KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/3052 E., 2022/8191 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2022
Karar Metni
583 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.11.2020 tarih ve 2019/241 E. - 2020/466 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.11.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ... şirketinin liman işletmecileri yasal sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalının Gebze Efeport Limanında verdiği elleçleme, yükleme, boşaltma gibi liman hizmetleri sırasında limanda hizmet alan üçüncü kişilere ait gemi, kargo ve mallarda oluşacak zararlardan dolayı sorumluluğunu teminat altına aldığını, davalının akdettiği destek hizmet sözleşmesi kapsamında 01.01.2013 itibariyle liman hizmetlerinin fiilen ifasını üstlendiğini, 09.04.2013 tarihinde M/V Maren isimli gemiden Rozak Demir A.Ş.'ye ait emtianın tahliyesi sırasında gemiye zarar verildiğini ve yükün hasarlandığını,
zararın sigortalı tarafından hak sahiplerine ödenerek tazmin edildiğini, bunun üzerine tenzili muafiyet sonucu belirlenen 136.763,61 USD'nin sigortalıya ödendiğini, davacının TTK'nın 1481. maddesi uyarınca sigortalısının halefi konumuna geldiğini ileri sürerek, 136.763,61 USD'nin ödeme tarihinden itibaren Amerikan Dolarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsil tarihindeki kur üzerinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayda tüm sorumluluğun davalıya yüklenemeyeceğini, davalının da davacı ... şirketinin sigortalısı olduğunu ve davacıdan alacaklı bulunduğunu, bu nedenle takas- mahsup talebinde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, davalı tarafça yapılan takas ve mahsup def’ine dayanak yapılan alacakların bir başka mahkemede görülen itirazın iptali davalarına konu yapıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 118. maddesi) uyarınca,
takas iradesinin bildirilmesiyle her iki borç takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarında sona ereceğinden taraflar arasında görülen takas ve mahsuba dayanak olmak üzere dava konusu aynı olan ve davalı TRN'nin davacı ...'den alacaklı olduğu İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/675 esas sayılı dosyasında 34.717,02 TL üzerinden, 2015/676 esas sayılı dosyada ise 22.753,50 TL üzerinden takibin devamına karar verildiği ve işbu kararların kesinleşmiş olduğu,
işbu davada tespit edilen alacak miktarından İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce hüküm altına alınan ve kesinleşen alacak miktarlarının mahsup edilmesi gerektiği ve davacının ihtarının tebliğ şerhi sunulamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının temyiz itirazının incelenmesinde; davalının takas mahsuba konu alacakla ilgili başka mahkemede ayrıca itirazın iptali davası açtığı, bu davanın 22.753,50 TL alacak yönünden kabulle sonuçlandığı ve bu miktar yönünden takibin devamına karar verildiği dikkate alındığı aynı alacak için bu dosyadan da takas işleminin uygulanmasının davalı yönünden mükerrer tahsile yol açacağı gözetilerek işbu davada talebin tamamının hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3052, K. 2022/8191, 22 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama