KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1021 E., 2024/4704 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1888 Esas, 2022/1960 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/184 E., 2020/474 K.
Karar Metni
1.193 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan satın alacağı mallar için 21.12.2018 tarihli, 9050944 sıra no.lu ve 138.000,00 TL tutarlı çeki davalıya tevdi ettiğini fakat müvekkiline teslim edilmesi gereken malların teslim edilmediğini, davalının ilgili çeki diğer davalı ...'na teminat amaçlı olarak verdiğini fakat çekin teminat fonksiyonunun bulunmadığını, bu nedenle çekte rehin cirosunun bulunmasının mümkün olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalılara borcunun bulunmadığını tespitine, dava konusu çekin hükümsüzlüğü ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin adresinin Başakşehir/İstanbul olması sebebiyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin davacıya mal satarak teslim ettiğini, bunun karşılığında çek alındığını fakat çekin karşılıksız çıktığını, müvekkilinin mağdur olduğunu ve davacının kötü niyetli olarak davayı ikame ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; davalı ... Pazarlama Dış Ticaret Ltd. Şti. ile müvekkili banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin kullandığı krediyi ödeme amacıyla müvekkiline huzurdaki davaya konu çeki tevdi ettiğini, ancak çekin karşılıksız çıktığını, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davacı ile diğer davalı arasındaki ticari ilişkinin tarafı olmadığını, çeki iktisap eden iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, çekin aradaki hukuki ilişkiden soyut ve mücerret bir kıymetli evrak olduğunu, müvekkiline karşı diğer davalı ile olan ticari ilişkiye bağlı sebeplerin ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ispat külfetinin kural olarak davacı tarafa ait olduğu, ispat yükü kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesinin olmaması halinde, var ise taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi yazılı delil başlangıcı olarak sayılabilecek birtakım belgelerin dosyaya sunulması ile iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale gelebileceği ancak davacı tarafça dosyaya bu yönde herhangi bir delil ibraz edilemediği,
bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan davacı borçlunun temel alacağın mevcut olmadığını, -karinenin aksini- hem taraflar arasındaki temel ilişkiyi hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz kaldığını ispatla mükellef olduğu, alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davacı şirket kayıtlarında davalı tarafın alacaklı olarak göründüğü, davalı tarafından düzenlenen tüm faturaların davacı taraf kayıtlarında ve tarafların vergi dairesine yaptıkları bildirimler üzerine düzenlenen BA/BS formlarında yer aldığı,
bu haliyle taraflar arasında mal alım satımına ilişkin ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ancak davacı taraf ticari defter ve kayıtları ile BA/BS formları dikkate alındığında davalı tarafça davacıya mal tesliminin gerçekleştirildiğinin ispat edildiği, bu nedenle yemin delilinin davacı tarafa hatırlatılmasının davanın esasına etkili olmayacağı ve davacının çekin bedelsizliği iddiasını usulüne uygun olarak kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
10.08.2020 tarihli dilekçelerinde ileri sürdükleri sebeplerle bilirkişinin reddinin gerektiğini, müvekkiline ait defter ve belgelerin yerinde incelenmesi talebine istinaden bilirkişi tarafından inceleme yapılmak üzere 29.07.2020 tarihinde gelineceğinin söylendiğini, 27.07.2020 tarihinde bilirkişinin gönderdiği e-maille müvekkiline ait belli belge ve bilgileri taraflarından talep ettiğini, Mahkemenin ara kararına istinaden 2018 yılına ait tüm defter ve kayıtlarla tüm evrakların incelenmesi gerekirken bilirkişinin detaylı incelemeden kaçındığını, bilirkişilik görevini yerine getirme yükümlülüğünü ihlal ettiğini,
inceleme tutanağında ibrazı istenen belgelerin tamamının hazır edilmesine rağmen, birkaç dakika belgeleri üstünkörü incelediğini, birkaç da fotoğraf çekerek adresten ayrıldığını, Mahkemece bilirkişinin reddi talebinin reddedildiğini, davalı tarafından ticari defterlerin ibraz edilmediğini, buna rağmen müvekkili aleyhinde tespitlerde bulunularak,
müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, defter sahibinin davalı olduğunu, defterleri koruma ve usulüne uygun tutma zorunluluğu göz önüne alındığında, ibraz edilmemesi sebebiyle sahibi aleyhine delil teşkil ettiğinin açık olduğunu, müvekkilinin kendisi lehine delil niteliği taşıyan işbu defterlere istinaden aleyhine hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda çeşitli isim ve imzaların bulunduğu sevk irsaliyelerinin davalı tarafından ibraz edildiğinin belirtilmesine karşın, ilgili raporun ekinde yalnızca excel formatında düzenlenmiş bir tablo dışında,
irsaliye veya faturalara ilişkin herhangi bir görüntünün olmadığını, bu itibarla dosyada mevcut olmayan faturalardan ve sevk irsaliyelerinden bahisle davalı tarafça davacı müvekkiline mal tesliminin gerçekleştirildiği hususunun kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olmasının sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden münderecatını kabul anlamını taşıdığını, o faturada yazılı malın alıcıya daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmediğini, satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ispat etmesinin zorunlu olduğunu,
ispat külfetinin davacı müvekkil üzerine bırakılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı tarafından düzenlenen tüm faturaların davacı taraf kayıtlarında yer aldığının belirtildiğini, beyaz eşya ticareti sektöründe, bu alanın tabiatı gereği bedeli ödenerek alıcı tarafından satın alınan ürünlerin sağlayıcı/satıcı depolarında uzunca bir süre muhafaza edilmeye devam edildiğini, talebin ve kârın durumuna göre ihtiyaç dahilinde alıcının önceden bedelini ödemiş olduğu bu ürünlerin satışı yapılmak üzere alıcının mağazasına ilerleyen tarihlerde getirildiğini,
faturanın düzenlenip alıcıya verilmesi ile malların tesliminin (ticari örf gereği) farklı zamanlarda yapıldığını, ticari örf ve uygulama gereği önden yüklemeli alışveriş yapıldığını, işbu nedenle davalı tarafından davacıya verilen ancak ilerleyen bir tarihte teslim edilmesi kararlaştırılan mallara karşılık düzenlenen faturanın kabulünün ve bu faturaların davacı tarafından ticari defterlerine işlenmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu,
ticari örf gereği uygulama önden yüklemeli olup salt fatura düzenlenmesinin ve bu faturaların tarafların ticari defterlerinde yer almasının malların teslim edildiğini göstermediğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bedelsiz olduğu iddia edilen çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1021, K. 2024/4704, 5 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama