KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1626 E., 2024/4882 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/504 Esas, 2022/1731 Karar
- Hüküm
- Usulden ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/527 E., 2021/835 K.
Karar Metni
1.465 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Alman makamlarınca düzenlenen noter senedi ile satış ve hisse devri sözleşmesi yaparak davalıya 50.000,00 euro karşılığında sahibi olduğu Düsseldorf'daki A-Mobile GmbH şirketini devrettiğini, noterce düzenlenen satış ve devir sözleşmesine göre satış tutarının hemen ödeneceği ve hisse devrinin şirket açısından güncelleştirilmiş ticaret siciline kaydolmasıyla geçerli olacağının şarta bağlandığını, noter tarafından söz konusu şirketin Düsseldorf Asliye Hukuk Mahkemesi ticaret siciline yapılan kayıt başvurusu ile 20.01.2014 tarihinde güncelleştirilmiş ticaret siciline kayıt işleminin yapıldığını,
borcun muaccel hale gelmiş olmasına rağmen davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkiye haiz olmadığını, müvekkilinin yerleşim yeri ve davacının yerleşim yerinin Düsseldorf, Almanya olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığa Alman hukukunun uygulanması gerektiğini, Alman hukukuna göre alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya ödemekle yükümlü olduğu herhangi bir tutarın bulunmadığını, ihtarname tebliğ edilmediğinden gecikme faizi talebinde bulunulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olduğu, davalı vekilince dosyaya sunulan ve e-devlet üzerinden alındığı görülen İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce düzenlenen belgede, davalının yerleşim yeri olarak Almanya adresinin belirtildiği, aynı belgenin diğer adres hanesinde ise İzmir ilinde bir adres verildiği, bu adresin niteliğine dair bir tespit yapılmadığı, dava dosyasında davalının yerleşim yerinin Türkiye'de olduğuna ilişkin bir iddia olmadığı gibi buna ilişkin bir bilgi de bulunmadığı,
bu durumda davalının Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığı sonucuna varıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi kapsamında mahkemenin yetkili olmayacağını, aynı Kanun'un 9 uncu maddesi gereğince Türkiye'de yerleşim yeri bulunmamakla birlikte mutat meskeni bulunan kişilere karşı açılacak davalarda genel yetkili mahkemenin, davalının Türkiye'deki mutat meskeninin bulunduğu yer mahkemesi olacağının kabul edildiği, davalının Yalı Mahallesi Mithatpaşa Caddesi B Sitesi No:307 Güzelbahçe İzmir adresinin kayıtlarda yer aldığı,
bu adresle irtibatının araştırılması sonucunda, davalının bu adreste ikamet etmediği, yurt dışında yaşadığı, adreste eşi ve çocuklarının ikamet ettikleri, davalının yılın belirsiz tarihlerinde ortalama 3-5 kez adrese gelerek bir hafta 10 gün kadar kalıp ayrıldığı, bu durumun 6 yıldır devam ettiğinin tespit edildiği, davalının söz konusu adresi hayat ilişkilerinin merkezi haline getirmediği anlaşıldığından 6100 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi kapsamında da mahkemenin yetkili olmayacağı, 10 uncu maddesi gereğince sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu,
yabancı uyruklu şirketin yabancı ülkede hisse devrine ilişkin sözleşmenin ifa yerinin Türkiye olmayacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 89 uncu maddesi kapsamında alacaklının ikametgahına gidilse dahi alacaklı olan davacının Alman vatandaşı olması ve Türkiye'de yerleşim yerinin olmaması gözetildiğinde 6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi kapsamında da mahkemenin yetkili olamayacağı, davalının cevap dilekçesinde süresinde yetki itirazında bulunduğu da gözetildiğinde somut uyuşmazlık bakımından mahkeme dahil,
milletlerarası yetkiye haiz Türk Mahkemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının itirazın iptali davasının açılmasına sebep olan, başlangıçta inkar ettiği borcu kabul ederek takip konusu fer'ileriyle birlikte 70.000,00 euro olan alacağın 56.072,78 TL tutarındaki kısmını karar verildikten sonra 14.02.2022 tarihinde Almanya'da ifa ettiğini, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığını, davalının Türkiye'deki adresinin aile konutu olarak kullanıldığını, aile konutu kavramının bünyesinde mutat mesken tanımını açıklayan unsurları barındırdığını, kolluk tarafından tutulan tutanaktan anlaşılacağı üzere davalının eşi ve çocuklarının İzmir'de ikamet ettiğini,
ailenin ikametenin aile konutunda tüm fertler yönünden ortak mesken şeklinde birlikte kabul edildiğini, karinenin bu yönde olduğunu, davalının mutat meskeninin aile konutu olan bu yer olduğunu, davalı eşinin davalının arada bir geldiği yönündeki soyut ifadesine itibar edilemeyeceğini, mutat meskenin devamlılık gösteren ve kişinin hayat ilişkilerinin merkezi olarak tanımlandığını, davalının Türk vatandaşı olarak sahip olduğu hak ve menfaatleri kullanırken, yükümlülüklerini yerine getirirken özel hukuk ilişkileri bakımından bu adresi bağlantı olarak kullandığını,
bu adresin takip ve dava tarihinde davalının mernis kaydında görülen adres olduğunu, dosyada yer alan vekaletnamede de bu adresin kullanıldığını, bu adresin mutat mesken tanımına uyduğunu, yetkisizlik kararının tüm Türk mahkemelerine şamil edilerek dosyanın davalının mutat meskeni olduğu anlaşılan İzmir mahkemelerine gönderilmemesinin hatalı olduğunu, yapılan icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmediğini, icra dairesinin yetkili hale geldiğini, cebri icra hukuku alanına giren meselelerde bu hukukun niteliği gereği Türk mahkemelerinin daima münhasır yetkiye haiz olduğunu,
yabancı mahkeme lehine yapılan yetki anlaşmalarının dahi bu alanda bir yetkiye sahip olmadığının açıkça ifade edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, İlk Derece Mahkemesinin yetkisizliğine karar verilmesi durumunda dosyanın İzmir mahkemelerine gönderilmesine, karar verilecek olması durumunda ise 56.072,78 euro yönünden davanın konusuz kaldığının tespitine, takibin bakiye 13.927,22 euro yönünden devamına, 70.000,00 euro üzerinden icra inkar tazminatı ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın dava dışı A-Mobile GmbH şirketinin yerleşim yerinin, bir başka söyleyişle dava dışı A-Mobile GmbH şirketinin merkezinin Düsseldorf/Almanya'da bulunmakta olup iç hukukumuzda davanın Ankara mahkemesinde görülmesini gerektirecek yetki kuralının olmadığı, somut davada Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığı, itirazın iptali davasına konu icra takibinin Ankara icra müdürlüğünde yapıldığı,
Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmayan davanın Türkiye'de başlatılan icra takibine itirazın iptali davası şeklinde Türk mahkemelerinde açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamakta olup, hukuki yarar dava şartının yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddesi gereğince davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yabancı şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan hisse devir bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un 6, 9, 10 uncu maddeleri ile 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi.
3.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi bulunmayan davanın Türkiye' de başlatılan takibe itirazın iptali davası şeklinde Türk Mahkemelerinde açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiş ise de yapılan yargılama sırasında davalının Türkiye' de yerleşim yeri ve mutat meskenin bulunmadığı, davalının yurt dışında yaşadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinde sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu düzenlenmiş ise de yabancı uyruklu şirketin yabancı ülkede hisse devrine ilişkin sözleşmenin ifa yeri de Türkiye olmayacağından anılan madde kapsamında da mahkemenin yetkisi söz konusu olmayacaktır.
Somut olayda 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi kapsamında alacaklının ikametgahına gidilse dahi alacaklı davacının Alman vatandaşı olup Türkiye' de yerleşim yeri bulunmamaktadır.
Hal böyle iken İlk Derece Mahkemesince somut uyuşmazlık bakımından milletlerarası yetkiye haiz Türk Mahkemesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde iken Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılarak yanılgı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının değişik bu gerekçe ile düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1626, K. 2024/4882, 11 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama