KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/6859 E., 2024/3049 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/618 Esas, 2022/1041 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/220 E., 2022/24 K.
Karar Metni
1.745 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki cezai şartın ödenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ..., ..., ...’ın taraflar arasındaki sözleşmenin “Şirket Hisselerinin Devri” başlıklı bölümünde yer alan ortakların 10 yıllık süreçte ortaklıktan ayrılmayacaklarına dair hükme rağmen bu süre dolmadan hisselerini devrettiklerini, şirket kurarak rekabet hükümlerine aykırı şekilde aynı konuda imalata başladıklarını, diğer davalı ...’ın da aynı bina içindeki bir katta kendi nam ve hesabına imalata başladığını, diğerlerinden kısa süre sonra hisselerini devrettiğini, ilgili hükmün ihlaline sebebiyet verdiğini,
sözleşmenin “Yeni İşletmenin Hukuki Yapısı ve Usul” başlıklı hükmünde sermaye miktarının 50 kilogram has altın şeklinde kararlaştırıldığını, davalıların bu miktarı ödemeden şirketi terkettiklerini, yine “Şirket Hisselerinin Devri” başlıklı hükümde sermaye paylarının %15’lik oranını cezai şart olarak şirkete bırakacaklarını ve 36 eşit taksitte ödeyeceklerini ayrıca kabul ettiklerini, ihtarlara rağmen bu yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ileri sürerek aynen altın olarak ödemesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının şikayetinin beraatle sonuçlandığını, şirketin 250.000,00 TL tutarındaki sermayesinin ödendiğini, ortaklığa devam etmek istemeyen diğer davalıların ve müvekkilinin hisselerini devrettiğini, ortaklık ilişkisinin sona ermesinden yıllar sonra kötü niyetli taleplerin ileri sürüldüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; toplam 250.000,00 TL sermaye ile kurulan şirkete her ortağın 50.000,00 TL tutarındaki sermaye taahhütlerini ödediğini, esas sözleşmede başka bir taahhüt öngörülmediğini, şirket ortağı...’nin hisseleri ihtirazi kayıtsız almakla şirket hisselerinin tamamına sahip olarak 13.03.2017 tarihi itibariyle tek ortaklı hale geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davanın dava dışı... ile davalılar arasında imzalandığı iddia olunan şirket kurulumuna dair ve davalıların davacı şirkette sahip oldukları hisseleri 10 yıl boyunca devretmeyeceklerine ilişkin taahhütlerini ihlal etmeleri halinde 7.500 gr. has altının şirkete ödeneceğine dair cezai şart içeren ve ek olarak belirtilen bir sözleşmeye dayandırıldığı, dava dilekçesinde bu sözleşme sunulmadığı gibi ön inceleme duruşmasına davet aşamasında yapılan ihtar sonrasında dahi ibraz edilmediği,
davalılar tarafından ise davacının dayandığı sözleşmenin kabul edilmediği, mevcut hukuki durum karşısında davacı davasını dayandırdığı sözleşmenin süresinde usulüne uygun olarak dosyaya sunulmaması ile o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı, davalılar yönünden usuli kazanılmış hakkın doğduğu, anılan sözleşmenin sunulması bakımından ön inceleme duruşmasında davacıya yeniden süre verilemeyeceği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçede belirtildiğinin aksine ihtarat yapılsaydı hemen sözleşmeyi sunacağını, davalıların sözleşmeyi kabul ettiğini, dava dilekçesi ekinde de anılan sözleşmenin sunulduğunu, delilleri arasında gösterdiği isticvap ile sözleşmenin varlığının ispatlanabileceğini, tarafların yargılamayı geciktirme amacı taşımamak veya o delilin ileri sürülmemesi kendi kusurundan kaynaklanmamak kaydıyla tahkikat sona erinceye kadar ortaya çıkan tüm delilleri gösterebilmeleri gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 145 inci maddesinde bu hususa işaret edildiğini, Mahkemenin kesin süre vermesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinin ekinde onaylı vekaletname sureti, arabuluculuk son tutanağı, ihtarlar ve sözleşme suretinin bulunduğunun beyan edildiği, ancak dosya kapsamında vekaletname örneği, ihtarname örnekleri, arabuluculuk son tutanağı varsa da sözleşme örneklerinin bulunmadığı, Ulusal Yargı Ağı Projesi üzerinden yapılan kontrolde de dava dilekçesine sözleşme örneklerinin eklenmediği, yalnızca ihtarnamelerin ilave edildiği,
İlk Derece Mahkemesince davacıya elinde bulunan delilleri ön inceleme duruşma tarihi olan 21.09.2021 tarihine kadar sunulması için tensip tutanağının tebliğ edildiği, 21.09.2021 tarihli ön inceleme duruşmasının mazeret nedeniyle 18.01.2022 tarihine ertelendiği, bu tarihte yapılan ön inceleme duruşmasında da davanın dayanağı olan sözleşmelerin dosyaya sunulmadığı gibi davacı yanca istinaf aşamasında istinaf incelemesinin öne alınması ve ek beyanlarını içerir dilekçe ile söz konusu sözleşmeleri dosyaya ibraz ettiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğu,
davanın dayanağı olan her iki sözleşmenin yargılamanın başından beri davacının elinde bulunduğunun davacının tüm yazılı ve sözlü beyanlarından anlaşıldığı, dayanak sözleşmelerin istinaf aşamasına kadar sunulamama nedeni olarak davacının kendilerine bu yönde kesin süre verilmediğini iddia ettiği, İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşmasına davet tebligatında tensip tutanağının davacı vekiline tebliğinin sağlandığı, tensip tutanağının 2 numaralı ara kararında davacıya elinde bulunan delilleri sunması için süre verildiği,
verilen süre içerisinde delilin sunulmaması halinde ise bu delile dayanma hakkından vazgeçmiş sayılacağı hususunun açıkça şerh edildiği, bu hale göre davaya konu sözleşmelerin davacı elinde bulunduğu, sunulmamasının kendisine hak arama imkanı tanınmamasından değil de kendi ihmalinden kaynaklandığı, davaya konu sözleşmelerin sonradan sunulması durumunun da davayı uzatacak ve davanın kısa bir sürede çözümlenmesini engelleyecek mahiyette olduğu gibi söz konusu sözleşmelerin davalı yanca kabul görmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin Ek-1 olarak dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, dosyada olmasa bile sözleşme içeriğinin dava dilekçesine yazıldığını, Mahkemenin sözleşmenin olmadığını gördüğünde davacıya soru sormadığını, davalıların sözleşmeyi bildiklerini, bu nedenle sunulmasının bile gerekmediğini, şirket tarafından açılmadığı gerekçesiyle reddedilen Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/570 E. sayılı dosyasında da sözleşmenin ibraz edilip sözleşmeye dayalı cezai şart istendiğini, o davada da aynı taraflar ve vekillerin bulunduğunu,
“sözleşme dosyada yok” denilerek Mahkemeyi yanıltmanın hukuka ve dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını, Mahkemenin sunulmadığı gerekçesiyle davayı reddettiği sözleşmeyi tarafların gördüğü, bildiği, üzerinde arabuluculuk görüşmeleri yapılan bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin içeriğine ve varlığına kimsenin itiraz etmediğini, deliller arasındaki tanıkların sözleşme gereği yapılan görüşmeleri bildiğini, sözleşme hiç sunulmamış gibi savunma hakkının kısıtlandığını, hukuki dinlenme hakkının ve sürpriz karar yasağının ihlal edildiğini, davanın tek hakimle görülemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, cezai şartın ödenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri, 27, 137, 139, 140 ıncı maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 1521 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak her bir davalı için 10.000,00 TL'den 40.000,00 TL'yi dava değeri olarak göstererek davalıların 7.500 gram tutarındaki cezai şartı ödemeleri gerektiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, dava dilekçesinde Ek-1 olarak gösterdiği Ortaklık Ön Anlaşmasına dayanmıştır. Dava dilekçesinde anılan Ortaklık Ön Anlaşması düzenlenip bu sözleşmenin ilgili hükmü uyarınca davacı şirketin kurulduğu, davalıların hisselerini devrettikleri ve 7.500 gram altını ödemekle yükümlü oldukları ileri sürüldüğüne göre 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 1521 inci maddesi gözetildiğinde dava yazılı yargılama usulüne tabi olup basit yargılama usulüne tabi olduğunun kabulü yerinde değildir.
2. 6100 sayılı Kanun'un 137 inci maddesinin birinci fıkrasında dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, Mahkeme'nin ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceleyeceği, uyuşmazlık konularını tam olarak belirleyeceği, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik edeceği ve bu hususları tutanağa geçireceği,
ikinci fıkrasında da ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 139 uncu maddesinin birinci fıkrası "Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir.
(Değişik cümle:22/7/2020-7251/13 md.) Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir:
a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar.
b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları.
c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek
istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.
ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği." şeklinde 140 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası "Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.
", beşinci fıkrası ise "(Değişik:22/7/2020-7251/14 md.) 139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan aynı Kanun'un 27 nci maddesinin birinci fıkrasında davanın taraflarının, müdahillerin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları, ikinci fıkrasında bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği öngörülmüştür.
3. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince tensip zaptının 2 numaralı bendinde tensip tutanağının bir örneğinin davacı vekiline duruşma günü ile birlikte tebliğe çıkarılmasına ve "....139 uncu madde uyarınca davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmaları veya başka yerden getirilecek belgelerin getirilebilmesi için gerekli açıklamaları yapmaları aksi halde bu delile bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun şerh verilmesine," dair ara karar verilmiş ve bu ara kararda iki haftalık kesin süreden söz edilmişse de davacı vekiline çıkarılan ve ekinde tensip tutanağı
olduğu belirtilen tebligat zarfının üzerindeki şerhte "HMK 318 maddesi uyarınca tüm delillerinizi açıkça hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmeniz ve elinizde bulunan delilleri ibraz etmeniz ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan açıklama yapmanız için tarafınıza 1 hafta süre verildiği," ibarelerinin bulunduğu görülmüştür.
4. 18.01.2022 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekili delillerini sunduklarını belirtmiş, ek delil sunmak için süre istemiş, eksikliklerin giderilmesini talep etmiş, Mahkemece davacının dayandığı sözleşmeye deliline dayanmasından vazgeçildiğine dair bir ara karar tesis edilmeden, eksikliklerin giderilmesi talebine rağmen bu hususta gerekli kararlar alınmadan, delillerin sunulmasına dair usulüne uygun süreler verilmeden ön inceleme duruşmasında tahkikata geçilerek ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliği taşıyabileceğinden Mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/6859, K. 2024/3049, 18 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama