İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2299 K.2024/5246

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen dosyada menfi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Esas2023/2299Karar2024/5246Tarih26 Haziran 2024Okuma13 dk · 2.501 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/2299 E., 2024/5246 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Haziran 2024
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/1608 Esas, 2023/95 Karar
Hüküm
Ret
İlk derece mahkemesi
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2018/63 E., 2019/499 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.501 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen dosyada menfi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; davalı tarafından davacı aleyhine alacaklı sıfatıyla 21.12.2017 tarihinde İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1385 D.iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını, talebin dayanağı olan 02.09.1997 tanzim tarihli 01.12.2017 ödeme tarihli 1.204.000.000,00 TL'lik kambiyo senedini mahkemeye ibraz ettiğini ve 2017/1384 K. sayılı ihtiyati haciz kararı alındığını, bilahare davalı tarafından İstanbul 22.İcra Müdürlüğü'nün 2017/41912 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davacıya ait araçlar,

İstanbul'da bulunan tüm gayrimenkuller ve Rize'de bulunan taşınmazların tamamının haczedildiğini, davacının bu durumu tesadüfen öğrendiğini ve haksız ihtiyati haciz kararının iptali için İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurulduğunu, davacı ile ne senette lehtar olarak görünen ..., ne de senedin son hamili ...

Kentsel İnş.San.ve Tic.Ltd.Şti arasında hiçbir borç veya ticari alışveriş bulunmadığını, ancak senedin ön yüzünde lehtar hanesinde adı geçen ...'nin babası ... adlı kişiden 1997 yılında, ...'yi tanıyan ... aracılığı ve kefaleti ile sadece imzaların mevcut olduğu,

miktar, lehtar, ödeme tarihi ve tanzim tarihi boş olan senet karşılığında o günkü para ile 100.000,00 TL civarında borçalındığını, alınan paranın bizzat ...'nin kendisine elden 1 sene içinde faizi ile birlikte ödendiğini, söz konusu evrak nedeniyle davacının herhangi bir borcu bulunmadığını, söz konusu para ve evrak alışverişi olan 1997 senedinde dosyada mevcut evrakta lehtar hanesinde adı yazılı ...'nin henüz orta okulda okuyan 13-14 yaşlarında bir öğrenci olduğunu, kendisi ile herhangi bir para alışverişi yapılmadığını, senedin tanzim tarihinin 02.09.1997 olarak görüldüğünü,

ancak senedin ödeme tarihinin tanzim tarihinden yaklaşık 20 sene sonrasına yazıldığını, bu durumun normal ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davaya konu evrakı keşidecinin davacı aleyhine işleme koyabilmesi için süresinde protesto çekmesi gerektiğini, anılan nedenlerle dava konusu senedin ödenmiş olması nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalının kötü niyetli davranışı nedeniyle davacının mağdur edilmesi sebebiyle %40'tan aşağı olmamak üzere davalı tarafın tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin konut inşaatı alanında faaliyet göstermek amacı ile 09.02.2015 tarihinde kurulduğunu, ...'nin davacı şirket yetkilileri ile görüşerek davalı şirketin gerçekleştireceği konut projesinden 2 daire almak istediğini, ancak nakit parasının olmadığını, peşinatı yakın vadeli bir senet cirosuyla ödeme yapabileceğini bildirdiğini, taraflar arasında anlaşma sağlanması üzerine tarafların İstanbul 8.Noterliği'nin 01.11.2017 tarih ve 15171 yevmiye nolu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzaladıklarını,

bu sözleşme ile davalı şirketin konut projesindeki zemin kat 1-2 nolu bağımsız bölümlerin 1.900.000,00 TL karşılığı ...'ye satmayı vaat ettiğini, ...'nin de bedelin 1.204.000,00 TL'sini 7 gün içinde senet cirosuyla, kalınını ise tapuların devri sırasında nakden ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ...'nin dava konusu senedi 07.11.2017 tarihinde davalı şirkete ciro ettiğini, davacının ...'ye verdiği açık senedin ...'ye doldurtulması ve ciro alan davacı şirketçe takibe konulmasında hiçbir geçersizlik sebebi veya hukuka aykırılık bulunmadığını,

alacaklı ...'nin dava konusu açık senet üzerine lehtar olarak kendi ismi yerine oğlunun adını yazdırmış olmasının bu senede itiraz için haklı bir gerekçe olmadığını, davaya konu senedin 20 yıl 3 ay vadeli olmasına hukuken hiçbir engel olmadığını, açık senedin 20 yıl sonra doldurulmasının da geçersizlik sebebi teşkil etmediğini, açık senedi doldurma hakkının süreye bağlı olmadığını,

davacı ile dava dışı Sait/... arasındaki temel hukuki ilişkinden kaynaklanan savunmaların ve bononun evveliyatına ilişkin vakaların bonoyu ciro alan üçüncü şahıs hamil davalı şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; babası ...'nin 26.04.2017 tarihinde vefat ettiğini, babasının vefat etmeden önce davacıdan 8 kg altın veya 8 kg altının değeri olarak ifade ettiği tutarda alacaklı olduğunu, babasının hastalığının arttığı ve evde istirahatte bulunduğu dönemde davacının imzasını taşıyan senedi çıkartarak imza, keşideci ve kefil isimleri ile adres dışındaki kısımları kendisine doldurttuğunu, senedin tarihini, vadesini, yetkili mahkemeyi, alacaklı olarak da kendi adını yazmasını babasının söylediğini,

senedin bu şekilde doldurulduktan sonra babasının senedi kontrol ederek kendisine verdiğini ve sağlığı elvermemesi halinde alacağı tahsil etmesini istediğini, dava konusu senedi kendisinin babasından aldığını, senetteki davacı ve kefil imzalarının zaten davacı tarafından kabul edildiğini, kendisinin babası ile birlikte senedin sadece alacaklı adı, soyadı, borç miktarı, ödeme günü, keşide günü ve yetkili mahkeme kısımlarını doldurduğunu, davacının senedi imzaladığı gün bu evrakın bir bono olduğunun, ciro edilebileceğinin, borcu ödememesi halinde tahsile konulabileceğinin bilincinde olduğunu,

davaya konu borcun 20 yıl ödenmemesinin sebebinin davacının kendisi olduğunu, babasının borcu tahsil edebilmek amacıyla kendisine birçok kez gidip geldiğini, fakat borcu tahsil edemediğini, senedi ciro alan ...

Kentsel İnşaat Şirketi ile davaya konu senedin bu şirkete ciro edilmesine sebep olan 01.11.2017 tarihli gayrimenkul satış vaade sözleşmesinin akrabalık ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, bu sözleşmenin tamamen bir yatırım amacıyla yapıldığını, davacı tarafın şirket ortaklarından Toni Devli ile arasındaki kuzenlik bağını kötüniyetle, hakkında yanlış kanaat uyandırmak ve borcunu ödememek için kullanmaya çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava, davacı tarafından düzenlendiği iddia olunan 02.09.1997 tanzim tarihli, 1.204.000.000,00 TL (bir trilyon ikiyüz dört milyar) eski TL meblağlı bono sebebiyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu,

davalı ... ...'nin gerek cevap dilekçesinde, gerekse mahkememizde alınan isticvap beyanında babası olan ...'nin ölmeden önce Nisan ayında, babasının kendisine hitaben davacı ... ...'nun 8 kg kadar altın karşılığı alacağının olduğunu söylediği ve bunun karşılığını o gün tarihi itibariyle hesapladıklarını ve 01.12.2017 vade tarihini yazarak üzerini doldurduklarını belirttiği, bizzat davalının ikrarına göre söz konusu senedin lehtarı ve hamili davalı ... ...'nin babası ... olduğu,

oysa davalı senedi düzenlerken yani eksiklikleri tamamlarken lehtar olarak kendi ismini yazdığı ve senedin bedeli olarak da eski para birimi üzerinden 1.204.000.000,00 TL yazısını yazıldığı, davalının beyanlarına göre davaya konu senedin lehtar ve hamili davalı ... ...'nin babası olduğu halde, bunun tarafından senet ciro edilmeden davalı söz konusu senedi gerçeğe aykırı olarak doldurduğu, bu kapsamda davaya konu senette ciro silsilesinde kopukluk oluştuğu, ayrıca alacağı olan bir şahsın 20 süreyle alacağını takipsiz bırakması da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gerek ciro silsilesinin kopuk olması,

gerekse davalı ... ...'nin beyanları dikkate alındığında söz konusu senedin tanzim tarihinden sonra ödendiği, ancak davalının murisi tarafından davacıya iade edilmediği, davalının murisinin ölmesinden sonra senedin ... tarafından bulunup, takibe konulmak üzere diğer davalı şirkete ciro edildiği, ciro silsilesinde kopukluk bulunduğu, senede 20 yıl sonra vade tarihinin atılışı, üzerine yazılan miktarın bizzat davalı beyanına göre eski TL cinsinden dolduruluşu, senet hamili ...'nin senette imzasının bulunmaması, davalının babası ... ve davalı ... ...'nin aynı zamanda davalı ...

