KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/4013 E., 2023/6161 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Karar Metni
914 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasının vefatından önce diğer oğlu Halil İbrahim'e vekalet verdiğini, bu vekaletnameyle Halil İbrahim'in babası yerine senet düzenleyip davalıya verdiğini, davalı ...'ın takibe dayanak olarak göstermiş olduğu senette bulunan imzanın müvekkilinin babasına ait olmadığını, senedin müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla düzenlendiğini, müvekkili ve diğer kardeşlerinin 860.498,49 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek adli yardım talebinin kabulüne, davacı aleyhine yapılan haksız, hukuka aykırı ve dayanaktan yoksun icra takibinin öncelikle tedbiren durdurulmasına ve dosyadan alacaklıya ödeme yapılmamasına, mahkemece yapılacak inceleme ve savcılık soruşturmasının beklenmesiyle birlikte takibin tümüyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunmuş ve takip dosyasında tüm borçlulara tebligat yapıldığını, borçlulardan birinin borca itiraz ettiğini, onun da reddedildiğini, başkaca borca itiraz olmadığını, imzaya da itirazın da bulunmadığını, dosyaya yatan paranın tüm borçluların miras bırakanlarından geldiğini, tedbir konmasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının murisi ...'ın dava dışı ...'a 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile geniş yetkiler verdiği, verilen vekaletin sahteliğine dair herhagi bir karar olmadığı için geçerliliğini koruduğu,
senedin altındaki imzanın ...'a ait olduğunun Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma dosyasındaki beyanlardan sabit olup murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olmasına rağmen ...'ın borcu kabul tarihinin 10.07.2002 olduğu ve borcun kabul beyanı sonrası kesinleşip murisin vefatından sonra mirasçılarına tebligatlar yapılarak herşeyin usulüne uygun seyrettiği,
senetler sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu ve borçlu tarafından tanık dinletme talebine davalının muvafakati olmadığı gibi iddiayı ispata yarar yazılı delille iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davanın adli yardımlı açılması sebebi ile teminat alınmadığı da dikkate alınarak asıl alacak miktarının %20'si oranında davacının tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu icra takibinin müvekkilin babası ...'a başlatılmış bir icra takibi olduğunu, icra takibinin 08.07.2002 tarihinde yapıldığını, ... hastanede ağır bir durumda iken oğlu ... tarafından 10.07.2002 tarihinde borcu kabule yönelik işlem tesis edildiğini, ...'ın 12.07.2002 tarihinde vefat ettiğini, vadesinin 20.03.2002 olduğu belirtilen senete karşı icra takibinin daha önce borçlu yaşarken ve iş hayatında aktif çalışırken veya vefatından sonra değil de ...'ın vefat etmek üzere olduğu günlerde yapıldığını,
...'ın babasının vefatı öncesinde kendisine vekaletname verdiğini ve vekaletnamedeki yetkilerini kullanarak senede imza attığını belirttiğini, ilgili senette ...'ın imzası açıkça taklit edildiğini, imza taklit etmek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacakken şahıs hakkında takipsizlik kararı verilmesinin haksız olduğunu, haciz işlemlerinin sadece müteveffanın vefatı sonrası miras olarak bıraktığı taşınır ve taşınmazlara ilişkin olduğunu, amacın mal kaçırmak olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibin dayanağı olan bononun vade tarihinin 20.03.2002 olduğu ve müteveffa ... tarafından, oğlu ...'a verilen 1 Şubat 1989 tarihli vekaletname ile kambiyo senedi düzenleme yetkisi de dahil olmak üzere geniş yetkiler verildiği, söz konusu vekaletnamenin sahteliğiyle ilgili herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı, senette keşideciye atfen atılan imzanın murisin vekili olan ...'a ait olduğundan bahisle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/20566 Soruşturma sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiği,
murisin ölüm tarihinin 12.07.2002 olup, murisin vekili olan ...'ın geçerli vekaletnameye dayanarak borcu kabul ettiği tarihin 10.07.2002 olduğu, buna göre davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, icra takibine konu bonodaki imzanın kime ait olduğu, bononun geçerli olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504 üncü maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Alınmadığı anlaşılan 269,85 TL temyiz ilam harcı ile 1.330,20 TL temyiz başvuru harcının 6100 sayılı Kanun'un 339 uncu maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4013, K. 2023/6161, 25 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama