KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/5046 E., 2023/841 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/440 Esas, 2021/185 Karar
- Dava tarihi
- 05.02.2013
- Hüküm
- Kısmen kabul
Karar Metni
742 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekilince, duruşmasız olarak davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirkete teslim edilen aracın davalı şirket çalışanı... idaresinde iken dava dışı ...'ın kullandığı motorsikletle çarpıştığını, ... mirasçılarının açtıkları tazminat davasında araç sürücüsü...'nun %37,5 oranında kusurlu bulunarak davacı şirketin araç maliki olması sebebiyle tazminata hükmedildiğini, kararın icraya konulması ardından müvekkili tarafından 255.320,00 TL'nin icra müdürlüğü hesabına yatırıldığını, kazaya karışan araç protokol gereği kullanılmak,
bakımı yapılmak üzere davalı şirkete teslim edildiğinden Karayolları Trafik Kanunu'nun 3 üncü maddesine göre uzun süreli kiralama nedeniyle işletenin davalı kiracı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesinde meydana gelecek kazadan doğacak tüm ziyanın davalı şirkete yükleneceğinin ve davacı şirketin fesih hakkının saklı olduğunun belirtildiğini, bu suretle meydana gelen kaza sebebiyle davacı tarafından ödenen tazminatın müvekkiline iadesinin gerektiğini ileri sürerek 255.323,00 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza edilen bir sözleşme bulunmadığını, teklif mektubunun sözleşme niteliğinde olmadığını ayrıca bu teklif mektubunun genel şartlar 1. bendinde teklif verme tarihinden itibaren başlamak üzere firma teklifine 30 gün süre ile bağlı kalınacağı şartının konulduğunu, davacı şirketin dava konusu aracın maliki olduğunu, kasko ve trafik sigortasının yaptırılmasının aracın malikine ait olduğunu, rücu talebinin hukuki şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 04.03.2014 tarih, 2013/102 E. ve 2014/53 K. sayılı kararı ile uzun süreli ariyet ilişkisinin varlığı nedeniyle gerçekte işleten sıfatının davacıya değil davalıya ait olduğu, davacının davaya konu trafik kazası nedeniyle dava dışı kişilere ödediği maddi ve manevi tazminatın tamamını taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine istinaden davalıdan isteyebilme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 01.10.2015 tarih, 2014/12905 E. ve 2015/9773 K. sayılı kararıyla sigorta poliçesine istinaden sigorta şirketine başvurulup başvurulmadığı, sigorta şirketi tarafından davacıya veya müteveffa ...'ın mirasçılarına herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığına ilişkin araştırma yapılması gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin aracın zorunlu trafik sigortacısına ödeme tarihinde rücu imkanı mevcut iken başvuru yapmadığı, müteselsil sorumlu durumunda olan davalının durumunu ağırlaştırıldığı, bu miktarın 18.952,58 TL olduğu, bu miktar çıkarıldıktan sonra davacının davalıdan rucü edebileceği miktarın 236.367,42 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı tazminat miktarının tamamını rücu edebileceğine dair sözleşme hükmü bulunduğunu, davaya mesnet tazminat dosyasında gerek davalı şirkete gerekse zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketine ihbarda bulunulduğunu, bilirkişi raporunda ayrık görüşe itibar etmenin usule uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin işleten sıfatına sahip olmadığını, taraflar arasında sözleşme imzalanmadığını, araçların bakım-onarım, her türlü kasko ve zorunlu mali mesuliyet sigortalarının davacı yanca yapılacağının kararlaştırıldığını kaldı ki sigorta poliçesi uyarınca poliçe bedelinin 7.000,00 TL değil 70.000,00 TL olduğunu bu sebeple hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan taşıma teklif mektubu uyarınca davalı tarafından yapılan taşıma sırasında meydana gelen trafik kazasında vefat eden kişinin mirasçılarına Mahkeme kararına istinaden yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 762 nci ve devamı maddeleri
3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ve davacıya yükletilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/5046, K. 2023/841, 14 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama