KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/5690 E., 2024/2287 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Hüküm
- Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Elazığ 3.Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2021/353 E. - 2022/13 K.
Karar Metni
2.192 kelime·11 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvusurunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 30.11.2009 tarihli satım sözleşmesine istinaden davalıdan bir kısım mal satın alındığını, davacı şirketin ödeme yapmasına rağmen davalı tarafından 79793, 79794, 79797 numaralı fatura konusu malların teslim edilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle 79793, 79794, 79797 numaralı faturalara istinaden teslim edilmesi gereken malzemelerin taraflarına teslimi ve şimdilik 1.000,00 TL gecikme tazminatına hükmedilmesine, aynen teslimin mümkün olmadığı takdirde şimdilik 10.000,00 TL'nin taraflarına temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında eskiden beri devam eden ticari ilişki ve şirket ortaklıkları bulunduğunu, davalı şirketin önceleri 41 adet marketi işletmekte iken davacı şirket ortakları ile alışveriş yaptığını, bu alışveriş nedeni ile oluşan borçları ödemekte güçlük çekince borçların yapılandırılması anlamında bir takım çözümler arama yoluna gittiğini,
bu bağlamda alacaklı şirket ortaklarının kuracağı yeni bir şirkete bu marketlerin kiraya verilmesi ve müvekkilinin sahip olduğu 41 adet marketin 3 yıl süre ile yeni kurulan şirket tarafından işletilerek davacı şirket ortaklarının borçlarının kapatılması şeklinde çözüme ulaşıldığını, bu maksatla kurulan davacı şirkete marketlerinin tümünün 3 yıl süre ile kiraya verildiğini ve kontrat imzalandığını, marketlerin kiraya verildiği dönemde market içinde bulunan bir kısım demirbaş malzemelerin de kiraya verilerek kira bedeli mukabili faturalar düzenlendiğini ancak bu faturaların marketlerde bulunan malzemeler için değil,
yeni açılan ve malzemeleri henüz yıpranmamış birkaç marketle sınırlı olarak ve bu malzemelerin satış bedeli karşılığı değil, kullanma ve yıpranmaya karşı kira bedeli karşılığı düzenlendiğini, zaten bu malzemelerin bir kısımının da kiralanan yerin mütemmim cüzü niteliğinde olduğunu ve sökülerek götürülmesinin mümkün olmadığını, dava konusu faturaların 2009 yılına ait olduğunu ve içeriği malzemelerin muhatap şirkete kira bedeli karşılığında kullanılmak üzere teslim edildiğini ve bir süre kullanıldıktan sonra zaten davacı şirketin kullanımında olan bu malzemelerin satışı yapılmak sureti ile de mevcut borçtan mahsup edildiğini,
2009 yılında davacı tarafın satışı ve teslimi yapılan dava konusu malzemelerin bu güne kadar kendilerine teslim edilmediğini ileri sürerek tekrar talep etmelerinin iyi niyetli olmadığını, davacı şirketin AVM'nin kapatıldığı 2013 yılı Haziran ayında bu iş yerindeki emtia ve demirbaş niteliğindeki malzemelerin tamamına yakınını alarak iş yerini tahliye ettiğini, o tarihten beri de AVM'nin kapalı olduğunu, mecurda bırakılan raflar ve çok cüzi miktardaki bir kısım malzemenin ise 2014 yılı Ocak ayında davacı şirket çalışanları tarafından taşınarak götürüldüğünü,
dava dilekçesi içeriğine eklenen elle yazılmış tutanağı kesinlikle kabul etmediklerini, tek taraflı düzenlenen bu tutanağın müvekkili bağlayıcı bir yanı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın dayanağının 30.11.2009 tarihli satış protokolü ve ekleri olduğu, protokol ve ekleri gereğince ekli listelerde bulunan ürünlerin ve malların davacı tarafa teslim edilmesinin kararlaştırıldığı, davacı tarafça dava dilekçesi ekindeki tutanakta da 79793 numaralı faturaya konu olan soğutucu motorları merkezi sisteminin teslim alınması amacıyla davalıya ait iş yerine gidildiği, ancak ürünün teslim alınamaması sebebiyle söz konusu tutanağın düzenlendiği,
her ne kadar ihtarnamede diğer bir kısım ürün ve malların da teslim edilmediği iddia edilmiş ise de; dava dilekçesi ekindeki tutanak dikkate alındığında, davacı tarafın soğutucu motorları merkezi sistemi yönünden ve bunun dayanağı olan fatura konusunda girişimde bulunduğu ve tutanak düzenlendiği, çelişkiler sebebiyle birden fazla heyetten aldırılan bilirkişi raporlarından da ikinci heyet ve üçüncü heyetten alınan raporların birbirini teyit ettiği, 79793 numaralı faturaya konu olan soğutucu motorları merkezi sistemi ile ilgili davacı tarafın talep hakkının bulunduğu yönünde görüş bildirildiği,
esas itibarı ile söz konusu soğutucu motorları merkezi sisteminin, zaten diğer menkul mallar gibi taşınabilen bir mal ve ürün olmadığı, iş yerinde sabit olarak kullanılan bir donanım olduğu, bu yönüyle bu ürünün teslim edilmediği konusunda son iki bilirkişi heyet raporunda da Mahkeme ile aynı görüşün paylaşıldığı, diğer malların ise teslim edilmediği hususunun davacı tarafça yazılı delillerle ispatlanamadığı,
istinaf kaldırma kararı sonrasında celp edilen taraflara ait BA ve BS formlarında, taraflar arasında 801.079,00 TL'lik alım-satım gerçekleştiği, miktarların her iki tarafın bildirimlerinde birbirleriyle örtüştüğü, ayrıca davacının dava konusu fatura içeriklerine zamanında itiraz etmemiş olduğu, fatura tarihinden 4 yıl geçtikten sonra fatura içeriklerinin kendisine teslimini talep ettiği, davacı tarafça delil olarak sunduğu tutanakta, yine kendi iddiasına göre; davalı yetkilisinin soğutucu motorları merkezi sistemini teslim etmeyeceğini bildirdiği,
bu sebeple yalnızca soğutucu motorları merkezi sisteminin bedelini talep edebileceği, aynen ifanın mümkün olmadığı, bu sebeple soğutucu motorlar merkezi sistem yönünden aynen ifa mümkün olmadığından 120.000,00 TL'den, 10.000,00 TL'nin 04.01.2015 tarihinden itibaren, 110.000,00 TL'nin ise ıslah tarihi olan 05.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği, aynen ifa mümkün olmadığı için gecikme tazminatı talebinin de yerinde olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemece bedel iadesi yönünden 04.01.2015 tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulmuşsa da maddi bir hata yapıldığını, zira faiz başlangıç tarihi olarak davalının temerrüde düşürüldüğü, yani noter ihtarnamesinin davalıya tebliğ edildiği tarihten 7 gün sonrasının dikkate alınması gerektiğini, bu kapsamda gönderilen ihtarname 27.01.2014 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, faiz başlangıç tarihinin de 04.02.2014 olması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin yanlış hesaplandığını, bu nedenle bütün alacak taleplerine ilişkin olarak işletilecek olan ticari temerrüt faizinin, 04.02.2014 olacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini,
müvekkil ile davalı arasında imzalanan 30.11.2009 tarihli satım sözleşmesi gereğince, müvekkilin ürünlerin bedelini ödeme borcunu ifa etmesine rağmen davalı, sözleşme ile satışı yapılan ürünlerden bir kısmını müvekkiline teslim etmediğini, bunun üzerine bedeli ödenmesine rağmen teslimi yapılmayan ürünlerin teslimi için, ürünlerin bulunduğu yere gidildiğini, teslimat sağlanmayınca tutanak tutulduğunu, dosyaya ibraz ettikleri 11.01.2014 tarihli tutanakta, yalnızca soğutucu motorları merkezi sisteminin yazılmış olmasının sebebi, malın teslimi için gidilen yerde bu ürünün bulunduğunun net bir şekilde bilindiğinden,
diğer ürünlerin davalı satıcı tarafından nerede muhafaza edildiği bilinmediğinden, onların bu şekilde tutanağa bağlanmasının mümkün olmadığını, yeri tespit edilen soğutucu motorları merkezi sisteminin ve diğer eksik teslim edilen ürünlerin teslimi için gidildiğinde, davalı şirket yetkilisi ... ile yapılan görüşmede, kendisinin malı teslim etmeyeceklerini söylemesi üzerine söz konusu tutanak tutulduğunu, Elazığ 1. Noterliği'nin 16.01.2014 tarihli 01072 yevmiye nolu ihtarnamesi ile eksik teslim edilen malların ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde müvekkil şirkete ait adrese teslim edilmesi ihtar edildiğini,
dolayısı ile davalı taraf ilk olarak kira bedellerinin ödenmesi gerektiğini ifade ederek, esasında dava konusu edilen ve ihtarnameye konu olan malların teslim edilmediğini tevil yoluyla ikrar ettiğini, salt davalının bu beyanı dahi dava konusu edilen malların müvekkiline teslim edilmediğinin en açık ispatı olduğunu, dolayısı ile gönderilen ihtarnameler de göz önünde bulundurulduğunda yalnızca tutanakta ifade edilen soğutucu motorları merkezi sisteminin teslim edilmediğinin ispatlandığının kabulü mümkün olmadığını,
ihtarnamede kalem kalem ifade edilen ve dava konusu olan diğer malların da müvekkiline teslim edilmediği hususunun sabit olduğunu, yerel Mahkeme gerekçeli kararında, müvekkilinin fatura tarihinden 4 yıl sonra fatura içeriklerinin kendisine teslimini talep ettiği hususuna da yer verilmiş ise de aradan geçen zaman zarfının müvekkilin haksızlığına karine teşkil etmesi mümkün olmadığını, bu faturaların üzerinden 4 yıl geçmiş olmasının fatura içeriğindeki malların teslim edildiğini göstermediğini, yalnızca fatura içeriklerine ilişkin ispat unsuru olarak kullanılmalarına imkan sağladığını,
müvekkili tarafından da fatura içeriklerine bir itiraz söz konusu olmadığını, faturadaki bir kısım malların teslim edilmemiş olması dava konusu edildiğini, artık fatura tarihi üzerinden geçen zaman zarfının mal tesliminin ispatında gerekçe gösterilmesi hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın gerekçesinin önceki kararla birebir aynı olduğunu, önceki dilekçelerini aynen tekrar ile sair itirazları yönünden de incelenerek kaldırılmasını talep ettiklerini, yargılama sürecindeki beyanlarında da belirttikleri gibi davaya konu faturaların 2009 yılında düzenlenmiş olduğu için davacının iş bu davadaki tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığı yönündeki itirazlarının önceki BAM kararında değerlendirilmediğini, yerel mahkeme tarafından da dikkate alınmadığını, kararın gerekçesinde de bu hususta bir açıklama yapılmadığını,
kararın ikinci sahifesinde delillerin toplandığından bahsedilmiş ise de sadece taraflarca dosyaya sunulan yazılı dellilerin toplandığını, bedeli hüküm altına alman malzemenin müvekkil uhdesinde bulunup bulunmadığı yönünde hiç bir araştırma yapılmadığını, malzemelerin yerinde bulunup bulunmadığı dahi tespit edilmediğini, tamamen davacı vekilinin beyanları ve davacı çalışanlarının imzasını taşıyan tutanağı itibar edildiğini, bilirkişi raporunda çelişkiler olduğunu, raporu yapılan itirazlarının dikkate alınmadığını, ek rapor alınması taleplerinin de reddedildiğini,
marketin işletilebilmesi için bulunması zorunlu bu malzemenin teslim alınmadığı iddiasının komik bir iddia olduğunu, teslim alınmış ise 4 yıl süre ile kullanılan bu malzemeler için yıpranma payı hesaplamayan bilirkişinin raporuna dayalı olarak kurulan hükmün eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 30.11.2009 tarihli satış protokolüne konu bir kısım malzemelerin teslim edilmediğini ileri sürerek teslim edilmeyen malzemelerin aynen teslimini, olmadığında bedelinin tahsilini talep ettiğini, davalı tarafın ise sözkonusu malzemelerin içerisinde bulunduğu işyerleri birlikte davalıya kiralandığını, daha sonra da kira sözleşmesine konu işyerlerindeki malzemelerle ilgili olarak satış protokolü düzenlendiğini, malzemelerin kira sözleşmesi kapsamında davalıya teslim edildiğini savunduğu,
dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre taraflar arasında önce kira sözleşmesi düzenlendiği, daha sonra kira sözleşmesine konu işyerlerinin satış sözleşmesine konu edildiği, davalıya ait iş yerindeki demirbaş eşyaların kira sözleşmesi kapsamında davacıya teslim edildiği, daha sonra sözkonusu iş yerinin satış sözleşmesine konu edildiği, 30.11.2009 tarihli satış protokolüne göre 0079793-00079794 ve 0079797 numaralı faturalarda belirtilen malların davalıya teslim edildiğinin anlaşıldığı,
bu nedenle mahkemenin faturalarda belirtilen malların teslim edilip edilmediği hususunda ispat yükünün davacıya düştüğü, davalının sözkonusu malların teslim edilmediğini ispatlamakla yükümlü olduğu yönündeki kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aynı şekilde mahkemece 79793 numaralı faturaya konu olan soğutucu motorları merkezi sisteminin, diğer menkul mallar gibi taşınabilen bir mal ve ürün olmadığı, iş yerinde sabit olarak kullanılan bir donanım olduğu,
bu yönüyle bu ürünün teslim edilmediğinin kabulü gerektiği yönündeki kabulünde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117 ve devamı maddeleri gereğince alacaklının temerrüt tarihinden itibaren faiz talep etme hakkına sahip olduğunu, dava konusu somut olayda davalı tarafın, davacı tarafından gönderilen Elazığ 1. Noterliği'nin 16.01.2014 tarihli 01072 yevmiye nolu ihtarnamesi ile 04.02.2014 tarihinde temerrüde düştüğü,
Mahkemece davacının bu tarihten itibaren temerrüt faizi talep edebileceği gözetilerek faize hükmedilmesi gerekirken faiz başlangıç tarihi hususunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ve ıslah talebinin kısmen kabulüne, soğutucu motorlar merkezi sistem yönünden aynen ifa mümkün olmadığından 120.000,00 TL'nin 04.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gecikme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki satım sözleşmesine istinaden bir kısım malların davacıya teslim edilip edilmediği hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu bir kısım malların teslim borcunun ifa edilmediği iddiasına dayalı açılan aynen ifa, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince dava konusu soğutucu motorları merkezi sisteminin diğer menkul mallar gibi taşınabilen bir mal ve ürün değil iş yerinde sabit olarak kullanılan bir donanım olduğu, bu ürünün teslim edilmediği, diğer malların ise, teslim edilmediği hususunun davacı tarafça yazılı delillerle ispatlanamadığı, davacı tarafça delil olarak sunulan tutanakta, yine kendi iddiasına göre; davalı yetkilisinin soğutucu motorları merkezi sistemini teslim etmeyeceğini bildirdiği,
bu sebeple yalnızca soğutucu motorları merkezi sisteminin bedelini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de Mahkemenin bu kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere hükme esas alınan ve davacı iddiasına göre düzenlendiği anlaşılan 11.01.2014 tarihli tutanakta davalı şirket adına atılan bir imza bulunmamakta olup, söz konusu tutanak davacı şirket yetkilisi, işçisi ve vekili tarafından tutulmuştur.
Ayrıca mahkemece taraflar arasında 801.079,00 TL'lik alım-satım gerçekleştiği, miktarların her iki tarafın BA-BS formlarında birbiriyle örtüştüğü, davacının fatura içeriklerine zamanında itiraz etmediği tespiti yapıldıktan sonra tek taraflı düzenlendiği anlaşılan tutanak esas alınarak söz konusu malın teslim edilmediği yönünde yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece ispat yükünün davacıda olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5690, K. 2024/2287, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama