KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/7550 E., 2024/3657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/143 Esas, 2022/1349 Karar
- Hüküm
- Başvurunun Esastan Reddi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/387 E., 2019/727 K.
Karar Metni
910 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekili aleyhinde davalının 180.000,00 TL üzerinden takibe konu ettiği 191.300,00 TL bedelli senetten dolayı 20.300,00 TL dışındaki bedelin ödediğini, ödemeleri elden yaptığını ve yazılı bir belge almadığını, ancak karşı tarafın gönderdiği mektuplarda bu ödemelerin kabulüne ilişkin beyanlarının bulunduğunu, bu mektupların yazılı delil başlangıcı nitelikte olduğunu ve ödemeye ilişkin tanıklarının bulunduğunu belirterek, icra dosyasında söz konusu ödemeler çıktıktan sonra 20.300,00 TL ana para borcunun kaldığını, bunun dışındaki ana para ve ferilere ilişkin borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip dayanağının kambiyo senedi olup illetten mücerret olduğunu, davacının tanık dinletilmesi talebini kabul etmediklerini, davanın yazılı delile ispatı gerektiğini, davacının kardeşi olup kredi çekemediği için kendisinden kredi çekmesini istediğini ve kendisinin davacı için kredi çektiğini, ilk başta ödemelerini yapan davacının daha sonra ödemeleri aksattığını, iddia edilen mektupların bu aşamada yazıldığını, daha sonra davacının 50.000,00 TL senetle borcunu ödemeyi teklif ettiğini,
müvekkilinin nakit istemesi üzerine nakdi olmadığı gerekçesiyle 100.000,00 TL’ye eğer isterse kooperatif hissesini verebileceğini ve aradaki farkın da müvekkili tarafından peyder pey ödenmesini teklif ettiğini, müvekkilinin bunu kabul etmesiyle aradaki fark için ödemelere başladığını, ancak davacının kooperatif hissesinin bedelini sürekli artırması sonucu 200.000,00 TL müvekkilinin fazla ödeme yaptığını, en son davacının hisse için 500.000,00 TL talep etmesi üzerine müvekkilinin hisseyi almaktan vazgeçerek alacağını nakit istediğini,
nihayetinde davacı tarafça iddia edilen bir kısım ödemeler yapıldıktan sonra takibe dayanak 191.300,00 TL‘lik senedin keşide edildiğini ve bunun da ödenmemesiyle takibe konulduğunu, anılan takipte satış aşamalarına gelindiğini ve eldeki davanın kötü niyetli olduğunu, davacının mal kaçırmak için muvazaalı şekilde işlemler de yaptığını ve bunlar aleyhine davalar açtıklarını, davacının delil olarak dayandığı taraflar ve davacının oğlu arasındaki mektupların delil olamayacağını çünkü tarihin olmadığını,
bahsedilen konuların belirsiz olduğunu ve bunların delil olarak kullanılmasına muvafakatlarının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya ve davacının oğluna yazdığı mektupların içeriği, mektupların tarihsiz oluşu, içeriğindeki yazılarda açık ve net bir şekilde takip konusu senede atfın bulunmaması, davalının yeğenine hitaplı mektupta bahsettiği 87.000,00 TL lik ödemenin davaya ve takibe konu senet tanziminden önceki döneme mi, yoksa sonrası döneme mi ilişkin olduğunun kesin olarak anlaşılmaması, davalının bu ödemenin aralarındaki borç alacak ilişkisine dayalı olarak verildiği ve bu ödeme düştükten sonra senedin düzenlendiği,
senedin düzenlenmesinden sonra ve de takibe konmasından sonra yapılan herhangi bir ödemenin olmadığı yönündeki beyanı ile tanık beyanlarında ödemelerin miktarı ve tarihlerine ilişkin net bilgilerin yer almadığı, davacının takip konusu senetten dolayı belirttiği şekilde borcu ödediğini ve sadece 20.300,00 TL ana para borcunun kaldığını ispat edemediği gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya arasına delil olarak sunulan mektup içeriğinden senet bedelinin ödendiğinin sabit olduğunu, buna rağmen mükerrer tahsilata çalışıldığını, mektup içeriklerinde mektupların tarihlerinin anlaşılabileceği olayların olduğunu buna ilişkin delillerin eksik toplandığını, toplam 171.000,00 TL ödeme yapıldığını, taraflar arasında başka bir senet başka bir borç ilişkisinin bulunmadığını, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu savunarak İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasıyla davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu senedin bedelinin ödendiği ancak buna rağmen takibe konu edildiği iddiasına göre ispat yükü üzerinde olan davacının iddiasını usulüne uygun delillerle ispatının gerektiği, dosya kapsamına sunulan yazılı delillerle davacının kısmen ödeme nedeniyle bedelsizlik olgusunu ispat edemediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının keşidecisi olduğu bonodan doğan borcunu kısmen ödediği buna rağmen ödenen kısımların da takibe konu edildiği iddiasına dayalı menfi tespit davasının yerindeliğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7550, K. 2024/3657, 8 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama