KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1062 E., 2023/951 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2023
- Mahkemesi
- ...Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
1.737 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesince 22.12.2022 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket hakkında Eskişehir 3. İş Mahkemesinde 2021/56 E. sayılı dosya ile dava açtığını ve davanın derdest olduğunu, taraf ehliyetinin sağlanması gerektiğini belirterek sicilden terkin edilen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi gereğince işlem yapıldığını, dava dışı şirketin incelenen dosyasına göre sermayesinin yasal tutarının altında olduğu hususunun belirlendiğini, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi ile Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5 inci maddesi gereğince re'sen terkin edildiğini, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine aleyhlerine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin ve yetkililerin adresine eksikliğin giderilmesi için ihtar gönderilmeden, sadece ticaret sicil gazetesinde yapılan ilânla yetinilerek terkin işleminin yapıldığı, terkinin bu şekilde yapılmasının usulsüz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, sicilden re'sen terkin olan dava dışı şirketin tüzel kişiliğinin Eskişehir 3. İş Mahkemesinin 2021/56 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, önceki yetkililerin bu dosya yönünden şirketi temsil yetkilerinin devamına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; terkin işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının iddiası olmamasına rağmen Mahkemenin müvekkilinin terkin işlemi öncesinde yapması öngörülen ihtarı yapıp usuli işlemleri yerine getirdiğini ispat edemediği hususunun re'sen gözetilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihya davasının re'sen terkin işleminden 6 yıl 8 ay sonra ikame edilmesi sebebiyle müvekkilinin aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, dava dışı şirketin sermaye artırım yükümlülüğünü yerine getirmediği için münfesih olmasına rağmen Mahkemece tasfiye memuru atanmadığını,
dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun müvekkilinin kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan ihtarının usule aykırı olduğu,
terkin işleminin usule aykırı olarak yapılması sebebiyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş,
davalı vekilinin bu karara ilişkin olarak yaptığı temyiz başvurusu ise şirket ihyasına ilişkin kararların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca çekişmesiz yargı işi olması sebebiyle kesin olduğu gerekçesi ile aynı Kanun'un 366 ncı maddesinin birinci fıkrası atfıyla kıyasen uygulanması gereken 346 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve ek kararlarına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihya davalarının çekişmesiz yargı işlerinin düzenlendiği maddede yer alan ölçütlerden hiçbirinin kapsamına girmediğini, mezkur davanın basit yargılama usulüne tabi davalar kapsamına da girmediğini belirtip ayrıca istinaf dilekçesindeki iddialarını tekrarlamak suretiyle asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı şirketin sicilden terkin işleminin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, usul ve yasaya aykırı ise şirketin ihya edilmesi hâlinde davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti taktir edilip edilmeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6102 sayılı Kanun'un 32 ve geçici 7 nci maddeleri, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi, Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5 inci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi, 366 ncı ve 346 ncı maddelerinin birinci fıkraları.
2.Dairenin emsal nitelikteki 06.12.2021 tarih, 2021/8655 E. ve 2021/6877 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik verilen 17.10.2022 tarihli kararın kesin olduğundan bahisle 22.12.2022 tarihli ek karar ile davalının temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş ise de,
Dairemizin yerleşmiş kararlarına göre Ticaret Sicil Müdürlüklerinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre açılan ihya davasında yasal hasım olması ve açılan davada da ...’nün davalı olarak gösterilmesi sebebiyle dava çekişmesiz yargıya tabi olmadığından Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.10.2022 tarihli karar kesin nitelikte değildir.
Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli ek kararının bozulmasına karar verilip davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2.Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında öngörülen sicilden terkin edilen şirketin ihyası (ek tasfiyesi) istemine ilişkindir.
Anılan yasal düzenleme "....Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." yönünde olup ihyası talep edilen şirketin 07.07.2014 tarihinde sicilden terkin edildiği ve eldeki davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 31.08.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, Mahkemece 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin işleminin usule uygun yapılıp yapılmadığı hususunun 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılan davalarda incelenmesi gerekmekte olup hak düşürücü süre geçirildikten sonra açılan davada esasa girilmeksizin karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile 22.12.2022 tarihli ek kararın BOZULMASINA,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin 17.10.2022 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun geçici 7 inci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesi (İDM)’nce şirket ve yetkililerine eksikliklerin giderilmesi için usulüne uygun ihtar gönderilmeden sadece Ticaret Sicil Gazetesi (TSG)’nde yapılan ilanla yetinilerek terkin işleminin yapılmasının usulsüz olduğu ve dolayısıyla beş yıllık hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gerekçesiyle davanın kanülüne, bölge adliye mahkemesi (BAM) hukuk dairesi (HD) nce de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin ticaret sicilinden resen terkin edilmeleri TTK’ın geçici 7 inci maddesi ile düzenlenmiş olup bu madenin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere davacı ve davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatifler hariç olmak üzere, maddenin ikinci fıkrasında beş bent halinde gösterilen sebeplerden birinin bulunması halinde,
tespit edilen terkin sebebini oluşturan eksikliğin/eksikliklerin giderilmesi için ticaret sicil müdürlüklerince maddenin 4 üncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket veya kooperatiflerin ticaret sicilinde kayıtlı son adresine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar gönderilir ve söz konusu ihtar aynı gün ilan edilmek üzere TSG’ya gönderilir.
İhtarın ilgililere ulaşmadığı durumlarda ise ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibariyle söz konusu ihtar Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya ... ticaret odasının internet sitesinde de aynen yayınlanmak durumundadır.
Maddenin (b) bendi uyarınca sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere gönderilecek ihtarda yönetici, denetçi veya müdürlerin tebliğden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunu bildirmeleri, aksi takdirde unvanın sicil kayıtlarından silineceği, kaydın silindiği tarihten itibaren 10 yıl sonra şirket mal varlığının Hazineye intikal edeceği ve bu durumun kesin olduğu açıkça belirtilir.
Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalan kapsam dahilindeki şirket veya kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etmek isteğinde olmaları halinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat belgelerinin bildirilmesi istenmek durumundadır.
Bu maddenin 11 inci fıkrasında ise, Maddenin 4 üncü fıkrası uyarınca yapılan ilan ve ihtara rağmen, ön görülen iki aylık süre içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kayıtları ile birlikte bildirmeyen şirket veya kooperatifin unvanının ticaret sicilinden resen sineceği ve durumun TSG ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edileceği açıkça düzenlenmiştir.
Ticaret sicilinden unvanı terkin edilen şirket veya kooperatifin ihyasının terkinden itibaren 5 yıl içinde alacaklılar veya hukuki menfaatı bulunanlar tarafından istenebileceği maddenin 15 inci fıkrasının son cümlesi ile hüküm altına alınmıştır.
TTK’nın bu hükmünde açıkça belirtildiği üzere, şirket veya kooperatiflerin ticaret sicilinden terkin edilebilmesi, tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için hem Tebligat Kanunu hükümlerine uygun gönderilen ve ilgilisine tebliği gereken süreli ihtar, hem de ihtarın TSG ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilmesi ile birlikte söz konusu eksikliğin süresinde yerine getirilmemesi şartları ile birlikte ilgili şirket ya da kooperatifin tarafı olduğu derdest dava olmaması şartının bulunmasına bağlıdır.
Hal böyle olunca, söz konusu süreli ihtarın tebliği ve ilanlar şirket veya kooperatif unvanının sicilden terkin edilmesi işleminin esaslı noktadaki kurucu unsurlarıdır. Esaslı noktadaki kurucu unsurlar gerçekleşmeden yapılan terkin işleminin yok hükmünde olduğu düşünülmelidir.
Diğer bir ifade ile TTK geçici madde 7’de ön görülen usul işlemleri terkin işleminin temel dayanağı olup, söz konusu usul işlemleri tam ve eksiksiz yerine getirilmeden ticaret sicili müdürlüğünce yapılan resen terkin işlemi yok hükmündedir. Yok hükmünde olan bir işleme hiçbir hukuki sonuç bağlanamayacağından, maddenin 15 inci fıkrası ile getirilen hak düşürücü sürenin işlemeye başlaması düşünülemez.
Burada belirtmek gerekirse, terkin işlemi yok hükmünde olduğu durumlarda ilgililere söz konusu hak düşürücü süre engeline takılmadan ihya davası açma hakkı tanınması hak ihlallerine engel olmak için de bir zorunluluktur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince, ihyası istenen şirket unvanın ticaret sicilinden terkin edilebilmesi için davalı ... TTK geçici m. 7’de ön görülen usul işlemlerini yerine getirmeden şirketi ticaret sicilinden resen terkin etmiştir. Terkin işlemi için Kanunun öngördüğü esaslı noktadaki kurucu usul işlemleri yapılmadığından terkin işleminin yok hükmünde olduğu düşünülmelidir. Yokluğa hiçbir hukuki sonuç bağlanamayacağı ilkesinden hareketle söz konusu 5 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığından ve dolayısıyla sürenin dolduğundan söz edilemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1062, K. 2023/951, 20 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama