KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/4098 E., 2024/315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/734 Esas, 2022/124 Karar
- Davalılar
- 1.... (TÜRKPATENT) vekili Avukat ...
Karar Metni
2.052 kelime·10 dk okuma·14 bölüm
2. ... vekili Avukat ...
İLK DERECE MAHKEMESİ
Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
2018/206 E., 2019/448 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2006/13765 sayılı "LEVER" ibareli markanın sahibi olan ve markasını yenilemeyen Lever Hidrolik Makina San.ve Tic. Ltd.
Şti.nin 03.05.2012 tarihli inhisari lisans sözleşmesi altında lisansörü olduğunu, davalı gerçek kişinin 04.10.2016 tarihinde 2016/78078 sayılı "LEVER" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından lisansörü olduğu markaya dayalı olarak iltibas, önceye dayalı kullanım ve kötü niyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiğini, müvekkili itirazının önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkilinin "LEVER" markası üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olduğunu,
zira 2006/13765 sayılı markanın yenilenmediği 06.04.2016 tarihi öncesinde lisans sözleşmesine, sonrasında kendi nam ve hesabına dayalı olarak müvekkilinin bu markayı kullandığını, öte yandan başvuru tarihi itibariyle 556 sayılı KHK'nın yürürlükte bulunduğu ve KHK döneminde 2006/13765 sayılı marka malikinin, 2016/78078 sayılı dava konusu başvuruya muvafakat vermesinin de sonucu değiştirmeyeceğini, davalı başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu, çünkü başvuru sahibi davalı ...’ın, müvekkiline "LEVER" markası için lisans veren Lever Ltd.Sti’nin sahibi ve tasfiye memuru ...’un damadı olduğunu,
2006/13765 sayılı "LEVER" markasının hükümden düştüğü 04.10.2016 tarihinde dava konusu başvurunun yapıldığını, müvekkilinin eski ortağı ve satış müdürü olan ve ayrıca ...’un eşi ...’ün kardeşi olan ... tarafından 18.03.2016 tarihinde kurulan Denka Ltd.
Şti’ne "LEVER" markası için 13.07.2017 tarihli lisans verildiğini, böylece müvekkilinin inhisari lisansına konu markanın yenilenmeyerek hükümden düşürülmesi suretiyle müvekkilinin inhisari lisansı sonlandırılırken, dava konusu başvurunun tescili suretiyle "LEVER" markası ile tanınan müvekkilinin piyasadan silinmesine uğraşıldığını, bu nedenle 2016/78078 sayılı marka başvurusuna yaptıkları itirazın reddine ilişkin YİDK kararının yerinde olmadığını, öte yandan müvekkilinin 2017/68406 sayılı "LEVER" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu,
bu başvurunun ise 2016/78078 sayılı başvuru sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca kısmen reddedildiğini, bu karara karşı müvekkilinin itiraz ettiğini, itirazında da her iki başvuruya ilişkin itirazların birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini ancak bu taleplerinin dikkate alınmadığını ve YİDK tarafından itirazlarının reddedildiğini, açıkladıkları nedenlerle bu kararın da yerinde olmadığını ileri sürerek,
YİDK'in 2018-M-1593 sayılı kararının iptaline, 2016/78078 sayılı markanın tescile bağlanmış olması halinde hükümsüzlüğüne, yine YİDK'in 2018-M-1797 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başvuru markasının "LEVER" (2017/68406) ibaresini içermesi, mesnet markanın da "LEVER" (2016/78078) ibareli olması ve emtia benzerliğinin gerçekleşmesi karşısında 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi koşullarının oluştuğu, buna ilişkin 2018-M-1797 sayılı YİDK kararının yerinde bulunduğu,
2018-M-1593 sayılı YİDK kararı yönünden ise davalının 04.10.2016 tarihinde başvurusu yapılan 2016/78078 sayılı "LEVER" ibareli markası ile davacının o tarihte daha lisans sahibi olarak kullandığı 2006/13765 sayılı "LEVER+şekil" ibareli marka arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik olmadığı, davacının bu markayı kullanımının kendisi adına değil, inhisari lisansör olarak dava dışı asıl marka sahibi Lever Ltd.
Şti’nin kullanımı olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu açıdan davacının kendisi adına tescilli markası olmadığından somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki koşulların da oluşmadığı, aynı nedenle 556 sayılı KHK 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı, davacı gibi LEVER markası altında aynı emtianın üretimi için faaliyet göstermeyi planladığı anlaşılan ve basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan, üstelik davacıya 03.05.2012 tarihli inhisari lisans tanıyan Lever Ltd.
Şti’nin sahibi ve tasfiye memuru olan ...’un damadı olduğu anlaşılan davalı ...’ın, davacı firmadan, davacı firmanın sağladığı mal ve hizmetlerden ve davacı firmanın 2006/13765 sayılı LEVER markasını Lever Ltd.
Şti’nin tanıdığı 03.05.2012 tarihli inhisari lisans ile tek başına kullandığından haberdar olmamasının mümkün olmadığı, davalının bilinçli olarak LEVER marka örneği ve mal/hizmet listesi tercihinde bulunduğu, ayrıca, dava dışı Lever Ltd.Sti tarafından, en geç 03.02.2016 tarihine kadar feshi ihbar gönderilmeyerek inhisarı sözleşmenin süresi 03.05.2017 tarihine kadar uzatılırken, markanın en geç 06.04.2016’dan itibaren 6 aylık süre içerisinde yenilenmeyerek hükümsüz kalmasına yol açılmasının, taraflar arasındaki sözleşmeye, ticari teammüllere ve hayatın olağan akışına uygun bir eylem olmadığı,
davacıya "LEVER" ibareli markası için 03.05.2012 tarihli inhisari lisans tanıyan, işbu inhisarı lisansa göre markayı kendisi ve 3. başka bir kişiye kullandırtma veya lisans sahibi davacının izni olmadıkça marka tescilinden vazgeçme hakkını dahi haiz olmayan, üstelik markası üzerinde markanın cebren satışına yol açabilecek muhtelif haciz ve ihtiyati hacizler bulunduğu ve 01.05.2015’de tasfiyeye girdiği anlaşılan dava dışı Lever Ltd.
Şti tarafından, inhisari lisans sözleşmesinin süresinin 03.05.2017’e kadar uzatılarak davacının lisans sözleşmesi ile bağlı kalması, kendi adına LEVER ibareli bir tescil başvurusu yapamaması ve markasal kullanımlarının marka sahibi Lever Ltd.
Şti’nin kullanımı olarak kabul edilmesi sağlanırken, markanın yenilenmeyerek 06.10.2016 itibarıyla hükümsüz kalmasının, cebri icrayla satılamamasını ve yeni başvurulara yer açılmasını sağladığı, "LEVER" ibaresinin, 2006/13765 sayılı "LEVER" markasının hükümsüz kalmasından 2 gün önce 04.10.2016’da, Lever Ltd.
Şti’nin sahibi ve tasfiye memuru olan ...’un damadı olan davalı ...’ün yaptığı davaya konu başvuru üzerinden kullanılmasının planladığı algı ve kanaati oluştuğu, dolayısıyla başvurunun kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2018-M-1593 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2016/78078 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne, dava konusu 2018-M-1797 sayılı YİDK kararına yönelik açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvurunun kötü niyetli yapıldığını gösterir kanıtların itiraz ekinde sunulmadığını, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair bir kanaate de ulaşılmadığını, davacının başvurunun kötü niyetli olduğunu ispat edemediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece mahkemesince, 2006/13765 sayılı marka için marka sahibi olan dava dışı Lever Ltd. Şti. tarafından 03.05.2012 tarihli sözleşme ile inhisari lisans hakkı tanındığı, sözleşmenin 03.05.2017 tarihine kadar geçerli olduğu ancak söz konusu markanın koruma süresinin sonu olan 06.04.2016 tarihinde yenilenmediği ve bu şekilde hükümden düşmesinin sağlandığı,
sonrasında da 2006/13765 sayılı markanın sahibi olan dava dışı şirketin sahibi ve tasfiye memuru olan ...’un damadı davalı ...’ın, dava konusu başvuruyu yaptığı, bu şekilde "LEVER" ibaresinin, davacı devre dışı bırakılarak davaya konu başvuru üzerinden kullanılmasının planladığı gerekçesiyle dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu kabul edilmiş ise de bu değerlendirmenin dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, zira davacı taraf hiçbir zaman 2006/13765 sayılı marka üzerinde mülkiyet hakkı sahibi olmadığı, markayı inhisari lisans sözleşmesi ile kullandığı, bu hususun, İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu,
markanın malikinin dava dışı Lever Limited Şirketi olduğu, davacı ile dava dışı Lever Limited Şirketi arasındaki 03.05.2012 tarihli lisans sözleşmesinin süresi 1 yıl olarak öngörüldüğü, taraflardan birisinin sürenin bitiminden 3 ay önce yazılı olarak sürenin bittiğini ve uzatılmayacağını ihbar etmezse lisans sözleşmesinin bir yıl daha uzatılmış olacağı ve müteakip süre bitimlerinde de aynı prensibin uygulanacağı, o halde, 2016 yılında taraflarca ihbarda bulunulmadığından, lisans sözleşmesi 03.05.2017 tarihine kadar uzatıldığı, bununla birlikte, 2006/13765 sayılı marka, dava dışı Lever Ltd.
Şti.'nin mülkiyetinde olduğundan, her zaman lisans sözleşmesinin feshini istemesinin mümkün olduğu, marka malikinin lisans sözleşmesini feshinin haklı olmaması ya da sözleşmeye aykırı bulunması halinde, lisans alanın bundan doğan zararlarını lisans verenden istemesi mümkün ise de artık fesihten sonra markayı kullanmasının mümkün olmadığı, bu durumda, ilk derece mahkemesinin, dava dışı Lever Ltd.
Şti.'nin lisans sözleşmesi ile bağlı olduğu, bu nedenle 2016/13765 sayılı markasını kullanamadığından, 2016/13765 sayılı markasının hükümden düşmesini sağlayarak yakınına dava konusu başvuruyu yaptırdığı, bu şekilde davacıyı bertaraf etmeye çalıştığı gerekçesinin yerinde olmadığı, çünkü yukarıda belirtildiği üzere dava dışı marka sahibinin her zaman davacının 2006/13765 sayılı markanın kullanmasını engelleme hakkı olduğu,
aksinin kabulü halinde, 2006/13765 sayılı markanın maliki olan dava dışı şirketin, bu markasını yenileme külfeti altında olduğu ya da bu markanın artık yalnızca davacı tarafından kullanılabileceği gibi bir durum doğar ki, bunun mülkiyet hakkının kapsamı ile bağdaşmadığı, yine ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere, davacının 2006/13765 sayılı markayı kullanması kendi adına olmayıp, lisans sözleşmesine dayalı olarak marka sahibi adına olduğundan, davacının lisans sözleşmesi ile sahip olduğu hak dışında "LEVER" markası üzerinde bir hakkının bulunmadığı,
tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğuna ilişkin gerekçesi yerinde olmayıp, bunun dışında başvurunun kötü niyetli olduğu, diğer bir deyişle dava konusu başvurunun tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik olarak yapıldığı ispat edilemediğinden,
kötü niyet iddiası yönünden de YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu yönden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı, ayrıca somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki faklı talep birleştirilmiş ve YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edildiği, mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmediği,
davalı Kurumun yukarıda belirtilen istinaf itirazları ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansımasının düşünülemeyeceği, dolayısıyla YDİK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
dava konusu 2018-M-1593 ve 2018-M-1797 sayılı YİDK kararlarının iptaline yönelik davaların reddine, dava konusu 2016/78078 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararın son kısmındaki müvekkilinin istinaf talebinde bulunmadığı gerekçesi ile karardan faydalanamayacağını belirterek müvekkile ait markanın "tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine" karar verildiğini, burada uygulanması fiilen imkansız ve muğlak bir karar ortaya çıktığını, diğer davalı Kurum vekilinin istinaf gerekçelerini yerinde bularak ilk derece mahkemesinin "hükümsüzlük" kararını kaldırdığını, ancak müvekkilinin bu karardan faydalanamayacağını ileri sürerek,
ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı bulduğu kararı olduğu gibi yeniden markanın hükümsüzlüğüne şeklinde karar verdiğini, müvekkilinin, davaya ilişkin tebligatlar gıyabında muhtara yapılmış olması nedeniyle davadan vaktinde haberdar olamadığı için yargılama aşamasında yer alamadığını, ancak dosya istinaf incelemesine geçtiğinde e devlet üzenden hakkındaki yargılamadan haberdar olduğunu, burada hukuka ve hakkaniyete uygun olanın, süresi içinde kararı istinaf eden diğer davalı Kurum vekilinin istinaf gerekçeleri haklı görüldüğüne göre,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı gerçek kişinin marka başvurusuna yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü ile davacının marka başvurusunun 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi maddesi uyarınca reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun)5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4098, K. 2024/315, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama