İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1939 K.2024/5406

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2023/1939Karar2024/5406Tarih1 Temmuz 2024Okuma7 dk · 1.358 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/1939 E., 2024/5406 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
1 Temmuz 2024
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/194 Esas., 2022/1703 Karar
Hüküm/karar
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2016/353 E., 2019/1374 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.358 kelime·7 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Aşağırayrancı Şubesi ile davalı arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığını, anılan kredi sözleşmesine dayanılarak kredi müşterisi firmaya müvekkili banka tarafından kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine hesapların kat edilip davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dava dışı ... Otomotiv San.Tic. Ltd.

Şti. adına düzenlenen 31.05.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, davacının, asıl borçlunun kullandığı-kullanacağı kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarına, mevcut ve gelecekteki diğer kefillerden bağımsız olarak 160.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere müvekkilinin müteselsil kefil olduğu beyanını içeren tarihsiz bir belge sunduğunu, ancak bu belgenin müvekkilin eli ürünü olmadığını, altındaki imzanın ise müvekkiline ait olup olmadığının belirli olmadığını, müvekkilinin imzalamış olduğu belgenin sadece o dönem asıl borçlu ...

Otomotiv tarafından çekilen 160.000,00 TL'lik krediye ilişkin olduğunu, asıl borçlunun o dönem almak istediği dükkan için gerekli olan meblağ kadar davacıdan kredi başvurusunda bulunduğunu, söz konusu kredinin onaylanıp kredi ile satın alınan dükkan üzerine ipotek konulduğunu, müvekkilinin sadece bu kredi sözleşmesine kefil olma niyeti ile imza attığını, bu kredinin ise vadesinde ödenerek kapatıldığını ve söz konusu dükkan üzerindeki ipoteğin fek edildiğini, ancak asıl borçlu ve davacı bankanın, kaldırılan ipotekle ilgili müteselsil kefil olan müvekkiline bilgi vermediğini, taşınmazın asıl borçlu tarafından 3. bir şahsa satıldığını,

bankanın alacağını ipotekli gayrimenkul üzerinden alma imkanı varken ipoteği fek edip sözleşme kefiline yönelmesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl borçlunun kullanmış olduğu bir başka krediye ilişkin ödemelerin aksaması üzerine, davacı bankanın, asıl borçluya sınırsız kefaleti olduğunu iddia ettiği Genel Kredi Sözleşmesi üzerinden müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, kefilin sadece kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmesi gereği ödenmemiş borçlardan sorumlu tutulabileceğini, müvekkilinin kefaletten rücu ettiğine dair davacıya Ankara 16.Noterliğinin 20.01.2016 tarihli ve 1558 sayılı yevmiye ile bildirimde bulunduğunu,

davacının takibe geçmeden önce müvekkiline ihtarname keşide etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporuna göre takibe konu borçlu cari hesap ve kredili mevduat hesaplarının davalının kefaletinin bulunduğu sözleşmeye istinaden açılıp kullandırılmış olması nedeniyle davalının bu kredi borçlarından sorumlu olduğu, depo talebine işikin sözleşmede kefilin sorumluluğuna ilişkin açık düzenleme bulunmadığı, takipten sonra yasal yükümlülük tutarları ödenen çeklerden kaynaklı nakit riskin davacı Banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen 30.06.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kaldığı,

davalının 30.06.2014 tarihli sözleşmede kefaleti bulunmadığı için sözleşmeden kaynaklı riskten sorumlu tutulamayacağı, davalı tarafa ihtarname keşide edilmediği için davalının temerrüdünün takip tarihi itibariyle oluştuğu, davalı kefilin sorumlu olacağı toplam tutarın 71.938,52 TL olduğu, dosyaya sunulu 19.11.2012 tarihli ve 31918 yevmiye no.lu ipotek belgesi bilgilerine göre 19.11.2012 tarihinde 350.000,00 TL tutarında davacı Banka lehine ipotek tesis edildiği ve bu ipoteğin 25.11.2015 tarihinde terkin edildiği, ipotekli gayrimenkulun 25.11.2015 tarihinde ... adlı şahsa satışından dolayı üzerindeki ipoteğin terkin edildiği,

asıl borçlu şirketin genel kredi sözleşmelerinin teminatı olmak üzere şirket yetkilisi ... ...'in maliki olduğu taşınmazın 19.11.2012 tarihinde davacı bankaya ipotek edilmesine rağmen, şirketin başvurusu üzerine kefilin muvafakatı alınmadan, ayrıca kefilin haberi olmadan anılan taşınmazın 3. kişiye satılması için 25.11.2015 tarihinde ipoteğin terkin edildiği, davalı kefilin davacı bankaya hitaben keşide ettiği Ankara 16. Noterliğinin 20.01.2016 tarih 01558 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile kefillikten feragat ettiğini bildirdiği,

dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 592 ve 596 ncı maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kefilin açık muvafakati olmadan ipoteğin fekedilemeyeceği, davalının imzasının bulunduğu kredi sözleşmesine ilişkin kefaletin usulüne uygun yapıldığı, ancak davacının, aynı genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak alınan ipoteği kefilin muvafakatını almadan kefilin durumunu ağırlaştıracak şekilde fekkettiği, ipoteğin kaldırılmasından sonra ipotek konusu taşınmazın 3. kişiye satıldığı,

dolayısıyla davalı tarafından yapılan itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; fek edilen ipoteğin 6098 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden sonra, asıl borçlu olmayan 3. kişi ... ... tarafından 19.11.2012 tarihinde tesis edildiğini ve 04.12.2015 tarihinde fek edildiğini, somut olayda 6098 sayılı Kanun'un 596 ile 592 maddelerinin uygulandığını, ancak müteselsil kefil olan davalının alacaklı bankaya halef olabilmesi için öncelikle ifada bulunması gerektiğini, ancak davalı tarafından müvekkili bankaya hiç ifada bulunulmadığını, bu nedenle verilen karar ile davalının müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini,

halefiyet hakkının kullanılabilmesi için ipoteğin sadece kefalet anında var olması ya da bizzat asıl borçlu tarafından özellikle bu alacak için verilmiş olması gerektiğini, somut olayda ipoteğin asıl borçlu tarafından değil 3. kişi tarafından verildiğini, bu nedenle kefilin durumunun ağırlaşmasının söz konusu olmadığını, mahkemece davalının BCH ve kredili mevduat hesabı hakkında sorumlu olduğu tespit edilmiş olsa da çek yaprakları bedelinin faiziyle birlikte depo edilmesi hakkındaki hususun hatalı olduğunu,

davalı tarafından yargılama aşamasında tüm dilekçeler ve beyanlar sunulduktan sonra 17.04.2018 tarihinde yeni bir cevap dilekçesi niteliğinde ve savunmayı genişleten dilekçe sunulduğunu, bu dilekçeye muvafakatları olmadığı beyan edilmesine rağmen mahkemece savunmayı genişleten işbu dilekçe dikkate alınarak dosyanın tekrar iki defa bilirkişi incelemesine gönderilerek yargılamanın sil baştan tekrarlandığını, bu hususun emredici hükümlere aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk derece Mahkemesi kararının bu yönü ile kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı asıl borçlunun davacı banka yararına borçlarının teminatını teşkil etmek üzere dava dışı ... ...'in maliki olduğu taşınmaz üzerinde 19.10.2012 tarihli 350.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiği, ipoteğin 25.112015 tarihinde davalının rızası alınmaksızın fek edildiği ve aynı tarihte taşınmazın yine dava dışı ... isimli şahsa satıldığı, ipoteğin fekkinden dolayı kefilin sorumluluğunun ağırlaştırıldığı,

6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesinin birinci fıkrasında alacaklının, alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını yalnızca ve mutlaka asıl borçludan temin etmesine yönelik özel bir şart bulunmadığından, 3. kişilerden elde edilen güvencelerin de 592 nci madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, fek edilen ipotek bedeli işbu davada hesaplanan kefilin sorumluluğunun üstünde olduğundan 592 nci maddenin son fıkrası nazara alındığında davalı kefil yönünden talep edilebilecek bir alacağın bulunmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesine bir isabetsizlik görülmediği,

davalı vekilinin istinaf itirazlarına gelince, dosya kapsamında davacının icra takibi yapmakta kötü niyetli olduğuna ilişkin bilgi ve belge bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazlarının da yerinde görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesine kefalet nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesinin birinci ve son fıkraları

3. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1939, K. 2024/5406, 1 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1939
Karar No
2024/5406
Tarih
1 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2023/1943 K.2024/5041
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1946 K.2024/5435
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1954 K.2024/5409
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2016 K.2024/5811
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/2021 K.2024/4514
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2023/2023 K.2024/5914

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.