KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/778 E., 2022/1399 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2022
- Mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Birleşen dava
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2015/85 ESAS
Karar Metni
532 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.02.2019 gün ve 2018/459-2019/11 sayılı kararı onayan Daire'nin 21.01.2020 gün ve 2019/2168-585 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline geri çevrilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra iade edildiği anlaşılmakla dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Esas davada davacı-birleşen davada davalı vekili, müvekkili şirketin "NG" esas ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "ngstyle" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPMK’ya başvuruda bulunduğunu, 2012/44320 kod numarasını alan başvuruya yapılan itirazın kısmen kabul edildiğini ve 03., 14. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin bir kısmı için tescil sürecinin devamına karar verildiğini, bu sınıflar yönünden müvekkili şirket markaları ile başvuru markası arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu,
müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK tarafından verilmiş olan 2014-M-12831 sayılı kararın iptaline, tescil edilmiş olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini savunmuştur.
Esas davada davalı-birleşen davada davacı şirket vekili, taraf markaları arasında iltibas riskinin olmadığını savunarak esas davanın reddini istemiş, birleşen davada ise TPMK’ya yapılan başvurunun ilanından sonra davalı şirketin yapmış olduğu itiraz üzerine, başvuru konusu markanın 35. sınıf hizmetlerin bir kısmı için tescil işlemlerinin durdurulduğunu, bu konuda müvekkili şirketin önceye dayalı kazanılmış hakkı bulunduğunu ileri sürerek 2014-M-12831 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Esas ve birleşen davada davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre,asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı/birleşen davada davalı vekili ve hem asıl hem de birleşen davada davalı TPMK vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı-birleşen davada davalı vekili bu kez birleşen dava bakımından karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
KARŞIOY
Dairemizin 21.01.2020 tarih ve 2019/2168 Esas, 2020/585 Karar sayılı onama ilamına ekli karşıoy yazısında da belirtildiği üzere, birleşen davada davacının marka başvurusunun davalıya ait tescilli markaya yaklaştığı, tescili halinde iltibasa yol açacağı, bu durumda birleşen davacının daha önceden tescilli markasına müktesep olarak dayanamayacağı, birleşen davanın reddi gerektiği kanaatindeyim. Bu nedenle birleşen davada davalı yan vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin birleşen davaya ilişkin onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği kanısında olduğumdan, Dairemiz çoğunluğunun karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararına katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/778, K. 2022/1399, 2 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama