KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/4306 E., 2022/8148 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2022
Karar Metni
966 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20.03.2019 tarih ve 2018/141 E- 2019/111 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.02.2021 tarih ve 2019/987 E- 2021/135 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava konusu 2017/05341 sayılı “ÇİĞDEM BODYFORM” ibareli marka tescil başvurusuna müvekkilinin "FORM" ibareli markalarına dayanak 6769 sayılı SMK’nun 6/1, 6/4 ve 6/5 maddeleri gerekçe gösterilerek yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "FORM" asıl unsurlu tanınmış markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olup iltibas tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin redde mesnet markalarının 32. sınıfında ve 35. sınıfın 32. alt sınıfında yer alan malları ile itiraz edilen markanın eşya listesinde yer alan malların birebir aynı olduğunu,
35. sınıfın 1. alt sınıfında yer alan hizmetler ile müvekkiline ait FORM markalarında yer alan mallarında yakından ilişkili olduğunu, bu hususun iltibas ihtimalini arttırdığını, müvekkil şirkete ait “FORM” markalarının tanınmış marka olduğundan davalı yanın kötü niyetli marka tescil başvurusunun tüm emtialar yönünden reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek YİDK'ın 22.02.2018 tarihli ve 2018-M-1482 sayılı kararının 32. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin tümü ve 35. sınıfın 1. ve 32. alt sınıfında yer alan mal ve hizmetlerin tümü yönünden iptaline,
dava konusu marka başvurusunun tescili halinde dava konusu markanın belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kurum vekili, müvekkilinin kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, davacının itirazına mesnet markaları ile davalının başvurusu arasında benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 2015/30381, 2015/79991, 2015/79996, 2016/41861, 2014/21704, 2014/21712, 2014/21783, 2013/41764, 2013/41705, 2006/01243; "eti form", "eti form", "eti form", "eti form", "eti form formda kal", "eti form", "eti form", "eti form", "form+", "form plus", "eti form şekil" ibareli markaların sahibi olup, anılan marklar ile dava konusu başvurunun karıştırılacak derecede benzer olmayıp, anılan markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı,
başvuru markasının parçalara ayrılarak incelemeye konu olmasının doğru olmayıp, ÇİĞDEM BODYFORM markasının bütün olarak bıraktığı izlenimin, davacının form ibareli markalarından farklı olduğu, “Form” ibaresinin Fransızca bir sözcük olup “biçim, form, endam, bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu” anlamına geldiği, mezkur sözcüğün aynı zamanda dilimize yerleşmiş, günlük yaşamda sıklıkla kullanılan bir sözcük olduğu, hemen hemen tüm sektörlerde yaygın kullanılan ve aşina olunan bir ibare olduğundan, ayrım gücü zayıf bir marka olduğu,
“Form” sözcüğünün, çeşitli sektörlerde herkesin kullanabileceği türden ve ayrım gücü zayıf bir ibare olduğundan, özellikle ayırt edici ek/sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağı, nitekim somut olayda da başvuru markası ÇİĞDEM BODYFORM ibarelerinden oluştuğundan ve iş bu markada baskın unsurun ÇİĞDEM ibaresi olduğu, anılan ibarenin başvuru markasına ayırt edicilik kazandırdığı,
bir bütün olarak Çiğdem Bodyform markasının davacı markalarından oldukça farklılaştığı, davacı vekilinin başvuru markası kapsamında kalan mallar açısından da benzerlik bulunduğu ve iltibas ihtimalinin arttığı yönündeki iddialarının kabul edilemeyeceği, SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas tehlikesinden bahsedebilmek için, markaların kapsamlarında aynı ya da benzer mal ve hizmetlerin bulunmasının yanı sıra, markaların işaret anlamında da benzer olması gerektiği, ancak işaret anlamında benzerlik şartı gerçekleşmediği için, anılan markaların kapsamlarında yer alan emtiaların araştırılmasına dahi ihtiyaç bulunmadığı,
başvuru markasının davacı markalarına benzer olmaması nedeniyle tanınmışlık şartları da oluşmadığı, davacı şirketçe “form” ibareli markalarının 6769 SK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlık vasfına haiz olduğunun ispatlanamadığı, somut dava yönünden 6769 SK 6/5. maddesinin uygulanabilirliğinin bulunmadığı, ayrıca markalar arasında iltibas bulunmadığından kötü niyetten de bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar veriilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu, mahkemece ön inceleme aşamasından sonra,
başkaca bir tahkikat yapılmasına gerek olmadığı görülürse, yani mevcut dosya içeriği ile usul ya da esas bakımından bir karar vermek mümkünse, nihai bir kararla davanın sona erdirilebileceği (HMK. m.138, 142), tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği,
buna göre "ÇİĞDEM BODYFORM" ibareli dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet "FORM" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarında "FORM" kelimesinin ortak olmasına karşın, anılan ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olması,
"FORM" ibaresinin dava konusu markada baskın unsur olarak yer almaması ve ek kelimelerin yarattığı farklılık nedeniyle, taraf markalarının görsel ve işitsel açıdan farklı olduğu , marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığı, yine başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4306, K. 2022/8148, 22 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama