmalarında bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 02.12.2008 tarihli borç ikrar yazısı altındaki imzayı inkar etmiş, ancak e-mail yazışmalarını inkar etmediği halde, düplik dilekçesinde bu yazışmaları inkar etmiştir.

Mahkemece savunmanın genişletilmesine muvafakat olmadığı için sonraki inkarın dikkate alınmaması gerektiği halde, şirket bilgisayarlarında inceleme dahi yapılmaksızın ve bu hususlar araştırılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

11- İlk bilirkişi raporu için taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunması için kesin süre verilmiş, davacı taraf kendi elinde olan ve Alman Kanunlarına göre tutulmuş muhasebe kayıtlarını dosyaya sunduğu halde, davalı taraf hiçbir defter, kayıt ve ticari yazışma dosyalarını sunmadığı için davacı taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşmuş ve mevcut kayıtlar uyarınca bilirkişi rapor ve ek raporunda davacı tarafın haklı olduğu zikredilmesine rağmen bu raporlar hiç tartışılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

12-Taraflar arasında ticari ilişkinin olup olmadığı ancak davalı tarafın sunacağı ticari defter ve kayıtlarla ispat edileceği için, menfi vakıayı ispat yükü davalı tarafta olduğu halde, ikinci rapor sırasında bilirkişi ücretinin davacı tarafa yüklenmesi doğru olmamış, davalı taraf kesin mehile rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı halde, rapor alınması zayit olacağı halde, menfi vakıayı ispat yükü kendisinde olmayan davacı tarafın davayı ispat edememiş sayılmasına ve yemin deliline zorlanması da doğru olmamıştır.

Dairemizin yerleşik kararlarına göre, başkaca delillerle ispat edilmiş vakıalar yönünden, tarafın yemin deliline zorlanması da keza doğru olmamış ve mevcut delillere göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Daire çoğunluğu tarafından, davanın reddine dair, yerel mahkeme kararının bozulmasına dair temyiz ilamının karar düzeltme aşamasında kaldırılarak hükmün onanmasına karar verilmesini doğru bulmuyorum.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/3550, K. 2020/730, 23 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/3550
Karar No
2020/730
Tarih
23 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2018/3556 K.2020/115
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2018/3558 K.2020/348
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2018/3559 K.2020/114
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2018/3560 K.2020/692
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2018/3561 K.2020/520
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2018/3562 K.2020/473

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.