Kentsel İnşaat ve Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti'nin hissedarı olması ve ...'nin bu şirkette uzun süre çalışması, ...'nin şirketteki ortaklığından 2017 yılında ayrılması gibi hususlar dikkate alındığında diğer davalının da senedin gerçeğe aykırı düzenlendiğini bilebilecek konumda olduğu, bu davalı tarafından sadece davacı ... ... aleyhine takip başlatılmış olması,

davalılar arasında taşınmaz satışına ilişkin gerçek bir satış olsaydı davalı şirket tarafından davalı ... ... aleyhine de takip başlatılması gerektiği halde ... aleyhine başlatılmış herhangi bir takip bulunmaması değerlendirildiğinde davalı şirketin bu kapsamda iktisapta ağır kusurlu olduğu ve söz konusu senedin bedelsiz kaldıktan 20 yılı aşkın süre sonra, üstelik senet lehtarı ve hamili öldükten sonra,

mirasçı ... tarafından doldurulduğu konusunda tam bir vicdani kanaat oluştuğundan davacının davasının asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı kabulüne, senet nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı gerçek kişi ile davalı şirket arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesine kadar hiçbir ilişki bulunmadığını, aralarındaki tek ilişkinin akrabalık bağı olduğunu, dolayısıyla davalı gerçek kişinin davalı şirkette çalıştığına dair değerlendirmenin yerinde olmadığını, davaya konu bonoyu müvekkili şirkete ciro eden ...'ye karsı takip başlatılmamasının, müvekkili şirketin bononun iktisabında ağır kusurlu olduğu anlamına gelmeyeceğini, davaya konu bononun ciro silsilesinde hiçbir konukluk veya hukuka aykırılık olmadığını,

kambiyo senetleri hukukundaki şekle bağlılık ilkesinin neticesi olarak şekli bir kavram teşkil eden "ciro silsilesi" tabirinin, senetteki ilk cironun senedin ön yüzünde lehtar olarak belirtilen kişinin imzasını taşımasını, ciroların bu lehtardan son hamile kadar kesintisiz olarak gelmesini ve son cironun da senedi elinde bulunduranın (son hamilin) adına yazılmış bulunması veya beyaz ciro olmasını ifade ettiğini, ancak bu şartlardan biri mevcut değilse ciro silsilesinin kopukluğundan söz edilebileceğini, davaya konu bononun ise, bu şartların hepsini taşıdığını ve bononun ciro silsilesinde hiçbir kopukluk bulunmadığını, ...'nin,

elindeki açık bononun lehtar hanesine kendi ismi verine oğlu ...'nin ismini yazdırmış olmasının bonodaki ciro silsilesinin kopuk olduğu anlamına gelmeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 684 üncü maddesi gereğince kambiyo senedini beyaz ciroyla devralan bir hamilin bu beyaz ciroyu "kendi adıyla veya başkasının adıyla doldurma" ya da "beyaz ciroyu hiç doldurmadan ve tekrar ciro da etmeden senedi bir başka kişiye verme" haklarına sahip olduğunu,

bonoda lehdar olarak "..." adının yazmamasından ve ...'ye ait ciro bulunmamasından yola çıkarak açık bononun ... tarafından kendi kendine doldurulduğu kanaatine varılmasının, dosyadaki delil durumu ve taraf ikrarları ile de çeliştiğini, ...'nin mirasçılarının onun ölümüyle birlikte dava konusu bononun zilyetliğini, mülkiyetini, bono bu sırada açık bono durumunda ise onu doldurma hakkını ve bonoda mündemiç alacak hakkını kendiliğinden kazandıklarını, dolayısıyla bir mirasçının adı lehtar hanesine yazılmak suretiyle bononun doldurulmasının miras hukuku ve kambiyo senetleri hukuku açısından hukuka uygun olduğunu,

keşidecinin alacaklıya verdiği açık bir senedin sonradan doldurulması veya doldurtulmasına, ciro edilmesine ve takibe konulmasına hiçbir hukuki engel bulunmadığını, açık senet verilmesiyle birlikte, hamile, bu senedi ''doldurma (tamamlama) hakkı" da tanındığını, hamilin imza haricindeki tüm (bedel, lehtar, keşide tarihi, vade vb.) boş kısımları bu hakka dayanarak sonradan yazmak veya yazdırmak suretiyle senedi ciro edebileceği ya da takibe koyabileceğinin kabul edildiğini, senede karşı senetle ispat kuralının somut olayda uygulanması gerektiğini, davacının iddialarını yazılı olarak ispatlaması gerektiğini beyan ederek,

Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine, asıl ve birleşen davalar yönünden kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların anlaşması sonucu bononun lehtar hanesi açık bırakılarak bir başkasına tevdii mümkün olduğu, bonoyu alan kişi lehtar hanesine kendi adını yazabileceği gibi isterse bonoyu yine lehtar hanesi açık olarak başka bir kişiye vererek açık kısmın o kişi tarafından doldurulmasına imkan sağlayabileceği (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/7844 E., 2016/6913 K. sayılı kararı), somut olayda, senedin lehtar olan birleşen dosya davalısı ...'nin babası ...'ye verildiği,

ancak ... tarafından doldurulmuş olmasının hukuken kabul edilemeyeceği iddia edilmiş ve mahkemece bu hususu ''ciro zincirinde kopukluk'' olarak değerlendirilmiş ise de, senedi alan ...'nin senedi yine lehtar hanesi açık olarak oğluna vermek suretiyle senetten doğan haklarını devrettiğinin kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla ciro zincirinin koptuğuna yönelik mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğu, kaldı ki somut senet incelendiğinde, ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmadığı,

senedin tanzim tarihi ile vade tarihi arasında belli bir süre olacağına, başka bir anlatımla süre kısıtlaması bulunduğuna dair hukuksal bir düzenleme mevcut olmadığından yerel mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçeleri de isabetsiz olduğu, dava konusu senedin imzalı boş bir şekilde birleşen dosya davalısı ve senedin lehtarı olan ...'nin babası ...'ye verildiği uyuşmazlık konusu olmadığı, ancak davacının ödeme def'inde bulunduğu,

imzası açıkça inkar edilmeyen davaya konu senet yönünden, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve ödeme iddiasının, taraflar arasındaki borç ilişkisi senede bağlandığından ancak senetle ispatlanması gerektiği, dosyaya yansıyan mevcut delillere göre, davacı yan senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delillerle ispatlayamadığı gibi, ödeme iddiasını da ispatlayamadığı,davacının, senedin düzenlenmesine kaynaklık eden temel ilişkiye ilişkin olarak ileri sürdüğü hususların ve ödeme iddiasının şahsi defi niteliğinde olması nedeniyle, bu iddiaların asıl dosya davalısı şirkete karşı ileri sürülemeyeceği,

davalı şirketin senedi iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğunun mevcut delil durumuna göre ispatlanamadığı, dolayısıyla iyi niyetli son hamil konumunda olduğu gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğundan davalılar vekilinin istinaf başvurunun/başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi gerekçesinin yerinde olduğunu, birleşen dosya davalısının isticvap beyanında babası olan ...'nin ölmeden önce Nisan ayında, babasının kendisine hitaben davacı ... ...'nun 8 kg kadar altın karşılığı alacağının olduğunu söylediğini, davalının ikrarına göre söz konusu senedin lehtarı ve hamili davalı ... ...'nin babası ... olduğunu, davalı senedi düzenlerken yani eksiklikleri tamamlarken lehtar olarak kendi ismini yazdığı ve senedin bedeli olarak da eski para birimi üzerinden 1.204.000.000,00 TL yazısını yazıldığını,

senet ciro edilmeden söz konusu senedi gerçeğe aykırı olarak doldurduğunu, alacağı olan bir şahsın 20 süreyle alacağını takipsiz bırakması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, gerek ciro silsilesinin kopuk olması gerekse davalı ... ...'nin beyanları dikkate alındığında söz konusu senedin tanzim tarihinden sonra ödendiğini, davalının murisi tarafından davacıya iade edilmediğini, davalının murisinin ölmesinden sonra senedin ... tarafından bulunduğunu, takibe konulmak üzere diğer davalı şirkete ciro edildiği ve ciro silsilesinde kopukluk bulunduğunu, senede 20 yıl sonra vade tarihinin atılışı,

üzerine yazılan miktarın bizzat davalı beyanına göre eski TL cinsinden dolduruluşunun senet hamili ...'nin senette imzasının bulunmaması, davalının babası ... ve davalı ... ...'nin aynı zamanda davalı ... Kentsel İnşaat ve Danışmanlık San. ve Tic. Ltd.

Şti'nin hissedarı olması ve ...'nin bu şirkette uzun süre çalışması, ...'nin şirketteki ortaklığından 2017 yılında ayrılması gibi hususlar dikkate alındığında diğer davalının da senedin gerçeğe aykırı düzenlendiğini bilebilecek konumda olduğunu, bu davalı tarafından sadece davacı ... ... aleyhine takip başlatılmış olmasının, davalılar arasında taşınmaz satışına ilişkin gerçek bir satış olsaydı davalı şirket tarafından davalı ... ... aleyhine de takip başlatılması gerektiği halde ... aleyhine başlatılmış herhangi bir takip bulunmadığını,

davalı şirketin bu kapsamda iktisapta ağır kusurlu olduğunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi kapsamında iyi niyetin öncelikle değerlendirilmesi gerektiğini ve davalıların iyi netli olmadıklarının çelişkili beyanlarından da anlaşıldıklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan ve icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2299, K. 2024/5246, 26 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2299
Karar No
2024/5246
Tarih
26 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2300 K.2024/5138
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2301 K.2024/4925
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/2302 K.2024/2264
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/2302 K.2024/1817
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2304 K.2024/5213
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/2304 K.2024/8584

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.