İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2000 K.2024/5032

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Esas2023/2000Karar2024/5032Tarih13 Haziran 2024Okuma11 dk · 2.102 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/2000 E., 2024/5032 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
13 Haziran 2024
Mahkemesi
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/126 Esas, 2023/239 Karar
Hüküm
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2022/428 E., 2022/1068 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.102 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre, davacı toplam 795.927,56 TL'nin tahsili ve 2.670,00 TL çek sorumluluk tutarının depo edilmesi talebiyle icra takibi başlatmış, itirazın iptali davasında İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, nakdi alacak yönünden; 765.386,24 TL asıl alacak, 17.798,02 TL işlemiş faiz, 889,90 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV), 2.673,50 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 786.747,66 TL alacak yönünden itirazın iptaline, takibin devamına, fazla talebin reddine, ... davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, gayri nakdi alacak yönünden; davalı asıl borçlu ... hakkında itirazın iptaline, takibin devamına, davalı kefiller yönünden gayri nakdi talebin reddine karar verilmiştir.

Reddedilen ve davacılar vekillerince temyize konu edilen toplam miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından davacı vekillerinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalılar vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...’a kullandırdığı kredilere diğer davalıların müşterek borçlu/ müteselsil kefil olduklarını, borcun ödenmediğini, hesabın kat edilip davalılar hakkında takip başlattıklarını, davalıların takibe itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının muacceliyet koşullarına uygun davranmadığını, ifada geciken esas borçlu ihtar edilmeden kefile başvurulamayacağını, kefile bildirim yapılmadığı sürece esas borçluya yapılan bildirimde belirlenen sürenin kefil için işlemeyeceğini, takipten önce yapılandırma işlemine gidildiği halde davacının yapılandırmaya uymadan, henüz ödeme gününe varken temerrüt gerçekleşmeden icra takibi başlattığını, yapılandırma sözleşmesi ile kefillerin imzaladıkları genel kredi sözleşmesinin hükümsüz kaldığını, kefalet ilişkisinin sona erdiğini, çok yüksek faiz uygulandığını,

bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağı üzere müvekkillerinin belirlenen rakam kadar borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini, haksız ve kötü niyetli davacının %20 oranından az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... ile davacı banka arasındaki kredi sözleşmesinin geri ödeme planı ve sözleşmenin genel kredi sözleşmesi olması sebebiyle kredinin ticari kredi niteliği taşıdığı, diğer davalıların kefil olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki teselsül hükümleri uyarınca kefil davalılar yönünden de takip dayanağı kredinin ticari nitelik taşıdığı, buna göre 6102 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği davanın mutlak ticari dava olduğu,

... dışındaki diğer davalıların sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, kefalete ilişkin miktar, tarih ve müteselsil kefil kelimelerinin el yazısıyla yazıldığı, asıl borçlu davalı ... ile kefil ...'un karı-koca olup, sözleşme tarihi ve kefalet tarihinin aynılığı yanında eş rızasının da bulunduğu, gerek imzaya gerekse kefalet yazılarına bir itirazın ileri sürülmediği,

davalı kefillerin kefaletlerinin 6098 sayılı Kanun’un 583 ve 584 üncü maddelerine uygunluk arzettiği, 03.01.2020 tarihli ihtarnamenin davalı asıl borçlu ile müteselsil kefil ...'a tebliğ, kefil şirkete çıkan tebligatların ise iade edildiği, temerrüt için hesap kat'inin yettiği, ayrıca tebliğ gerekmediği, ödeme yapılmadığına göre ifada gecikme ve ihtarın sonuçsuz kalması şartının gerçekleştiği, bankacı bilirkişi raporundan üç tane yapılandırma sözleşmesinin bulunduğu, bir tanesinde yalnızca bir taksitin ödendiği, diğerlerinde ödemenin bulunmadığının belirlendiği, yapılandırma sözleşmesinin bozulduğu,

yapılandırma sözleşmesi olmasının 6098 sayılı Kanun’un 131 ve devamı maddeleri gereği genel kredi sözleşmelerini ortadan kaldırmadığı, 04.10.2022 tarihli bilirkişi raporu içeriğinden sözleşmeler kapsamında ...676, ...677, ...678 nolu ticari yapılandırma kredilerinin kullandırıldığı, 03.01.2022 tarihli ihtarname ile kredi hesaplarının 05.01.2022 tarihi itibariyle kat edildiği, ödeme için 1 gün süre verildiği,

05.01.2022 tebliğ tarihine göre 07.01.2022 tarihinde temerrüdün gerçekleştiği, bankacı bilirkişi raporunda öncelikle asıl borçlu yönünden nakdi ve gayri nakdi alacak için ayrı ayrı keza, her bir yapılandırma kredisi yönünden ayrı ayrı değerlendirmeler yapılmak suretiyle takip tarihi itibari ile asıl alacak ve fer'ilerin tespit edildiği, hesaplama yapılırken içtihatlara uygun şekilde akdedilen sözleşme hükümlerine göre hesap kat ihtarnamesinin borçlulara tebliği ve tebliğe tanınan sürenin ilavesi ile temerrüt tarihinin tespit edildiği,

bu tarihe kadar akdi faiz uygulanmak suretiyle kat tarihine kadar ki faiz borcu bulunduktan sonra asıl kredi borcu ile kapitalize edilerek bulunan toplam alacağın takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulandığı, davalı kefillerin kefalet limiti kapsamında kendi temerrütünün sonuçlarından sorumlu oldukları, kefillerin imzası bulunan kredi sözleşmelerine göre toplam kefalet limiti 1.200.000,00 TL olduğu, bu limitin asıl borçlu için hesaplanan nakdi alacağı da kapsadığından ve temerrüt tarihi aynı olduğundan davalı kefillerin de asıl borçlu için tespit edilen miktardan sorumlu olmaları gerektiği sonucuna varıldığı,

gayri nakdi depo talebi yönünden sözleşme hükümleri nazara alındığında asıl borçlu için açık hüküm olduğu, davalı kefiller yönünden ise sözleşmelerin kefalete ilişkin kısımlarında gayri nakdi çek depo bedelinden sorumlu olduklarına dair açık hükme rastlanmadığı, sözleşme örneklerinden kefillerin imzalarının bulunduğunun görüldüğü, bilirkişi raporunda yapılandırma kredilerinin tespit edildiği, bu krediler üzerinden değerlendirme yapıldığı, ihtarnamenin davalı şirketin sözleşmede bildirilen adresine tebliğ edildiği,

yeni adres bildirmediğinden bu adrese yapılan tebligatın geçerli sayılacağı, bilirkişi raporundaki faiz oranlarının sözleşme hükümleri ve geri ödeme planlarına göre belirlendiği, hesaplamanın denetime elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, nakdi alacak yönünden.

765.386,24 TL asıl alacak, 17.798,02 TL işlemiş faiz, 889,90 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV), 2.673,50 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 786.747,66 TL alacak yönünden (...676 numaralı kredi yönünden. 335.051,66 TL asıl alacak, 7.791,81 TL işlemiş faiz, 389,59 TL BSMV, 0,01 TL masraf olmak üzere toplam 343.233,07 TL; ....677 numaralı kredi yönünden.

227.016,71 TL asıl alacak, 5.277,94 TL işlemiş faiz, 263,90 TL BSMV, 0,01 TL masraf toplam 232.558,57 TL olmak üzere) itirazın iptaline, takibin devamına, fazla talebin reddine, takip tarihi sonrası asıl alacağa (....676 numaralı kredi yönünden 335.051,66 TL, ...677 numaralı kredi yönünden 227.016,71 TL,) %29,90 faizi ile faizin %5 gider vergisi uygulanmasına, likit kabul edilen 784.074,16 TL'nin (....676 numaralı kredi yönünden 343.233,06 TL, ....677 numaralı kredi yönünden 232.558,56 TL) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, gayri nakdi alacak yönünden; davalı asıl borçlu ... hakkında itirazın iptaline, takibin devamına, davalı kefiller yönünden gayri nakdi talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının eksik hesaplandığını, sözleşmenin 12. maddesinin 3. fıkrasında depo talebiyle ilgili açık hüküm bulunduğunu, 37. maddesinde çek kredisinin açıkça düzenlendiğini, kefalet hükmü bölümünün 1. maddesinde kefilin sözleşme kapsamındaki tüm borçlardan ve işlemiş ve işleyecek faizlerin tamamından sorumluluğunun kararlaştırıldığını, yine 12. maddesinde kefilin kredi kredi genel sözleşmesinin maddelerinin tamamının uygulanmasını ve bu maddelerde yer alan hususları aynen kabul ve taahhüt ettiğinin düzenlendiğini,

davalıların imzalarının yer aldığı sayfalarda ise 13.04.2018 tarihli ve 06.06.2018 tarihli kredi genel sözleşmelerinin ve kefalet sözleşmesinin tamamının okunduğu ve anlaşıldığı ve tüm sözleşme hükümlerinin haklarında geçerli olacağı, sözleşme kapsamında doğmuş, doğacak borçlardan sorumlu olacaklarını kabul ettiklerini, davalının kredi sözleşmesinde yer alan tüm hükümleri, bunların hakkında uygulanmasını ve bu kapsamda doğmuş doğacak tüm borçlardan ve fer'ilerinden sorumlu olmayı kabul ettiğinin açıkça ortaya konduğunu, davalıların, yasal düzenlemeler,

kefalet sözleşmesi ve kredi sözleşmesindeki düzenlemeler uyarınca çek depo bedeli yönünden de sorumlu tutulmaları gerektiğini, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yapılandırmaya uymadan takip başlattığını, yapılandırmada imzası bulunmayan kefillere takip yapılamayacağını, yenilemenin borcu sona erdirdiğini, eski kredi borcuna verilen kefaletin sona erdiğini, yapılandırma ile yeni bir kredi borcunun doğduğunu, kat ihtarnamesinin borcun yalnızca muaccel kılınmasını sağladığını, müteselsil kefilin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle hesap kat ihtarnamesiyle asıl borcun muaccel kılınması ve buna rağmen asıl borçlunun ifada gecikmesinin gerektiğini, bu durumda da kefilin sorumluluğuna başvurulamayacağını,

kat ihtarnamesine rağmen hala ifada bulunmayan borçluya bir ihtarın daha gönderilmesi ve bu ihtarın sonuçsuz kalması gerektiğini, yalnızca hesap kat ihtarnamesi ile haksız şekilde kefillerin sorumluluğuna gidildiğini, müvekkili şirkete bu ihtarnamenin tebliğ edilmediğini, onun açısından borcun muaccel hale gelmediğini, kefil olarak sorumluluğunun doğmadığını, ödemenin yapılmadığı hususu kefillere ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemeyeceğini, sadece muacceliyet bildirimi niteliğinde olan hesap kat ihtarı ile temerrüdün meydana gelmeyeceğini,

akdi faiz hesaplaması yapılırken 30.12.2021 tarihli hesap kat ihtarı ile 07.01.2022 tarihi arasındaki sürenin dikkate alınması gerekirken muaccel olmayan borca yönelik tarihten işletilmeye başlanan faiz hesaplamasını kabul etmediklerini, kredinin ticari nitelik taşımadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kredi sözleşmesinin ticari kredi olarak değerlendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, yapılandırma sözleşmesinin asıl borca dayanması sebebi ile yapılandırma sözleşmesinde ayrıca kefillerin imzalarının bulunmasının aranmayacağı, gayri nakdi çek kredisinin kredi sözleşmesinin 37. maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin kefalete ilişkin hükmünde ise bu hususa yer verilmediği,

hükme esas alınan bilirkişi raporu ve bu rapora ek olarak Mahkemesince yapılan hesaplamada, gayri nakdi talebin kefiller yönünden reddine ilişkin değerlendirmede usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, gerekçede hata edilmediği, yargılama giderlerinin hükme uygun şekilde düzenlendiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının eksik hesaplandığını, emsal kararlarda depo talebi yönünden kabul kararı verildiğini, sözleşmenin 12. maddesinin 3. fıkrasında depo talebiyle ilgili açık hüküm bulunduğunu, 37. maddesinde çek kredisinin açıkça düzenlendiğini, kefalet hükmü bölümünün 1. maddesinde kefilin sözleşme kapsamındaki tüm borçlardan ve işlemiş ve işleyecek faizlerin tamamından sorumluluğunun kararlaştırıldığını, yine 12. maddesinde kefilin kredi kredi genel sözleşmesinin maddelerinin tamamının uygulanmasını ve bu maddelerde yer alan hususları aynen kabul ve taahhüt ettiğinin düzenlendiğini,

davalıların imzalarının yer aldığı sayfalarda ise 13.04.2018 tarihli ve 06.06.2018 tarihli kredi genel sözleşmelerinin ve kefalet sözleşmesinin tamamının okunduğu ve anlaşıldığı ve tüm sözleşme hükümlerinin haklarında geçerli olacağı, sözleşme kapsamında doğmuş, doğacak borçlardan sorumlu olacaklarını kabul ettiklerini, davalının kredi sözleşmesinde yer alan tüm hükümleri, bunların hakkında uygulanmasını ve bu kapsamda doğmuş doğacak tüm borçlardan ve fer'ilerinden sorumlu olmayı kabul ettiğinin açıkça ortaya konduğunu, davalıların, yasal düzenlemeler,

kefalet sözleşmesi ve kredi sözleşmesindeki düzenlemeler uyarınca çek depo bedeli yönünden de sorumlu tutulmaları gerektiğini, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, reddedilen kısmın 6.509,90 TL olduğunu, bu tutar üzerinden hesap yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yapılandırmaya uymadan icra takibi başlattığını, yapılandırmada imzası bulunmayan kefillere takip yapılamayacağını, yenilemenin kefalet gibi feri hakların sona erdirdiğini, yapılandırma ile yeni bir kredi borcunun doğduğunu, yapılandırmanın tecdit niteliği taşıdığını, hesap kat ihtarnamesinin borcun yalnızca muaccel kılınmasını sağladığını, müteselsil kefilin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle hesap kat ihtarnamesiyle asıl borcun muaccel kılınması ve buna rağmen asıl borçlunun ifada gecikmesinin gerektiğini, bu durumda da kefilin sorumluluğuna başvurulamayacağını,

kat ihtarnamesine rağmen hala ifada bulunmayan borçluya bir ihtarın daha gönderilmesi ve bu ihtarın sonuçsuz kalması gerektiğini, yalnızca hesap kat ihtarnamesi ile haksız şekilde kefillerin sorumluluğuna gidildiğini, müvekkili şirkete bu ihtarnamenin tebliğ edilmediğini, onun açısından borcun muaccel hale gelmediğini, kefil olarak sorumlu tutulamayacağını, akdi faiz hesaplaması yapılırken 30.12.2021 tarihli hesap kat ihtarı ile 07.01.2022 tarihi arasındaki sürenin dikkate alınması gerekirken muaccel olmayan borca yönelik tarihten işletilmeye başlanan faiz hesaplamasını kabul etmediklerini,

müvekkili ...’in şirket yetkilisi olmakla birlikte tacir sıfatı taşımadığını, kredinin ticari kredi olarak nitelendirilemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesinin görevsiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3.6098 sayılı Kanun'un 581 ve devamı maddeleri.

4.6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi.

3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Davacı Temyizi Yönünden

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B.Davalılar vekilinin Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2000, K. 2024/5032, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. A. Davacı Temyizi Yönünden
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2000
Karar No
2024/5032
Tarih
13 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2028 K.2024/4665
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2039 K.2024/4649
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2123 K.2024/4914
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/2141 K.2024/8604
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/2201 K.2024/4058
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/2301 K.2024/3354

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.