KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/2673 E., 2024/5119 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1429 Esas, 2022/2878 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/918 E., 2020/644 K.
Karar Metni
1.244 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;müvekkilinin davaya konu ettiği haksız işlemlerin yapıldığı tarihte Yapı Kredi Bankası A.Ş ...
Özel Bankacılık Merkezi Şubesi bireysel özel müşterisi olduğunu, davalı bankada TL cinsi ve döviz mevduat hesap sahibi ve kredi kart kullanıcısı olduğunu, 17.08.2016 tarihinde Yapı Kredi Bankası Genel Müdürlüğünden arandığını, müvekkiline ait kredi kartından harcama yapılmak istendiğini ve kredi kartının bloke edildiğini, bloke işlemi için onay kodu gerektiğini bildirdiğini, müvekkilinin telefon ile oyalandığını, müvekkilinin müşteri temsilcisini arayarak vadeli döviz mevduat hesabının bozulduğunu, farklı kişilere ait hesaplara EFT yapıldığını, kredi kartından nakit çekim işlemlerinin yapıldığını bildirdiğini,
yapılan işlemlerin bilgisi ve rızası dışında gerçekleştiğini müşteri temsilcisine bildirdiğini, müşteri temsilcisinin EFT yapılan şahıslardan Fikri İzgi ve Recep Kocaman isimli şahısların hesaplarının bloke koyulduğunu, ayrıca müvekkilimce savcılığa başvurulması gerektiğinin bildirildiğini, müvekkilinin büyük zarara uğradığını, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin hesaplarından yapılan işlemlerin haksız işlemler olduğunu, müvekkilinin yaklaşık zararının 10.500,00 TL + 52.000 USD olduğunu, yapılan bu usulsüz ve haksız işlemlerde bankanın ağır kusurunun bulunduğunu,
üzerine düşen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını belirterek müvekkilinin bilgisi dışında elektronik bankacılık yoluyla uğradığı tüm zararlarının tespitiyle, kredi kartından nakit çekilen TR10****** 3854 44 İban numaralı hesabına aktarılarak bu hesaptan yapılan haksız EFT işlemi nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL' nin 17.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile ve yine TR12 **** 5068 91 İban numaralı vadeli döviz mevduat hesabından haksız döviz bozularak TR10 ****** 3854 44 İban numarasına aktarılmak suretiyle bu hesaptan yapılan haksız EFT işlemleri nedeniyle şimdilik 5.000 USD'nin aynen
17.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca dövize uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;açılan davanın görevsiz mahkemede açıldığını ve usulden reddi gerektiğini, davacının iddialarının yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, yaşanan olayda müvekkili bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacıya şifre gönderilerek olayın gerçekleştirildiğini, müvekkil bankanın alınabilecek tüm önlemleri aldığını, davacının müvekkili hakkındaki iddialarını ispat edemediğini belirterek dosyanın öncelikle usul yönünden değerlendirilerek İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın husumet yönünden reddine, aksi kanaatte ise müvekkili banka aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilmiş olan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şüpheli işlemlerin davacının sistemde kayıtlı cep telefon numarasına gönderilmiş tek kullanımlık şifreler ile gerçekleştirildiğini, davacının işlemler hakkında bilgisinin tam olduğunu, davacının C. Savcılığında verdiği ifadeye göre.
3 üncü kişilerin davacının telefonuna gönderilen link üzerinden internet bankacılığına giriş bilgileri ile linke girmeye çalıştığı, bu linkin "phising/oltalama" adıyla bilinen, sahte web sayfası üzerinden bilgi çalma suretiyle yapılan dolandırıcılık işlemine uygun düştüğü, davalı Bankanın bu işlem nedeniyle herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, her ne kadar dava konusu işlem tarihinde taraflar arasındaki sözleşme örneği banka tarafından sunulamamış ise de;
dava konusu olayın internet bankacılığı üzerinden davacının mevduat hesaplarına girilip hesaplardan dışarıya para trasferleri yapılması şeklinde gerçekleştiğinden, işlemde banka veya kredi kartı kullanımı söz konusu olmadığından 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu (5464 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanmayacağı, sırf sözleşmenin sunulmamasının davalıya kusur atfedilmesi için yeterli olmadığı, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere;
davalı bankanın Bankacılık Düzenle ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayınlanmış "bankalarda bilgi sistemi yönetiminde esasa alınacak ilkelere ilişkin tebliğin" kimlik kontrolü esaslarını düzenleyen 27.maddesi hükümlerine uygun davrandığı, işlemlerin operasyonel akışı içerisinde bankaya atfedilecek bir kusura rastlanmadığı, bankanın ayıplı hizmeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporları teknik, ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi, eksik ve hatalı olduğunu, konusunda uzman bilişim uzmanı, banka ve tüketici hukuku uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınması talepleri yerel mahkemece dikkate alınmamış ve hatalı karar verildiğini, tüketicinin bilgilendirilmesi ve aydınlatılması tüketici hukuku'nun temel ilkelerinden olduğunu, öncelikle bu istinaf başvurusu sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılmasına, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, haklı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ayıplı hizmetin varlığı iddiası ile tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 inci maddesi uyarınca bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Yine 6098 sayılı Borçlar Kanunun 379 uncu maddesi uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 570/1 inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 02.07.2012,2011/4104 E., 2012/11588 K.)
Somut olayda her ne kadar mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemece alınan bilirkişi raporu alanında uzman bilirkişi tarafından düzenlenmemiş olup dosya içeriği itibariyle yeterli değildir. Raporda bankanın internet bankacılığı yönünden kusurunun olmadığı belirtilmiş ise de bankanın mevduat sahiplerine ait kişisel verilerin yer aldığı bilgilerin korunması ve 3 üncü kişilerin eline geçmesinin önlenmesi bakımından gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.
Mahkemece internet bankacılığı yönünden uzman bilirkişi, bilişim uzmanı ve elektronik mühendisi bilirkişilerden oluşan 3 kişilik heyetten rapor alınarak bankanın şifre bilgilerinin 3 üncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek güvenlik mekanizması oluşturup oluşturmadığı, bu anlamda üst derece güvenlik sağlayan elektronik imza, akıllı anahtar gibi söz konusu işlemlerin şüpheli olarak tespitini sağlayacak bir mekanizma kurup kurmadığı, davacının hesabındaki paranın 3 üncü kişilerce ele geçirilmesini önlemede özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususlarının bankanın sorumluluk ve kusur durumu tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2673, K. 2024/5119, 24 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama