KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2020/2619 E., 2020/4956 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2020
Karar Metni
491 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.04.2017 tarih ve 2013/348 E- 2017/323 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 22.10.2018 tarih ve 2017/2029 E- 2018/1611 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 25/06/2012 tarihli distribütörlük sözleşmesi gereği Suudi Arabistan'da tek distribütörün davacı şirket olduğunu, üreticinin sözleşme ile kararlaştırılan bölgede tek satıcı dışındaki diğer satıcılara mal göndermemesi gerektiğini, üreticinin sözleşme bölgesinde doğrudan satış yapmasının sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça yasak olduğunu, davacı şirketin sözleşme gereğince tek distribütör olmasına güvenerek bazı masraf ve giderlerde bulunduğunu, ancak davalının taahhütlerini yerine getirmemesi sonucu yapılan masraf ve giderlerin boşa gittiğini,
davalı üretici şirketin sipariş edilen malları göndermediğini, bu durumun davacının kendi tedarikçilerine karşı taahhütlerini yerine getirmemesine ve ciddi maddi kayıplara neden olduğunu belirterek maddi zararlarının tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddia ettiği gibi böyle bir sözleşme olmadığını, davalı şirket yetkilisinin imzasının benzetilmeye çalışılarak düzenlenen bir belgenin mevcut olduğunu, imza incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ile imzaladıklarını iddia ettiği tek satıcı distribütörlük sözleşmesinin aslını dosyaya sunamadığı, davacı tarafından sunulan belgenin bilgisayar ve ekipmanları aracılığıyla oluşturulmuş olduğundan imza incelemesi yapılamadığı, davalı şirket yetkililerinin davacı ile distribütörlük sözleşmesi imzalamadıkları hususunda yemin ettikleri, taraflar arasındaki ticari ilişkinin distribütörlük sözleşmesi yapıldığını göstermeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 2017/2029 esas ve 2018/1611 karar sayılı ve 22.10.2018 tarihli ilamıyla, dava konusu sözleşmenin aslının davacı tarafça dosyaya sunulmadığından davalının sözleşmedeki imza itirazına ilişkin olarak sözleşme üzerinde imza incelemesi yapılamadığı, bu durumda taraflar arasında düzenlenmiş bulunan hukuken geçerli bir distribütörlük sözleşmesinin varlığını kabul etmenin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki mail yazışmaları ise sadece satış ilişkisinin kurulmasından ibaret olduğu, davacıya tek satıcılık yetkisi verme iradesi taşımadığı,
davacı tarafça teklif edilen yeminin de davalı şirket temsilcisi tarafından 25.09.2014 tarihli duruşmada eda edildiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/2619, K. 2020/4956, 11 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama