KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/1624 E., 2022/7880 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2022
Karar Metni
1.044 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19.12.2018 tarih ve 2016/286 E. - 2018/483 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine,
istinaf istemlerinin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.11.2020 tarih ve 2019/468 E. - 2020/986 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davanın davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, davacının 23.09.2011 tarihinden bu yana inşaat-mimarlık ve mühendislik hizmetleri faaliyetine bulunduğunu, 31.07.2011 tarihinde www.mottomimarlık.com ve www.mottoarchitects.com alan adlarına bağlı internet sitesinde yaptıkları inşaat, mimarlık ve mühendislik hizmetlerine ilişkin faaliyet ve projelerinin tanıtımının ve duyurularının MOTTO ibaresi markasal olarak kullanılarak yapıldığını, davacının başkası adına tescilli olan 2011/40932 sayılı “MOTTO DESIGN” markasını satın aldığını,
davacının MOTTO ibaresi üzerinde 2011 tarihine dayanan ticaret ünvanı ve eylemli tescilsiz markasal kullanımlarının ve “MOTTO DESIGN” markasından doğan tescilli markasal öncelik haklarının bulunduğunu, davalıya e-posta ile yapılan iş başvurularının davacıya geldiğini görmeleri üzerine davalı şahıslara “MOTTO” markasını kullanmamaları için 01.08.2014 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davalıların kötüniyetli olarak “MOTTO” esas ibareli 4 ayrı marka başvurusu yaptığını, 3 başvurunun TPMK tarafından reddedildiğini,
2014/66442 sayılı “MOTTOTPU” ibareli başvurunun yayınlandığı bültenin tarih ve sayısı görülmediğinden başvurunun yayını üzerine davacı tarafından süresinde itiraz başvurusu yapılamadığını, davacının ihtarına rağmen “MOTTO” klavuz ibaresini şirket ünvanı olarak da 15.10.2014 tarihinde tescil ettirildiğini, uyuşmazlık konusu bu işaretlerin asli unsurunun müştereken “MOTTO” ibaresi olduğunu, mimarlık, architect ve Tasarım Proje Uygulama sözcüklerinin baş harflerinden oluşan TPU eklemelerinin markalara ayırt edicilik katmayan yardımcı unsurlar olduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu,
davacının ihtarından sonra kötüniyetli olarak marka başvurusu yapıldığını, ayrıca "MOTTOTPU" ibareli markanın tescil edildiği şekil dışında, davacının markası ile tescilli ticaret ünvanı hakkına iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığını ileri sürerek, davalıların marka ihlal eylemlerinin tespitini ve durdurulmasını, 556 sayılı KHK'nın 62. maddesine göre 5.000.- TL manevi tazminat tahsilini, ayrıca “MOTTOTPU” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davanın davalıları vekili, asıl ve birleşen davalarda, davacı şirketin tescilinden ve faaliyetlerinden önce, davalılar tarafından “Slogan” anlamında kullanılan MOTTO ibaresinin, MOTTOTPU ismi ile davalılardan ... tarafından 20.06.2011’de kullanıldığını, markanın gerçek hak sahiplerinin davalılar olduğunu, 13.05.2011 başvuru tarihli “MOTTO DESIGN” markasının davacı tarafından fiilen davalılardan önce kullanılmamış olduğunu, davalıların 19.06.2011 tarihinde “mottotpu.com” alan adı tesciline ilişkin ödeme belgeleri,
20.06.2011 tarihli tescil onay belgesi ve ayrıca logo sipariş ve websitesi çalışmalarına ilişkin belgelerin bu iddialarını ispatladığını, davalıların “MOTTO TPU” ibareli markasının 2011 başlarından itibaren sosyal medyada yer aldığını, MOTTO markasını fiilen kullanan ve tanıtan gerçek hak sahibinin davalılar olduğunu, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin gerekçeli kararında “motto tpu” ibaresinin ve “mottopu.com” alan adının davalılar tarafından kullanımlarının davacının tescilli veya tescilsiz marka haklarına tecavüz niteliğinde olmadığı hükmüne varıldığını, haksız rekabetin davalılar tarafından değil,
davacı tarafından yapıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada, 13.02.2017 tarihli duruşmada 6 ve 7 numaralı ara kararla bilirkişi heyetinden rapor alınmasına ve davacıya bilirkişi ücretini karşılamak üzere ek avans yatırmasına dair kesin süre kararı verilmesine rağmen davacının kesin süreye uymadığından bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçtiği, davacının diğer delillerin davanın ispatına yeterli olmadığı, davalı firmanın MOTTO ibareli tescilli ticaret ünvanı terkin edilmediği sürece TTK kapsamında kullanma hakkı da vermekle aynı ibare kullanımında marka tecavüzünde bulunduğu anlamına da gelmeyeceği;
birleşen dava yönünden, davalı şahıslara ait 2014/66442 sayılı "MOTTOTPU" ibareli markanın davacı tarafa ait 2011/40932 tescil sayılı "MOTTO DESIGN" ibareli marka ile 556 sayılı KHK'nın 8/1. maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzerliğinin mevcut olduğu, hükümsüzlüğü talep edilen “MOTTOTPU” ibareli markanın kapsamındaki 37. ve 42. sınıflara konu hizmetlerin tamamının, davacının önceki tarihli “MOTTO Design” ibareli marka tescili kapsamında bulunduğu,
her iki markada asli unsur olarak MOTTO görsel şeklin ön plana çıktığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu 37. ve 42. sınıftaki hizmetler yönünden ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "MOTTOTPU" markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacının "MOTTO DESIGN" ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Karara karşı asıl ve birleşen davaların davacı vekili ve birleşen davanın davalıları vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosyada bulunan delillerin asıl davanın ispatına yeterli olmadığı, birleşen dava yönünden ise davalı şahıslara ait 2014/66442 sayılı "MOTTOTPU" ibareli markanın davacı tarafa ait 2011/40932 tescil sayılı "MOTTO DESIGN" ibareli marka ile 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzerliğinin mevcut olduğu,
hükümsüzlüğü talep edilen “MOTTOTPU” ibareli markanın kapsamındaki 37. ve 42. sınıflara konu hizmetlerin tamamının, davacının önceki tarihli “MOTTO Design” ibareli marka tescili kapsamında bulunduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların davacı vekili ve birleşen davanın davalıları vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davaların davacısı vekili ve birleşen davanın davalıları vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davanın açıldığı tarihte geçerli olan 556 sayılı KHK'nın marka hükümleri uyarınca, davalının markasal kullanımının bu dosyada hükümsüzlüğü istenilen tescilli markaya ilişkin olmasına, davacının tescilli markası yönünden davalının markasal kullanımının olmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/1624, K. 2022/7880, 8 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama