KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2019/3309 E., 2020/1774 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2020
Karar Metni
1.089 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/09/2017 tarih ve 2015/933 E- 2017/782 K. sayılı kararın davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 02/05/2019 tarih ve 2018/154 E- 2019/559 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,
6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili davacı tarafın yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 18.780,00 DM miktarında para verdiğini, müvekkili davacı tarafa yatırdığı para karşılığı belge verildiğini, bu parasının müvekkiline iadesinin gerektiğini, davalı tarafın Bankacılık Kanununa aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini, davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin vs. cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak vs. suçlarından değişik ceza dava dosyalarında yargılandıklarını,
davalı şirket veya şirketlerin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını, diğer davalı gerçek kişi ...'ın da şirket veya şirketlerin yöneticisi olması nedeniyle müvekkili davacı tarafı zarara uğrattığını ileri sürerek, taraflar arasında mevzuata aykırı olarak kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne ve müvekkili ... için 9.602,06 Avro (18.780,00 DM), müvekkili ...için ise 4.801,03 Avro (9.390,00 DM) olmak üzere toplam 14.403,09 Avro'nun davalı tarafa verildiği tarihten itibaren işleyecek döviz faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, davacıların davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, 8.935,06 Avro'nun 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince dava tarihinden itibaren devlet bankalarının Avro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek döviz faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu karara karşı davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olmakla Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'nun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması Ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31/12/2014 tarihine kadar,
pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.
Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16.maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/3309, K. 2020/1774, 19 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama