KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/4640 E., 2023/6659 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1706 Esas, 2022/231 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/1004 E., 2019/754 K.
Karar Metni
1.162 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında Danimarka'da görülen dava sonucunda Danimarka Yüksek Mahkemesi Batı 9. Dairesi'nin 21.02.2017 tarihli V.L.B-2000-15 sayılı kararı ile müvekkili lehine hüküm tesis edildiğini, verilen karar kesinleştiğini ileri sürerek kararın tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yabancı mahkeme kararının kesinleşmediğini, ayrıca Türkiye ile Danimarka arasında mütekabiliyet koşulunun da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Türkiye ile Danimarka arasında ikili anlaşma olmamakla birlikte fiili mütekabiliyetin bulunduğu ve bu hususun da dava konusu kararın tenfizi için yeterli olduğu gerekçesiyle kesinleşen Danimarka Yüksek Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından teminat gösterme zorunluluğunun sağlanmadığını, mütekabiliyet şartının bulunmadığını, Mahkemece resmi yazının aksine karar tesis edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adalet Bakanlığı tarafından bildirilen yabancı mahkeme hükümlerinin tenfizini mümkün kılan yasal düzenleme ve bir kısım ilamların doğrudan tenfiz edildiğinin belirlenmesi nedeniyle karşılıklılık şartının mevcut olduğu sonucuna varıldığı, karşı ülkede bir kısım kararların içeriği incelenmeden tenfize hükmedildiği, davanın türüne göre bir ayrım yapılmasının karşılıklılık ilkesini zedeler nitelikte görülmediği, davalı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin hükmün esasına yönelik olup, kararın içeriğinin yeniden gözden geçirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Danimarka Yüksek Mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, tenfiz şartlarının varlığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu'nun (5718 sayılı Kanun) 50 nci maddesi, 54 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dava, Danimarka Yüksek Mahkemesi tarafından verilen kararın tenfizi istemine ilişkindir. Davacı tarafın tenfiz istemi üzerine davalı taraf, iki ülke arasında karşılıklılık esasına dayalı bir anlaşma, kanun hükmü ve yahut fiili uygulama olmadığını savunmuştur. Nitekim mütekabiliyetin varlığına ilişkin dosya kapsamında emsal teşkil edecek nitelikte bir karar da bulunmamaktadır.
Bu sebeple öncelikle taraf vekillerinin Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden bilgi talep edilmiş, ilgili Genel Müdürlük ikili bir anlaşmanın mevcut olmadığı, fiili mütekabiliyete ilişkin de istatistiki bilgi tutulmadığını bildirmiştir.
Yargılama sırasında İlk Derece Mahkemesince de Adalet Bakanlığı'na müzekkere ile durum hakkında bilgi istendiği, Bakanlık tarafından Dış İşleri Bakanlığından temin edilen 19.03.201 tarihli yazının dosya kapsamına girdiği görülmüştür.
Gelen yazı içeriğinde, Danimarka'da yabancı mahkeme kararlarının tenfiz edilmesi konusunun Danimarka Adalet Uygulaması Kanunu'nda düzenlendiği, yabancı mahkemeler tarafından verilen ve açıkça Danimarka kamu düzenine aykırı bulunmayan kararların tenfizi için gerekli şartların Danimarka Adalet Bakanlığı'nca belirleneceği, uygulamada ise Türk Mahkemelerince verilmiş boşanma ve velayete ilişkin hüküm içeren kararların doğrudan tenfiz edilebildiği,
bunun yanında diğer özel hukuk davalarında Türkiye'de görülerek karara bağlanmış olan davanın dosyasının bütünüyle Danimarkalı hakim tarafından yeniden inceleneceği ve kararda Danimarka mevzuatına aykırı bir husus tespit edilmemesi halinde tenfizinin mümkün olabileceği Danimarka Adalet Bakanlığı tarafından bildirilmiştir.
2. Türk Hukuku'nda tenfize ilişkin düzenlemeler 5718 sayılı Kanun'un 50 inci maddesi ve devamı hükümlerinde yer almaktadır. Buna göre; yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
Yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması; ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması; hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması;
o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekir.
Tenfiz davalarında esastan inceleme yasağı (revizyon yasağı) söz konusu olup, mahkemece yabancı unsurlu bir uyuşmazlığa ilişkin tenfiz davasında yalnızca kanunda belirtilen şartların varlığının incelenmesi yoluyla yapılacaktır. Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil eden yabancı mahkeme kararlarının tenfizi mümkün değildir.
Ancak yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi sırasında da esastan inceleme yasağı devreye girmekte olup, bu yasağın takdir hakkı ile ortadan kaldırılamayacağı açıktır. Şu durumda tenfiz hakiminin, tenfiz şartları dışında ilamın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Aksi halin kabulü, tenfiz hâkimini, üst mahkeme görevini kendinde bulması şeklindeki bir sonuca götürür.
3. Somut vakada, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında doğmuş özel hukuk uyuşmazlığıyla ilgili Danimarka mahkemesince verilen kararın tenfizi istenmiştir. Uyuşmazlık konusu, iki ülke arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmün veya fiilî uygulamanın olup olmadığına ilişkindir.
Dosya kapsamında bulunan Adalet Bakanlığı'ndan gelen müzekkere cevabına göre, uygulamada, özel hukuk davalarında Türkiye'de görülerek karara bağlanmış olan dava dosyasının bütünüyle Danimarkalı hakim tarafından yeniden incelenecek ve kararda Danimarka mevzuatına aykırı bir husus tespit edilmemesi halinde tenfizi mümkün olabilecektir.
Bu haliyle, dava dosyasının en baştan iddia, savunma ve tüm kapsamıyla Danimarka mevzuatına göre değerlendirme yapılarak tenfize hükmedilebilecek olması esastan inceleme yasağına aykırı olup yeniden yargılama olarak görülmekle, 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine aykırılığın söz konusu olduğu, iki ülke arasında fiili uygulama bulunmadığı dolayısıyla tenfizde mütekabiliyet şartının sağlanmadığı anlaşıldığından mahkemece bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde davanın kabulü ile tenfiz hükmü kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4640, K. 2023/6659, 20 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama