İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/4505 K.2024/719

Taraflar arasındaki asıl davada rücuen tazminat, cezai şart talebi, birleşen davada protokolün feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2022/4505Karar2024/719Tarih5 Şubat 2024Okuma11 dk · 2.111 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2022/4505 E., 2024/719 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Şubat 2024
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Sayısı
2019/1659 E., 2022/388 K.
Hüküm
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2012/47 E., 2019/507 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.111 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki asıl davada rücuen tazminat, cezai şart talebi, birleşen davada protokolün feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Asıl davacı/birleşen davalı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 15.10.2005 tarihli protokolle davalıya ait demirbaşların, markaların, logoların müvekkilince satın alındığını, davacı ve davalı şirketlerin protokolün asli tarafları olup, diğer davalı şahısların ise müşterek ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıklarını, protokolün ilgili hükümleri gereğince protokol tarihine kadar öncesinde vuku bulan hukuki vergi, ceza vb. sair kamu borçlarının ve mevcut personelinin bütün kıdem ve ihbar tazminatlarının davalı şirkete ait olduğunun hüküm altına alındığını,

protokol tarihinden önce davalı şirket çalışanı Nuri Bağcı'nın ölümü üzerine 13.06.2005 tarihinde işçilik alacakları talepli olarak açılan dava sonucunda aslında davalı şirkete ait olan icra takip borcunu ödemek zorunda kaldığını, bu davaya istinaden müvekkili tarafından muhtelif tarihlerdeki ödemelerin toplamının 126.998,94 TL olduğunu, müvekkilinin davalılardan bu ödemeleri defalarca talep ettiği halde sonuç alamadığını,

protokolün 8.2 maddesi ve bu maddenin gönderme yaptığı 4.1 maddesinde belirtilen real değerin %10'u olan 40.000,00 TL cezai şart talep etme hakkının müvekkili açısından doğduğunu belirterek 126.998,94 TL'nin ve 40.000,00 TL cezai şartın avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Asıl davalı/birleşen davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 13.02.2012 tarihi itibariyle tasfiye işlemlerinin sona erdiğini, şirket hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, vefat eden işçinin ailesine ev alınmak suretiyle kıdem tazminatı kapsamında davalı şirket tarafından ödeme yapıldığını, davacının bu kapsamda ödeme yapmadan önce şirketi bilgilendirmesi gerektiğini, yani sonuç olarak davacının bu şekilde davalı şirketin bilgisi dışında mükerrer ödeme yaptığını, dolayısıyla hukuki sonuçlarına davacının katlanması gerektiğini,

davalı şirketin tasfiye edilmiş olması ve sicilden terkin edilmiş olması nedeniyle böyle bir borç olsa bile hüküm ifade etmeyeceğini, kefiller açısından kefalet süresinin ve muayyen bir miktar bulunmadığından protokoldeki kefalet kaydının geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Birleşen davada ise birleşen davacı şirket ve gerçek kişiler şirketin tasfiye sürecinin başlamış olduğundan bahisle artık protokolün bir bağlayıcılığı bulunmadığını ileri sürerek davacı şirket yönünden iptalini, davacı gerçek kişiler yönünden geçersiz olduğunun tespitini, olmadığı takdirde iptalini talep etmiş, birleşen davalı ise protokol gereği esasen davalı şirket ve protokole kefil olan diğer davalı gerçek kişilerin sorumluluğundan olan ödemenin haciz sebebiyle kendisi tarafından yapıldığını şu an için asıl davada bu ödemeyi rücuen talep ettiğini protokolün geçerliliği savunması ile davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; taraflar arasında imzalanan protokolün 7.1 inci maddesinde protokol tarihinden önce vuku bulan hukuki, cezai, vergi ve sair kamu borçları ile bu kapsam dışında kalan sair borçların davalı şirkete ait olacağının, 7.3 üncü maddesinde davalı şirketin mevcut personelinin bütün kıdem ve ihbar tazminatları sair yasal hak ve alacaklarının tamamı ile davalı şirkete ait olduğunun belirlendiği, bu hak ve alacaklardan asıl davada davacı şirketin hiç bir şekilde sorumlu olmayacağının düzenlendiği,

8.2 inci maddesinde protokole riayetsizlik halinde protokolün 4.1 üncü maddesinde belirlenen değer üzerinden %10 cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu protokol çerçevesinde davacı şirketin uğradığı zararın hem davalı şirketten hem de protokolde imzası bulunan davalı şirket ortaklarının talep hakkının bulunduğu, davalı şirketin önce sicilden terkin edildiği sonrasında hakkında ihya kararı verildiği, protokol tarihinden önce asıl davada davalı şirketin çalışanının mirasçıları tarafından açılan işçilik alacakları davası nedeniyle asıl davada davacı şirketin ödeme yapmak zorunda kaldığı,

protokolün 7.1 inci maddesine göre ödenen bu miktarın davalı şirketin sorumluluğunda olduğu, protokolün 8.3 üncü maddesi gereğince davacı şirketin ödemek zorunda kaldığı 126.998,94 TL'nin davalı şirketten ve protokolde imzası bulunan davalılar ..., ..., ...'den tahsilini talep edebileceği, protokolün 8.2 inci maddesi gereğince protokol hükümlerine riayetsizlik bulunduğundan davacı şirketin davalı şirketten cezai şart talep edebileceği, protokolün 8.2 inci maddesinde cezai şarttan protokolün taraflarının sorumlu olduğunun düzenlendiği, protokolün 1.1 inci maddesinde taraf olarak davacı şirket ile davalı şirketin gösterildiği,

bu nedenle davacı şirketin davalı şirketten cezai şart talep edebileceği ancak protokolde taraf olarak yer almayan protokolde müşterek ve müteselsil kefillerden cezai şart talebinin yerinde olmadığı, protokolün 4.1 üncü maddesinde belirlenen protokol bedelinin 400.000,00 TL olduğu, bunun %10 olan 40.000,00 TL olduğu, davalı şirketin demirbaş, marka ve logolarının davacı şirketçe satın alındığı, davalı şirketin tasfiye durumunda olduğu ve yeni bir mal varlığı edindiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı,

söz konusu cezai şartın iktisadi olarak davalı şirketin mahvına sebebiyet verebileceği kabul edilerek cezai şarttan %50 indirim yapılması gerektiği gerekçesi ile; asıl davanın kısmen kabulü ile 126.998,94 TL alacağın temerrüt tarihi olan 03.01.2012 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

20.000 TL cezai şartın davalı şirketten tahsiline, diğer davalılar hakkındaki cezai şart talebinin reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 14.509,92 TL vekalet ücretinin davalılardan (..., ..., ...'in sorumlu oldukları miktar ile orantılı olarak sorumlu olacak şekilde) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davanın ret edilen bölümüne göre hesaplanan 4.750 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ... ve ...'e verilmesine,

birleşen dava yönünden protokol tarihinin 15.10.2005 tarihli olması ve protokol konusunun protokol tarihine kadar vuku bulan borçları kapsadığının belirtildiği hususu göz önüne alındığında protokolün geçerli olduğu ve protokolün iptali için ileri sürülen hususların yerinde olmadığı gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada verilen hükme yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cezai şarttan tüm davalıların sorumlu tutulması gerektiğini, cezai şartın % 50’sinin tenkis edilmesinin de yerinde olmadığını, mahkemece, sözleşme anındaki (2005) ekonomik durumun dikkate alınması gerekirken, sözleşmeden sonraki gelişmeler (2012) dikkate alınarak varılan sonucun bu nedenle doğru olmadığını,

hükme esas alınan ek raporda ve gerekçede ise sözleşmenin yapılmasından daha sonraki tarihlerde (yani 2012 yılında) davalı şirketin tasfiyeye girdiğini ve başkaca bir malvarlığı edinmediğine dayanılarak, cezai şartın ekonomik anlamda sarsılmaya neden olabileceği sonucuna varıldığını, sözleşme imzalanma anından yedi yıl sonraki gelişmelere dayanılarak varılan sonucun doğru olmadığını, sözleşmedeki cezai şartın her iki taraf için de kararlaştırıldığını, davalı şirket tacir olup, kural olarak kanunen cezai şartın tenkisini talep etme hakkının bulunmadığını,

protokolün ihlali halinde sözleşme bedelinin % 10’u miktarında olan 40.000,00 TL tutarındaki cezai şartın, sözleşme anı itibariyle davalı şirketin ekonomik mahvına neden olacak bir fahişlik de içermediğini, asıl davada reddedilen 20.000,00 TL cezai şart miktarı üzerinden davalıların lehine hükmedilen 4.750,00 TL vekalet ücretinin haksız olduğunu, indirime uğrayan miktar yönünden nasıl ki karşı yanın müvekkiline vekalet ücreti ödemesine hükmedilmiyorsa, somut olayda da tenkise uğrayan miktar yönünden aynı hukuki mantık ve gerekçelerce,

müvekkilinin karşı yana vekalet ücreti ödemesine hükmedilmemesi gerektiği belirtilerek hükmün kaldırılmasını davanın tümüyle ve tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Asıl davada davalı/birleşen davada davacılar vekili, istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin kendisine mahkeme tarafından verilen yetkileri aşarak hukuki değerlendirmelerde bulunduğunu, hukuken bir değerlendirmeye ihtiyaç varsa, bu değerlendirmenin ehil, alanında yetkin, borçlar ve ticaret hukuku sözleşmelerinde uzman hukukçu ve profesörlerden oluşan bir heyetten alınacak bir rapor ile yapılmasını talep etmiş olmalarına rağmen, mahkemece bu taleplerinin değerlendirilmediğini, dava konusu protokolün aynı zamanda satım sözleşmesi,

kefalet taahhüdü, kira mukavelesi ve devir sözleşmesinin karakteristik özelliklerini taşıdığını, protokolün satım sözleşmesi oluşturan kısmının edimlerin yerine getirildiği anda son bulmuş olduğunu, kira sözleşmesi yönünden edimlerin devam ettiğini, kefalete ilişkin düzenlemelerin, hem müvekkili şirket hem de müvekkilleri kefiller bakımından yok hükmünde sayılması gerektiğini, süresinde sunulmayan defter ve beyan dilekçelerini kabul etmediklerini, dellilerin ve defterlerin hasredilmesinden sonra,

karşı tarafça inceleme günü hazır edilmediğinin dosyada tutanak ile sabit olduğunu, kesin süreye rağmen karşı taraf ticari defterlerine ilişkin yerinde inceleme yetkisi verilerek usul hatası yapıldığını, açılış ve kapanış tastikleri eksik olan defterlerin sahibi lehine delil olamayacağını, raporda, protokoldeki kefiller bakımından kefil olunan süre ve kefil olunan miktar açıkca belirlenmediğinden,

hüküm kurulmasına elverişli olmayan bir rapor ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ticaret sicil kayıtlarının aleni olduğunu, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği sicil kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkacak hususların bilinmediğinin varsayılamayacağını, davacının müvekkillerinden Kanaat şirketini satın alırken tamamen kötü niyetli olarak işçi alacağından kaynaklı borcun sanki protokolün imzası aşamasında saklandığını ve protokolden sonra ortaya çıkmış bir borç olduğunu iddia ettiklerini,

kaldı ki borç ile ilgili müvekkilleri tarafından davacının defalarca uyarıldığını ve konu hakkında devam etmekte olan bir dava bulunduğu hususunun müteaddit defa bildirildiğini, ticaret sicil kaydında tedbir şerhi bulunan bir şirketi satın alan basiretli bir tacirin bu şerh dolayısı ile şirket satış bedelinde indirimlerini yaptırmak suretiyle şirketi devralmış olduğunun kabulünün gerektiğini, taraf teşkili için davacı tarafın talebi ile ihya edilmiş içi boş bir şirketin cezai şart ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemenin,

müvekkilleri aleyhine temerrüt tarihi itibarı ile faize hükmedilmesinin ve anapara borcunun hem müvekkili şirket hem de müvekkili gerçek kişi davalılar bakımından müşterek ve müteselsil bir borç olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu belirterek hükmün kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yasal olmayan beyanlar içerdiği, yetki aşımı ile hukuki değerlendirmelerde bulunduğunu, bilirkişinin dava konusu protokolün hukuken geçerli olup olmadığına dair beyanda bulunmayacağını, mahkemece verilen kesin süreye rağmen süresinde sunulmayan defterler üzerinde inceleme yapılmasına muvafakatleri olamamasına rağmen oluşturulan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olmadığını, usulüne uygun olmayan defterlerin aleyhlerine delil olmayacağını, protokolde kefiller bakımından kefil olunan süre ve kefil olunan miktar açıkça belirtilmediğinden raporun hükme elverişli olmadığını,

davacının şirket satışı gerçekleştiğinde tedbir şerhli bir şirketi satın aldığını, borçtan haberdar olduğunu, bu borç ile ilgili davacının defalarca uyarıldığını, satış aşamasında davalı şirketin tasfiye halindeymiş gibi gösterilmesinin yanlış olduğunu, davacının basiretsizliği nedeniyle açılan davada aleyhine cezai şarta hükmedilmesinin doğru olmadığını, ana para ve faiz bakımından tüm davalı birleşenler hakkında müştereken ve müteselsilen hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davacılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; cezai şartın %50 tenkis uygulanarak verilmesinin uygun olmadığını, zira sadece davalı şirketin değil diğer davalılarında kefil sıfatıyla müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının bulunduğunu, hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda davalı şirketin tasfiyeye girdiğine ve başkaca malvarlığı edinmediğine dayanılarak cezai şartın ekonomik mahva neden olabileceği sonucuna varıldığını, sözleşme anındaki ekonomik durumun dikkate alınması gerekirken 2012 yılının dikkate alınmasının doğru olmadığını, %10 cezai şart bedelinin ekonomik mahva neden olabilecek bir oran olmadığını,

ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 22 inci maddesindeki tacire tenkis uygulanmayacağı yönündeki hükmün amacı ve uygulama alanının da ortadan kalkacağı ya da kanunun amacına aykırı bir biçimde daraltılmış olacağını, davalı şirket ve kefillere borcun ödenmesi aksi takdirde cezai şart ödeneceğine dair ihtar gönderildiğini, ihtara rağmen davalıların ödeme yapmadıklarını, tenkis sebebiyle reddedilen 20.000,00 TL cezai şart miktarı üzerinden davalı lehine hükmedilen 4.750,00 TL vekalet ücretinin yüksek olduğunu,

iş davalarında fazla mesai miktarından mahkemece takdiri indirim yapılırken önceden talep edence öngörülmesi mümkün olmayacağı için indirime uğrayan miktar yönünden nasıl ki karşı yan vekalet ücretine hükmedilmiyorsa, somut olayda da tenkise uğrayan miktar yönünden de aynı gerekçe ile vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını ya da düzelterek onanmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada taraflar arasındaki protokole aykırılık iddiasına dayalı rücuen tazminat ve cezai şart alacağının tahsili; birleşen davada ise ana davaya konu protokolün iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Mülga 818 sayılı Türk Borçlar Kanunun 483 üncü ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4505, K. 2024/719, 5 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4505
Karar No
2024/719
Tarih
5 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/4507 K.2024/1344
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/4508 K.2024/1083
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/4508 K.2024/836
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/4509 K.2024/890
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/4512 K.2024/951
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2022/4513 K.2024/1176

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.