KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/2803 E., 2024/5733 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1047 Esas, 2022/1961 Karar
- Hüküm
- Esastan ret, karar verilmesine yer olmadığına
- İlk derece mahkemesi
- Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/109 E., 2021/138 K.
- Birleşen dava
- Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/572 E.
Karar Metni
1.623 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki asıl menfi tespit, birleşen ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine, davalının başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin, dava dışı ... Hizmet Org. San. ve Tic. Ltd.
Şti. adına kayıtlı bulunan taşınmazı 04.12.2014 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin taşınmazın davalı lehine ipotekli olduğunu satış işlemleri sırasında öğrendiğini, satış işlemi sırasında şifahi olarak hem satıcı hem de banka tarafından ipoteğin bedelsiz ve hükümsüz olduğu ve talep edilmesi halinde kaldırılacağının belirtildiğini, davalı banka lehine verilen ipoteğin niteliği itibariyle taşınmazın satın alınmasına finansman destek olarak verildiğini, bu durumun resmi senet ile sabit olduğunu, davalı banka tarafından davacıya 18.04.2018 tarihli ihtarname gönderilerek dava dışı şirketin kredi borcunun ödenmesinin talep edildiğini,
ilgili ihtarnameye itiraz edildiğini, ipoteğin müvekkili tarafından taşınmazın satın alındığı tarih itibariyle amacını ve hükmünü kaybettiğini, müvekkilinin taşınmazı satın aldığında satış ve devir işlemlerini davalı bankaya bildirmiş olmasına rağmen banka tarafından bir yıl içinde yeni malike bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini,
dava konusu taşınmazın davalı banka tarafından icra satış işlemlerine konu ederek satışa çıkaracak olması durumunun da ileride telafisi imkansız ve güç zararlara sebebiyet verebilecek olması nedeniyle öncelikle başlatılacak ve başlatılmış olan icra takiplerinin dava konusu taşınmaz bakımından teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına,
156.640,63 TL kredi borcu için şimdilik 100,00 TL, 4.935,68 TL kredi kartı borcu için şimdilik 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL'den müvekkilinin sorumlu ve borçlu olmadığının tespitine, davalı banka lehine ipotekli olan bir başka taşınmazın mevcut kredi borcunu karşılayıp karşılayamadığını tespitine karar verilmesini talet etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davadaki aynı gerekçeleri tekrar ederek dava konusu taşınmaz dışındaki banka lehine ipotek verilen diğer taşınmazın bankaca talep edilen kredi borcunu karşıladığının tespiti ile ipoteğin cebren fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçesinde; ipoteğin fekki davasının niteliği itibariyle menfi tespit davası ile aynı olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, eldeki davada takibe konu edilen miktar veya ipotek limiti üzerinden harcın alınması gerektiğini, bu hususun dava şartı olduğunu, mahkemece verilen takibin durdurulması kararının kanuna aykırı olduğunu, müvekkili banka ile dava dışı ... Hizmet Org. San. ve Tic. Ltd.
Şti. arasında kredi genel sözleşmesi imzalandığını, kredinin teminatını teşkil etmek üzere dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili lehine 30.04.2014 tarihinde ipotek tesis edildiğini, davacıya ait taşınmazın ve borçlu dava dışı şirketin diğer teminatındaki taşınmazın satılarak paraya çevrilmesi amacı ile icra takibi başlatıldığını, müvekkili banka lehine tesis edilen ipoteklerin belirli bir borç için değil, herhangi bir sınırlama yapılmaksızın doğmuş doğacak tüm borçlara teminat teşkil ettiğini, fekki müvekkili banka tarafından bildirilinceye kadar geçerli olmak üzere süresiz olarak alındığını,
davacı tarafın söz konusu ipoteğin yalnız taşınmaz mal satın alımına ilişkin olduğu yönündeki iddialarının geçersiz olduğunu, davacı tarafından taşınmazın ipotekli olarak devralınmasından dolayı ipotek limiti ile sınırlı olarak borçtan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bankacı bilirkişiden rapor alındığı, davalı banka tarafından asıl borçlu dava dışı şirkete kullandırılan krediler ile ilgili olarak dava tarihi itibariyle bankanın toplam 200.984,53 TL alacaklı olduğunun hesaplandığı,
davalıya dava tarihi itibariyle bu tutarın ödenmediği ve ipotekli diğer gayrimenkulün satış sürecinde de temerrüt faizinin işlemeye devam edeceği ve ödenmesi gereken borç miktarının sürekli artacağı dikkate alındığında ipotekli olan diğer gayrimenkulün 03.04.2019 tarihide 165.000,00 TL ihale bedeli ile davalı bankaya ... olmasına rağmen asıl borçlu tarafından satışa itiraz edilmiş olması ve halen davanın istinafta olması nedeniyle davalı banka tarafından satış bedeli borca mahsup edilmediğinden dolayı 146.477,19 TL'lik asıl alacak tutarına temmerüt faizinin işlemeye devam ettiği ve borcun ne zaman ödeneceği belli olmadığından dolayı
davacının sorumlu olduğu tutarın ipotek bedeli ile sınırlı olduğu, taşınmaz üzerindeki ipoteğin taşınmaz alımına yönelik bir kredi nedeni ile olmadığı, ipotek resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin dava dışı şirketin borçlarının teminatı olarak 188.000,00 TL bedel ile tesis edildiği, ipotek üst sınır ipoteği olduğundan borç tamamen kapanmadığı sürece dava dışı şirketin kullandığı ve icra takibine konu olan kredilerden ipotek miktarı ile davacının sorumluluğunun devam ettiği, ipotek bedeli ve dava değeri 188.000,00 TL olduğundan bu bedel üzerinden yargılama giderlerine hükmedildiği,
davacıya gönderilen ihtarnamenin taşınmaz üzerinde ipotek hakkı bulunan davalı bankanın, ipotek tarihinden sonra taşınmazın maliki olan davacıya takip hukuku yönünden göndermek durumunda olduğu, bunun davacıyı bilgilendiren bir işlem olduğu, bu nedenle davacının menfi tespit talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığa ilişkin icra dosyasına konu ihalenin feshi davasının sonucunun bu dosya ve birleşen dosya yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, vekalet ücretlerinin hatalı hesaplandığını, her iki dava dosyasının konusunun ipoteğin fekkine ilişkin olup, her iki dava yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını, müvekkili ile davalı banka arasında herhangi bir kredi vs. ilişkinin mevcut olmadığını, müvekkilinin borçlu olan dava dışı şirket adına kayıtlı taşınmazı satın alması nedeniyle borçtan sorumlu tutulduğunu,
müvekkili tarafından açılan iki davanın birleştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, karışıklığa sebebiyet verdiğini, müvekkilinin satın aldığı taşınmaz üzerindeki ipoteğin teminat (üst sınır) ipoteği olduğunu, bu teminat ipoteğinin ancak kapsadığı teminat miktarı ile sınırlı olduğunu, müvekkiline ait taşınmazın teminat ipoteği bedelinin 188.000,00 TL olduğundan aynı krediye ilişkin dava konusu taşınmaz dışındaki esas kredi borçlusuna ilişkin başka taşınmazın 165.000,00 TL bedelle satıldığını, sınırlı sorumlu olan müvekkilinin sorumluluğunun 23.000,00 TL tutarında olduğunu, mahkemece gerekli inceleme ve araştırmanın yapılmadığını,
Şanlıurfa 2. İcra Müdürlüğünün 2018/5598 E. sayılı dosyasından müvekkili adına kayıtlı dava konusu taşınmazın satışının durdurulması için tedbir kararı verilmesini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini belirterek mahkemece verilen takibin durdurulması yönündeki tedbir kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taşınmazı ipotekli olarak satın aldığı, ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, borç tamamen kapanmadığı sürece davacının kredilerden ipotek miktarı ile sorumlu olacağı, mahkemece delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekilinin istinaf başvurusunun mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına ilişkin olup bu karara karşı itiraz yolu açık olduğundan istinaf yoluna başvurulamayacağından davalı yanın istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı yanın istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle.
Şanlıurfa 2.İcra Müdürlüğünün 2018/5598 E. sayılı dosyasındaki ihalenin feshi dava sonucunun bekletici mesele yapılmamasının kanuna aykırı olduğunu, müvekkili ile davalı banka arasında herhangi bir kredi ilişkisi mevcut olmadığını, davalı bankanın asıl kredi müşterisi ve borçlusu olan dava dışı üçüncü şahıs adına kayıtlı taşınmazın satın alması nedeniyle davacının sorumlu tutulduğunu, davalı bankanın kredi borçlusu ... ...
156.640,63 TL kredi borcu ve 4.935,68 TL kredi kartı borcu nedeniyle müvekkiline ihtarname gönderildiğini, davaların birleştirilmesinin hatalı olduğunu, karışıklığa sebebiyet verdiğini, taşınmaz üzerindeki ipoteğin konut edinme kredisi için konulduğunu, ayrıca, davalı bankanın tapu taşınmaz satış işleminden sonra 1 yıl içinde yeni malike bildirim yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, dava konusu taşınmaz dışında davalının alacağını karşılayacak ve aynı krediye ilişkin bir başka ipoetkli taşınmaz daha mevcut olup esas dosya borçlusuna ait iş bu taşınmaz da 165.000,00 TL bedelle alacağa mahsuben davalı bankaya satıldığını,
ipotek üst sınır ipoteği olduğundan müvekkili sorumlu tutulacak olsa bile bunun teminat tutarı olan 188.000,00 TL olduğunu, bu sebeple aynı krediye ilişkin dava konusu taşınmaz dışında ki esas kredi borçlusuna ilişkin diğer taşınmaz 165.000,00 TL bedelle davalı bankaca ... olduğundan sınırlı sorumlu olan müvekkilin sorumluluğu 23.000,00 TL olduğunu, asıl ve birleşen davada fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla dava değerinin 100,00 TL olarak belirlenip dava açıldığını, dava değeri ıslah edilmediğinden karşı vekalet ücretlerinin 100,00 TL üzerinden hükmedilmesi gerektiğini, davalı taraf lehine verilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu,
her iki dava dosya konusunun ipoteğin kaldırılmasına ilişkin olup, her iki dosya için ipotek bedelinin nazara alınarak ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taşınmazı ipotekli olarak devralan davacının davalı bankaya karşı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 881 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2803, K. 2024/5733, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama