İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/859 K.2023/4388

Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2022/859Karar2023/4388Tarih11 Temmuz 2023Okuma10 dk · 1.942 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2022/859 E., 2023/4388 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Temmuz 2023
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Sayısı
2019/2423 Esas, 2021/1785 Karar
Hüküm
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2014/1692 E., 2018/896 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.942 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilleriyle...

A.Ş. arasında imzalanan iki adet genel kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete kredi kullandırıldığını, diğer davalıların sözleşmenin müşterek müteselsil kefili olduğunu, müvekkilleri aleyhine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 1998/4522 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, süreçte... ile borcun tasfiyesine yönelik protokoller imzalandığını, müvekkillerine en son bildirilen 16.01.2001 tarihli hesap ekstresinde bakiye borcun, müvekkillerince yapılan ödemeler sonucu 3.017.289.072 (eski TL) olduğunun bildirildiğini,

09.05.2001 tarihindeki haciz sırasında müvekkillerinden ...'nun 26.07.2000 tarihli protokol gereği borçlarının 25.000 DEM tutarında olduğunu belirtip ödeme taahhüdünde bulunduğu ve bu ödeme taahhüdü uyarınca müvekkilleri tarafından tüm ödemelerin gerçekleştirildiğinden bankaya borçlarının kalmadığını, bu aşamadan sonra bankanın TMSF'ye devir olduğunu, icra dosyasının yenilendiğini, bu icra dosyasındaki alacağın davalı tarafından temlik alındığını, icra dosyasındaki asıl borç miktarının 20.073,00 TL olduğunu, borcun tamamının 06.11.2001 tarihinde fazlasıyla ödenmiş olduğunu, müvekkillerine ait taşınmazların,

müvekkillerine gerekli tebligatlar yapılmadığından, satış aşamasına geldiğini belirterek taşınmazların satışının tedbiren durdurulmasına, müvekkillerinin İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 2006/11463 sayılı dosyasında davalıya 20.073,00 TL borçlu olmadığının tespitine ve %40 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar ... ve ... vekili 09.07.2018 tarihli dilekçesiyle; dosyada yapılan bilirkişi incelemeleri neticesinde müvekkillerinin davalı tarafa yaptığı ödemelerin fazla olduğu belirlendiğinden, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve fazladan ödenen 300.000,00 TL'nin davalıdan istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya esas icra dosyası ile ilgili olarak davacıların itirazlarından feragat ettiklerini, krediden kaynaklanan borç sebebiyle başlatılan takip ile ilgili olarak süreçte protokol imzalandığını, ancak protokol gereği gibi yerine getirilmediğinden takibe devam edildiğini, sonrasında 26.07.2000 tarihli protokolün imzalandığını, protokole göre yapılması gereken ödemelerin yine zamanında yapılmadığını ve protokolün ihlal edildiğini, bu nedenle takip ve haciz işlemlerine devam edildiğini, taraflar arasında yapılan protokoller ve taahhütler sebebi ile müvekkilinin faiz alacağından vazgeçtiğine dair bir hususun söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın 09.05.2001 tarihli haciz tutanağındaki beyanına göre borcun 25.000,00 DEM olduğu konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığı ve icra dosyasında fazla olarak talep edilen kısım yönünden alacaktan feragat edildiği, başka bir deyişle fazla kısım bakımından icra dosyası borçlularının ibra edildiğini ileri sürdüğü, davaya esas icra takibi başlatıldıktan sonra takip devam ederken taraflar arasında akdedilen 26.06.1998 tarihli protokol hükümlerine göre ödemelerin yapılmaması nedeniyle 26.07.2000 tarihinde yeni bir protokol yapıldığı,

davacıların ödemeleri zamanında yapmaması nedeniyle icra takip dosyasının kapatılmadığı, davaya esas İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün 1998/4522 sayılı dosyasından talimatla ...

İcra Müdürlüğünce 09.05.2001 tarihinde hacze gidildiği, davacı borçlu şirketin ortağı ve aynı zamanda davacı olan ...'nun ödeme taahhüdünde bulunduğu ve taahhüdünde, 26.07.2000 tarihinde yapılan protokol gereği 25.000,00 DEM borcu kabul ederek bu borcu 30.06.2001 tarihinden başlamak üzere 3.500,00 TL, 30.07.2001 tarihinde 3.500,00 TL ve bakiyesinin de defaeten 30.08.2001 tarihinde ödeyeceğini, bu ödeme taahhüdünü alacaklı vekilinin de kabul etmesi sonucu haczedilen malların yediemin sıfatıyla hazır bulunan borçluya bırakıldığı, 09.05.2001 tarihli haciz tutanağında yazılan bu ifadelerin ödeme taahhüdü olduğu,

iki ayrı tarihte ödenecek miktar açıkça belirtilmiş ise de, son taksit miktarı belirtilmediği gibi toplam borcun 25.000,00 DEM olarak kabul edildiğinin ifade edilmesi ve alacaklı tarafından da ödeme taahhüdüne onay verilmiş olmasının, 25.000,00 DEM dışındaki takip konusu borç yönünden borçlularının ibra edildiği, bu miktar üzerindeki alacaktan, alacaklı tarafça feragat edildiği anlamına gelmeyeceği, 26.07.2000 tarihli protokolde 7.000,00 DEM miktarlı 4 adet senet dışında 20.12.2000 tarihli 25.00000 DEM tutarlı senedin de bankaya verildiği,

20.12.2000 tarihi itibariyle bakiye alacağın ayrıca hesaplanarak tahsil edileceğinin ve tarafların anlaşması sonucu bakiye borç miktarının belirlenip bu miktarın ödenmesinden sonra icra dosyalarından feragat edileceğinin kararlaştırıldığı,

dolayısıyla anılan bu protokolün ihlal edilmesinden sonra 09.05.2001 tarihinde haciz sırasında yapılan ödeme taahhüdünün bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, fazla alacak yönünden feragat anlamını taşımayacağı sonucuna varıldığından 19.04.2018 tarihli bilirkişi raporundaki, 09.05.2001 tarihli protokolün bir anlaşma olarak kabul edilmemesi halinde davacıların dava tarihi itibariyle 20.073,39 TL asıl, 818.519,58 TL faiz ve 40.925,98 TL faizin %5 oranındaki gider vergisi kadar borçlarının bulunduğu yönündeki açıklamalara itibar edildiği,

davacıların iş bu davanın açıldığı tarih itibariyle faiz ve fer'ileri dışında davalı alacaklıya 20.073,39 TL miktarında borçlu bulundukları, menfi tespit davalarında borç miktarının tespitinin dava tarihi itibariyle yapıldığı, davacılar 20.073,39 TL miktarında borçlu olmadıklarının tespitini istemişlerse de, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde bu iddianın yerinde olmadığı,

davacılarca sunulan ıslah dilekçesi ile dava tarihinde sonra yapılan cebri satış işlemlerine göre davalının tahsil ettiği tutarların borç miktarına göre fazla olduğu iddiasıyla istirdatı istenilmiş ise de, bilirkişi raporunda, tahsilatların yapılmasından sonra halen davalının alacağının bulunduğunun tespit edilmesi karşısında bu iddianın da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 09.05.2001 tarihli haciz tutanağına binaen yaptıkları ödemeler ile borçlarının kalmadığını, alacaklı duruma geçtiklerini, bilirkişilerce, dosyada genel kredi sözleşmesinin tamamı olmadığından faize ilişkin bir değerlendirme yapamadıkları ancak takibe itirazdan feragat edilmiş sebebiyle faiz oranının takipteki gibi %250 olarak alındığı,

hususunun hukuka aykırı olduğunu, 09.05.2011 tarihli haciz sırasında hazır olan davalı avukatının sulh ve ibra yetkisinin kabulü ile dosyada müvekkilleri tarafından taahhüt ve davalı vekili tarafından kabul edilen miktarın bakiye borç olarak ele alınması gerektiğini, bu hali ile dosyada alınan bilirkişi raporlarında da müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu tespitine yer verildiğini, 09.05.2011 tarihli haciz tutanağı ile borcun sabitlendiğini, bilirkişi raporunda, bu miktarların ödendiği dikkate alınmadan asıl alacaktan mahsup yapılmadan, davalı tarafça faiz talep edilmediği halde aynı miktar için faiz işletildiğini,

yani müvekkillerinin haciz tutanağındaki taahhütlerine istinaden yaptıkları ödemelerin faizden mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme, davalı vekilinin haciz tutanağındaki beyanının ibraya yönelik olmadığı kabulünden hareketle davanın reddedildiğini, hacze çıkan avukatın yetkisinin tartışılmadığını, 09.05.2011 tarihli haciz tutanağında davalı vekilinin borç ibrası yönündeki taahhüdünün kabulü gerektiğini, davalının yapılan ödemelere itirazı olmamasının, ve dahi sonrasında aynı takip dosyasında menkul ve gayrimenkul satışının yapılmış olmasının,

davalının yetkisiz olduğunu belirttiği vekilinin işlemlerini zımnen kabulü anlamına geldiği halde sonradan böyle bir iddianın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, icra dosyasında yetki belgesinin olmamasının veya kaybedilmiş olmasının haciz tutanağının geçersizliği sonucunu doğurmayacağını, davanın menfi tespit olarak açıldığını, bilirkişi raporları sonucu müvekkillerinden fazladan tahsilat yapıldığının ortaya çıkması üzerine davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüşmesi gerekirken Mahkemenin bu durumu ıslah olarak değerlendirerek,

talepleri olmamasına rağmen kendilerini ıslaha zorladığını, dosya borcuna yetecek miktarda, menkul rehni varlen müvekkillerinin gayrimenkullerinin işbu davaya konu icra dosyası ile satıldığını, hacizli menkullere ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığını, gayrimenkullerin satışı sürecinde yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, müvekkillerinin en son taksidi 1999 yılındaki deprem nedeniyle kısa süreliğine geciktirdiklerini, davalı vekili süresinde cevap vermediğinden,

haciz tutanağındaki vekilinin yetkisinin olmadığı yönündeki sonraki beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın 09.05.2001 tarihli haciz tutanağındaki beyanın borcun miktarı konusunda anlaşma içerip içermediği ve içeriyorsa alacaklı... vekilinin böyle bir anlaşma için yetkisinin olup olmadığı olduğu,

taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerin tam nüshası olmadığından sözleşmedeki faiz oranı bilirkişilerce tesbit edilememiş ise de TMSF'ye devredilen... tarafından davacılar aleyhine İstanbul 6 İcra Müdürlüğünün 1998/4522 sayılı dosyası ile 24.02.1998 tarihinde, 13.02.1998 tarihi itibariyle 20.073.393.521 Eski TL'ye ulaşan alacaklarına, belirtilen tarihten tahsiline kadar %250 temerrüt faizi, faizin %5 gider vergisi talep edildiği ve bu takibe davacı borçlular tarafından yapılan itirazdan sonradan feragat edildiği,

davacıların itirazlarından feragat etmekle ve alacaklı banka ile protolol imzaladıkları gözetildiğinde, takibe konu borcu ve faiz oranını kabul ettiklerinin kabulü gerektiği, dava tarihinden önce davaya konu icra dosyasından çıkartılan tebligatlarla ilgili davacı vekilinin istinaf sebeplerinin takip hukukuna ilişkin olduğundan değerlendirilmediği, davaya esas icra takibi başlatıldıktan sonra takip devam ederken taraflar arasında akdedilen 26.06.1998 tarihli protokol hükümlerine göre ödemelerin yapılmaması nedeniyle 26.07.2000 tarihinde yeni bir protokol yapıldığı,

bu protokolün imzalanmasından sonra davacıların ödemeleri zamanında yapmaması nedeniyle icra takip dosyasının kapatılmadığı ve takibe devam edildiği ve talimat yoluyla ...

İcra Müdürlüğünce 09.05.2001 tarihinde hacze gidildiği, mahalde bulunan bir kısım emtiaların haczedildiği, ancak davacı borçlu şirketin ortağı ve aynı zamanda davacı olan ...'nun ödeme taahhüdünde bulunduğu ve taahhüdünde, 26.07.2000 tarihinde yapılan protokol gereği 25.000,00 DEM borcu kabul ederek bu borcu belirttiği tarihlerde ödeyeceğini taahhüt ettiği, bu ödeme taahhüdünün de, alacaklı vekilinin kabul etmesi sonucu haczedilen malların yediemin sıfatıyla hazır bulunan borçluya bırakıldığı, 09.05.2001 tarihli haciz tutanağında yazılan bu ifadelerin ödeme taahhüdü niteliğinde bulunduğu,

iki ayrı tarihte ödenecek miktar açıkça belirtilmiş ise de, son taksit miktarı belirtilmediği gibi toplam borcun 25.000,00 DEM olarak kabul edildiğinin ifade edilmesi ve alacaklı tarafından da ödeme taahhüdüne onay verilmiş olmasının, 25.000,00 DEM dışındaki takip konusu borç yönünden borçlularının ibra edildiği,

bu miktar üzerindeki alacaktan, alacaklı tarafça feragat edildiği anlamına gelmeyeceği, 26.07.2000 tarihli protokol ile 09.05.2001 tarihinde haciz sırasında yapılan ödeme taahhüdünün bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, fazla alacak yönünden feragat anlamını taşımayacağı, 09.05.2001 tarihli hacizdeki beyanın borç miktarı konusunda bir anlaşma olmadığına yönelik İlk Derece Mahkemesinin kabul ve gerekçesinin dosya kapsamına uygun olduğu, davacıların davadan sonraki yapılan ödemeler de düşüldükten sonra halen borçlu olduğu,

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü ve mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga 818 sayılı Kanun) 84 üncü maddeleri gözetildiğinde yapılan ödelemelerin asıl borç yerine faizden düşüldüğüne yönelik davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ... 1. İcra Müdürlüğünün 2001/852 talimat dosyası ile 09.12.2003 tarihinde haczedilen menkul malların İstanbul 6 İcra Müdürlüğünün 200/21753 Esas sayılı dosyasından ...

1 icra Müdürlüğünün 2001/852 Talimat dosyasına yazılan 25.06.2004 tarihli müzekkere ile haczedilen menkul malların alacaklı vekilinin göstereceği adresteki yeddiemine satışa kadar teslimine karar verildiğinden davacılar vekilinin hacizli mallara ilişkin istinaf sebepleri takip hukukuna ilişkin olduğundan, dava konusu olmadığından Dairece değerlendirilmediği, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine konu borç sebebi ile borçlu olunmadığının tespiti ile fazladan ödenen tutarın istirdatı talebi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık takip sırasında davacı şirket ortağı tarafından taahhüt edilen meblağ ile yapılan ödemelerin borcu sona erdirip ermediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi.

3. Değerlendirme Somut olayda, taraflar arasındaki borç 09.05.2001 tarihli haciz tutanağına göre 25.000,00 DM olarak belirlenmiş olup taraflar arasındaki borç 25.000,00 DEM olarak kesinleşmiştir. Davacı tarafça bu tarihten sonra üç seferde ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ödemeleri hesaplattırılıp, gerekirse ek rapor alınarak, 09.05.2001 tarihli haciz tutanağında belirtilen miktardan daha fazla bir meblağ tespit edilirse davacının menfi tespit talebi hakkında buna göre değerlendirilme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle davacılar ... ve ... yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre temyiz eden davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/859, K. 2023/4388, 11 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/859
Karar No
2023/4388
Tarih
11 Temmuz 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/862 K.2023/4144
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/867 K.2023/4353
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/868 K.2023/4320
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/871 K.2023/4163
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/875 K.2023/4331
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/877 K.2023/4318

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.