KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/3867 E., 2022/7896 K.·Mahkemesi: Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2022
Karar Metni
822 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07/06/2018 tarih ve 2017/124 E.- 2018/232 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-esastan kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 02/10/2020 tarih ve 2018/2078 E.- 2020/1014 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 01/02/2012 tarihinde satış ve cari hesap sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşme gereğince davacıdan parke yapımında kullanmak üzere sözleşmede belirtilen miktarda agrega almayı taahhüt ettiğini, ancak alması gereken miktarda malzeme almadığını, ayrıca sözleşmede yasaklanmasına rağmen başka şirketlerden malzeme aldığını, kusuru ile sözleşmenin feshine sebep olduğunu ileri sürerek,
müvekkilinin yoksun kaldığı kar tutarından şimdilik 2.000.-TL ile sözleşmede belirlenen cezai şart tutarından şimdilik 1.000.- TL’nin temerrüt tarihi olan 24/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 12/02/2018 tarihinde ıslahla 1.000.- TL olan cezai şart talebini 100.000.- TL’ye, 2.000.- TL olan yoksun kalınan kar talebini 370.985.- TL’ye çıkartmıştır.
Davalı vekili, taraflar arasında cari bir ilişki olduğunu, mal alım miktarına ilişkin uygulamanın uzun süre ihtilafsız devam ettiğini, bu sebeple davacının sözleşmeye aykırılık ve kar kaybı iddialarının yerinde olmadığını, taraflar ticari ilişkilerini karşılıklı anlaşma ile sonlandırdıklarından, herhangi bir fesih bulunmadığından cezai şartın şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, davacının sözleşmede belirtilen kalitede malı ürettiği ve miktar bakımından yeterli tesisi kurduğu, davalının ise taahhüt edilen miktarda malı almadığı, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacı dışındaki başka firmalardan da sözleşmeye konu maldan aldığı, sözleşmenin davalının kusuru ile yerine getirilemediği, taraflar arasındaki sözleşmede cezai şart kararlaştırıldığı,
tarafların tacir oluşu, sözleşme kapsamındaki işin büyüklüğü dikkate alındığında cezai şartın fahiş bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, yoksun kalınan kar olan 368.443,48 TL’nin belirsiz alacağın niteliğine göre davalının noter ihtarı ile temerrüde düşürüldüğü 04/02/2017 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, cezai şart yönünden ise alacağın belirli olması göz önüne alınarak toplam 100.000.- TL cezai şartın 2.000,00 TL'sinin 24/02/2017, 98.000,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 12/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan 01/02/2012 tarihli "Satış ve Cari Hesap Sözleşmesi"nde öngörülen yıllık asgari ürün alımı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı kar mahrumiyeti ve cezai şart alacağından kaynaklandığı, taraflar arasındaki sözleşmede, davalının, davacıdan, 01/02/2012-01/02/2017 yıllarında her yıl için en az 36.000 ton agregayı almayı taahhüt ettiği, davacının, davalının 5 yıllık sözleşme süresince 84.699,65 ton eksik agrega aldığını iddia ettiği, davacının, davanın açıldığı tarihte davalının ne kadar eksik malzeme aldığını ve miktarını bildiği,
dolayısıyla hesaplanabilir bir alacağı olduğundan belirsiz alacak davası açamayacağı, taraflar arasındaki sözleşme de içerisinde belirtilen süre içinde feshedilmediğinden davacının sözleşmenin 11. maddesi mucibince cezai şart talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının kar mahrumiyetine ilişkin davasının usulden, cezai şart alacağına ilişkin davasının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak davacı vekilince yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin kar mahrumiyetine ilişkin temyiz itirazlarına gelince.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce kar mahrumiyeti alacağına ilişkin davanın belirsiz alacak olarak açıldığı, ancak kar mahrumiyeti alacağının hesaplanabilir, belirlenebilir olduğu, bu nedenle belirsiz alacak davası açılamayacağından davanın usulden reddine karar verilmişse de, 2.000.- TL üzerinden kar mahrumiyetine ilişkin dava açılmış olup, bu istemin HMK 109/1. maddesi uyarınca kısmi dava olarak kabul edilip, yargılamaya devam edilerek,
sözleşme süresinin 5 yıl olması ve süresinin bitmesi nedeniyle kar mahrumiyeti istenemeyeceği gözetilerek kar mahrumiyeti alacağı hakkında da davanın reddine dair esastan hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirse de, sonuç itibarıyla davanın reddine karar verilmesi doğru olmakla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kar mahrumiyetine ilişkin gerekçesinin bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
Usul ve yasaya uygun BAM kararının onanmasına hükmedilmesi gerekirken düzeltilerek onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3867, K. 2022/7896, 8 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama