KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/4959 E., 2022/8920 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2022
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.09.2018 tarih ve 2015/363 E. - 2018/923 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2019/940 E- 2021/437 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının batık Sümerbank tarafından kullandırılan ve 27/04/1998 tarihi itibari ile katedilen ödenmemiş kredi borcunun borçlusu olduğunu, borçlu hakkında İstanbul 5. İcra Dairesi'nin 2013/16061 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun icra dosyasına tüm borca, faize, ferilerine ve imzaya itiraz ettiğini, takip talebinde belirtilen faizlerin sözleşme gereği faizler olduğu ve davalı tarafça imzalandığını, borçlu TMSF'ye devredilen Sümerbank'tan kredi kullandığını, müvekkilinin TMSF'nin iştiraki olup müvekkili şirketin %100 hissesinin TMSF'ye ait olduğunu,
müvekkili firmanın aynı zamanda TMSF'nin halefi olduğunu, temlik ile birlikte rüçhanlı alacağın da bir bütün olarak temlik alana geçeceğini, halefi oldukları fon alacaklarında zamanaşımının 20 sene olduğunu, borçlunun yaptığı itirazların tüm gerekçelerinin yersiz olduğunu, borçlular itirazlarını iyi niyet kaideleri ile bağdaşmayacak şekilde yaptığını belirterek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili.
Sümerbank A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç nedeniyle Manisa 2. İcra Dairesi'nin 1998/1105 Esas sayılı dosyası ile 18/05/1998 tarihinde 6.065.748.911 TL borç ile ilgili icra takibi yapılıp takibe süresi içerisinde kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkile ait olmaması ve bu nedenle müvekkilin borçlu olmadığından bahisle itirazda bulunulduğunu, takibin müvekkili yönünden durduğunu, icra dosyasının 31/12/1999 tarihinde işlemden kaldırıldığını, iş bu kez davaya konu icra dosyası ile ikinci defa icra takibinde bulunduğunu, bu nedenle icra dairesine derdestlik itirazında bulunduğunu,
davacının sadece İİK 67/4. maddesi gereği alacak davası açma hakkı bulunduğunu, müvekkili aleyhine aynı konuda mükerrer takip yapmasının usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, takip konusu 17/03/1998 tarihli kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, uzman bilirkişi tarafından bilirkişi incelemesi yapılması halinde imzaların müvekkiline ait olmadığının ortaya çıkacağını belirterek, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının getirtilen imza asılları ile mahkeme huzurunda alınan tatbiki imzaları ile takibe dayanak GKS'deki imzalar kıyaslanmak suretiyle ATK Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan 25/04/2018 tarih 2017/113051 sayılı bilirkişi raporu ile inceleme konusu GKS'deki ... (...) ... atılı imzalar ile ... ... ait mukayese imzalar arasında yapılan inceleme neticesinde takibe dayanak sözleşmedeki imzanın bu kişiye ait olmadığı saptandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin daire başkanı ve uzmanlarından oluşan kurul halinde düzenledikleri anlaşılan 25.04.2018 tarihli raporu ile kredi sözleşmesinde davalıya atfen bulunan davalı imzasının davalıya ait olmadığının tespit edildiği, buna göre mahkemece davanın reddi yönünde verilen karar isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde olmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4959, K. 2022/8920, 12 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama