KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/9102 E., 2023/2865 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/850 Esas, 2021/330 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2016/676 E., 2019/87 K.
Karar Metni
1.381 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ve davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %25 oranında hissedarı olduğunu, davalı şirketin 30.05.2016 tarihinde yaptığı Olağan Genel Kurul toplantısında, Yönetim Kurulu üyelerine aylık 10.000,00 TL huzur hakkı verilmesine ve geçmiş yıl kârlarının şirket sermayesine ilavesine karar verildiğini, şirket kârının tümüyle yönetim kuruluna üyelerine verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, şirketin yaklaşık 15 yıldır müvekkiline hiçbir ödeme yaptığını, şirket ortağının kâr payı almaya hakkı olduğunu ileri sürerek genel kurulda alınan 6 ve 7 numaralı kararların iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2015 yılına kadar yönetimde görev aldığını, yeniden yönetim kuruluna seçilemeyen davacının kötü niyetli davranarak iş bu davayı açtığını, genel kurulda alınan kararların oy çokluğuyla alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kabul edilen huzur hakkının işin genişliği ve şirketin mali durumuna uygun olmadığı gerekçesiyle genel kurul kararının 6 ncı maddesinin iptali talebinin kabulüne, 7 nci maddenin iptaline yönelik talebinin ise alınan kararın gerekli nisapla alınmış olması, kararın kanun ve ana sözleşmeye uygun olması sebebiyle iptalini gerektirecek şartların oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile duruşma açarak bilirkişi raporu alındığı, yapılan değerlendirme kapsamında genel kurul tarafından alınan geçmiş yıllar kârlarının dağıtılmayarak sermayeye eklenmek suretiyle sermaye artırımına karar verilmesinin şirketin ve ortaklarının lehine olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın 6 ncı madde yönünden usul, yasa, ana sözleşme ve tüm dosya kapsamına uygun olduğu, kararlaştırılan huzur hakkının şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerine örtülü kâr dağıtımı niteliği taşıdığı gibi, diğer ortakların ve davacının mali haklarına zarar verecek nitelikte olduğu,
dürüstlük kuralına da uygun olmadığı, dolayısıyla bu karar yönünden davanın kabulü ile bu kararın iptaline yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının 7 nci madde yönünden usul, yasa, ana sözleşme ve dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe
1. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 356 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 394 üncü maddesi.
2. Değerlendirme 1. İlk Derece Mahkemesi’nce davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak bilirkişi raporları alınmış, tahkikat tamamlanmış, istinaf başvuruları 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece yargılamasında görülen eksikliğin duruşma açılmak ve yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle tamamlandığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 1 inci alt bendi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dâhi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, yargılamadaki eksikliğin duruşma açılarak giderilmesi hâllerinde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği,
bu gibi hâllerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur.
Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
22.07.2020 tarih 7251 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle değişik 6100 sayılı Kanun'un 356 ncı maddesine eklenen ve yayım tarihinde yürürlüğe giren ikinci fıkranın da yukarıda belirtilen hallerden farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir nitelikte değildir.
Nitekim, bilindiği ve 6100 sayılı Kanun'un 354 üncü maddesinde ve özellikle bu maddenin gerekçesinde değinildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak incelemenin biri denetim açısından, diğeri ise dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunmaktadır.
Ayrıntıya girilmeden ifade edilecek olursa, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlık üzerinde yeniden bir inceleme yapılması halinde, aynı Kanun'un 356 ncı maddesinin ikinci fıkrasında değinilen ve verilmesi gereken karar “yeniden esas hakkında bir karar” olmak durumundadır.
Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesindeki eksikliklerin giderilmesi amacıyla duruşma açılıp yeni bir bilirkişi raporu alındığına göre, artık bu yeni rapor da değerlendirilerek yeniden esas hakkında bir karar verilmelidir.
Tüm bu nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fırkası ve 371 inci maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Uyuşmazlık, İlk Derece yargılamasında eksiklik görülmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılması durumunda, duruşma sonunda hangi kararın verileceğine ilişkindir.
Konu ile ilgili yasal düzenleme 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Yasa'nın 36 maddesi ile eklenen 6100 sayılı HMK 356/2 maddesidir.
Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 356 maddesinde "353 üncü maddede belirtilen haller dışında incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı, bu durumda duruşma gününün taraflar tebliğ edileceği" düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar vermesinden sonra HMK 352 veya 353 maddelerde belirtilen hallerin mevcudiyetinin tespiti halinde ne şekilde karar vereceği hususunda kanunun mevcut halinde açık bir hüküm bulunmadığından, uygulamada duruşma açılmasından sonra istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile HMK 352 veya 353 üncü maddelerdeki hallerde gerekli kararların verilip verilemeyeceğine ilişkin tereddütler oluştuğundan, bölge adliye mahkemeleri arasında farklı kararlar verilmekte iken uygulama birliğinin sağlanması ve durumun açıklığa kavuşturulması için madde başlığı da değiştirilmek suretiyle HMK 356 maddesine, 7251 sayılı Yasa'nın 36 maddesi ile ikinci fıkra eklenmiştir.
HMK 356/2 maddesi "Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verir" hükmünü taşımaktadır.
HMK 356/2 maddesi hükmü hiçbir tefsir-tevil ve yoruma muhtaç olmayacak derecede vazıh ve sarih olup, hüküm gerek kendi içinde gerekse HMK'nın diğer hükümleri ile herhangi bir tenakuzu da barındırmamaktadır.
Madde gerekçesinde vurgulandığı ve madde metninde de açıkça zikredildiği üzere bölge adliye mahkemesince duruşma açıldıktan sonra, dosya içeriğine ve hukuka uygun her türlü kararın verilmesi mümkündür.
Bölge Adliye Mahkemesi, duruşma açılarak eksik görülen deliller toplandıktan sonra istinaf başvurusunun esastan reddine veya ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabul veya reddine karar verilmesi hususunda HMK 356/2 maddesi değişikliği ile takdir hakkı tanınmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi takdir hakkını elbetteki keyfi değil, dosya içeriğine ve hukuka uygun şekilde kullanacaktır.
HMK 356/2 maddesi hükmü, yorumu gerektirmeyecek derecede bu kadar açık iken, yasa hükmünü işlevsiz bırakacak bir yorumla yasanın öngörmediği bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Yargı organları, yasaları uygulamakla mükellef olup, yasaların Anayasa'ya aykırılığı halinde başvurulacak yol, o yasa hükmünün Anayasa Mahkemesince iptalinin sağlanmasıdır.
Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece yargılamasında eksiklik görülmesi üzerine HMK 356/1 maddesi gereğince duruşma açılmış, eksikliklerin giderilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesinin aynı gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf aşamasında yürürlüğe giren HMK 356/2 maddesi hükmü derhal uygulama ilkesi gereğince derdest davalarda da uygulanacağından, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi yerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu halde taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi kararının yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/9102, K. 2023/2865, 10 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama