KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/414 E., 2023/3522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1401 Esas, 2020/295 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/ 389 E., 2019/514 K.
Karar Metni
747 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu taşınmazı 20.10.2016 tarihinde dava dışı ...'dan satın aldığını, davalı bankanın kredi müşterilerinden olan dava dışı A.C Kimya...Ltd.
Şti.'nin, 12.01.2016 tarihinde davalı bankadan 100.000,00 TL tutarında kredi kullandığını, önceki malikin münhasıran bu kredinin teminatı olmak üzere taşınmaz üzerine davalı banka lehine ipotek tesis ettirdiğini, sözü edilen kredinin son taksidi hariç olmak üzere ödendiğini, davalı bankanın ipoteğin kaldırılmasını engellemek için son taksidin müvekkili ve asıl şirket tarafından ödenmesini kabul etmediğini ve akabinde asıl borçlu ve müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine giriştiğini,
bu takibin dayanağı olan borçların büyük bir kısmının davalı banka tarafından müvekkilinin taşınmazı satın almasından sonra asıl borçluya kullandırılan kredilerden kaynaklandığını, müvekkilinin belirtilen tarihten sonra kullandırılan kredilerden sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğunun sadece 12.01.2016 tarihli kredinin bakiye borcu için söz konusu olduğunu, müvekkilinin bakiye borcu ödemeye hazır olduğunu ileri sürerek 12.01.2016 tarihli kredinin davalı bankaya ödenmesi gereken bakiye borcunun mahkeme veznesine depo edilerek ipoteğin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu ipoteğin, asıl borçlu şirketin bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olmak üzere tesis edildiğini, asıl borçlu şirketin, müvekkili bankaya yüklü miktarda borcu olduğunu, ipotekli bir taşınmazı devralan davacı taşınmaz malikinin asıl borçlu şirketin borçlarından ipotek limiti kadar ve taşınmazıyla sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dışı ...'a ait taşınmazı davalı bankanın ipotek şerhi ile birlikte satın aldığı, ipoteğin, asıl borçlu şirketin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarını 200.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı, davacının ipotek miktarı kadar borçtan sorumlu olduğu, bilirkişi raporuna göre, dava dışı şirketin borcunun ipotek miktarının üzerinde bir rakam için devam ettiği ve davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu ipoteğin asıl borçlu şirket tarafından 12.01.2016 tarihinde kullanılan 100.000,00 TL tutarlı kredinin teminatı olmak üzere tesis edildiğini, bu nedenle sözü edilen kredinin bakiye borcu olan 5.830,82 TL'nin mahkeme veznesine depo edilerek ipoteğin kaldırılması gerektiğini, bu talebin kabul görmemesi halinde ise müvekkilinin ancak asıl borçlu şirketin, müvekkilinin taşınmazı satın almadan önce kullandığı kredilerden dolayı sorumlu tutulabileceğini, asıl borçlu şirketin, belirtilen tarihten önce sadece 2 adet kredi kullandığını,
müvekkilinin bu kredilerin bakiye borcunu ödemeye hazır olduğunu, bu borcun mahkeme veznesine depo edilmesi suretiyle ipoteğin kaldırılması gerektiğini, aksi yöndeki gerekçede isabet bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/414, K. 2023/3522, 6 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama