KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/2825 E., 2024/5678 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1358 Esas, 2023/14 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/1346 E., 2021/611 K.
Karar Metni
1.196 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkilinin babası olan ... ... ... aleyhine icra takibi başlattığını, icra dosyasının açılması sonrasında müvekkilinin babasının vefat ettiğini, müvekkilinin de mirasçı sıfatıyla söz konusu borçtan dolayı icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığını ve borçlu duruma düştüğünü, müvekkilinin babası sağ iken, kendisine söz konusu icra dosyası ile ilgili olarak aslında kendisinin böyle bir borcu olmadığını ve böyle bir şekilde nakit para alışverişinin olmadığını, oğlu olan ... ...'nün borçları olması sebebiyle bir takım kişilerin kendisini tehdit ederek evrak imzalattığını beyan ettiğini,
yaşlı olduğu için de şikayet etmekten korktuğunu, icra dosyasının açıldığını ve icra dosyasında işlemlerin devam ettiğini, icra dosyaları incelendiğinde davaya konu senetlerden dolayı müvekkilinin babasının 2014 yılında yaklaşık 72 yaşında iken, ... isimli kişiden 2014 yılında yaklaşık 3.500.000,00 TL ve 200.000,00TL olmak üzere toplam 2.700.000,00 TL nakit borç aldığını, buna istinaden senet verdiğinden bahisle icra takibinin başlatıldığının görüldüğünü, davalı tarafından müvekkilinin babasına kesinlikle nakit para verilmediğini, müvekkilinin babasının o tarihte yeteri kadar mal varlığının olduğunu, kendisinin emekli ve yaşlı olduğunu,
ticaretle de uğraşmadığını, böyle bir nakit alışverişinin mümkün olmadığını, müvekkilinin kendisi ve ailesi tarafından bu alacak konusu ile ilgili şikayet ve suç duyurularının olduğunu ve davalar açıldığını, bu davalarda zapta geçen beyanlar kül olarak değerlendirildiğinde, böyle bir borcun aslının olmadığının açıkça ortaya çıkacağını ileri sürerek davanın kabulü ile Şanlıurfa 2. İcra Müdürlüğünün 2015/6982 ve 2015/6983 E. sayılı müvekkilinin (murisi ... ... ...) borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın belirttiği bütün hususların soruşturma dosyasında da belirtildiğini, savcılığın yürüttüğü soruşturma neticesinde de kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini, davacı tarafça yapılan itirazların da reddedildiğini, davacı tarafın babasının hayattayken kendisine senedi zorla imzalattığı beyanının doğru olmadığını, davacının savcılığa verdiği dilekçede babasının tehditle değil rızası ile danışıklı dövüş şeklinde imzaladığını ifade ettiğini, davacının babasının söz konusu senetlerin tahsili için, müvekkilinin başlattığı icra takiplerine hiçbir itiraz etmediğini ve borcu kabul ettiğini,
evinde yapılan haciz işlemlerinde de bizatihi kendisinin imzasının bulunduğunu, davacı tarafın, babasının ticaretle uğraşmadığını, böyle bir nakit alışverişinin olmadığını ve müvekkilinin mali durumunun bunu karşılayacak durumda olmadığı beyanlarının da gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddi ile icra takiplerindeki miktar üzerinden %20 icra inkar tazminatının davacıdan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu senetler üzerindeki imzaların muris tarafından inkar edilmediği, murisin 10.04.2017 tarihinde vefat ettiği, icra takibinin başlatıldığı 2015 yılından murisin vefat ettiği 2017 tarihine kadar borcun inkar edilmediği, bu süreçte muris tarafından borçlu olmadığına dair bir dava açılmadığı, senetlerin bedelsizliğine ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, yapılan haciz işlemine ilişkin tutanakta dahi muris borçlunun böyle bir iddiada bulunmadığı,
tanık olarak dinlenen davacının kardeşi ...’ın murisin 13/16 terekesine sahip olmasına rağmen davalı savunmalarını doğrular beyanlarda bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayıl Kanun) 200 üncü ve devamındaki maddeleri gereği bedeli 3.715,198,93 TL'yi geçen iddiaların yazılı delille ispatlanması gerektiği, davacının bu yönden de davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin red kararını muris tarafından söz konusu senetlere dayanılarak açılan takiplere itiraz edilmemesi ve söz konusu senetlere ilişkin herhangi bir suç duyurusunda bulunulmaması sebebine dayandırdığını, dosyanın akıbeti bakımından önemli olan icra dosyaları ile savcılık soruşturma dosyalarının gerektiği şekilde incelenmeden karar verildiğini, ayrıca Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/37 esas sayılı dosyasında müvekkilinin babasının tanık olarak dinlendiğini,
kendisinin beyanında davalıya olan borcunu kabul ettiğini ve oğlunu dükkandan çıkarmak amacıyla böyle bir ifade kullandığını belirttiğini, davalı tarafın davacının babasının zorla imzaladığını belirttiği belgenin senet olmayıp kira sözleşmesi olduğunu iddia ettiğini fakat yargılama boyunca söz konusu bu iddiasını destekler nitelekte bir delil ortaya koyamadığı gibi söz konusu iddiayı kesinlikle somutlaştıramadığını, kendisinin davaya konu senetleri tehdit altında imzalamış olup senetleri imzaladığı tarihte yaşının oldukça ilerlediğini ve emekli olduğunu,
bu durum göz önüne alındığında kendisinin böyle bir borç altına girmeyeceğinin açıkça anlaşılacağını, şahsın böyle bir alışverişe girmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin babasının söz konusu icra takiplerinin başlatıldığı dönemde hem yaşlı olması hem oğullarıyla sıkıntılarının bulunması hem de oğlu ...'ın borçları nedeniyle tehdit telefonları alması sebebiyle korktuğunu ve bu sebeple söz konusu takiplere cevap vermediği gibi savcılığa da suç duyurusunda bulunmaktan çekindiğini, ancak müvekkilinin,
babasının ölümünden sonra söz konusu borçla karşılaşınca ağır bir mağduriyete uğradığını ve gereken hukuki mücadeleye başvurduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile menfi tespit davalarında ispat yükünün kural olarak alacaklıda olduğu ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükünün yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşeceği, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu,
dava konusu senetler hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mağdurun bir senedi vermeye mecbur edilmesi suretiyle yağma suçundan yürütülen soruşturma dosyasında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek anılan karar kesinleştiği, davacının, muris babasının senetler nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını yazılı ve kesin deliller ile ispatlayamadığı, öte yandan dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığı,
murisin 29.08.2014 tarihli ifadesinde geçen "Ben bu belgeyi zorla imzaladım." cümlesinin dava konusu senetlerle bağlantısının bulunduğunun kabulüne elverişli hiçbir somut delil bulunmadığı gibi, ifade içeriğinin de senetlerle ilgili olmadığı, bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, toplam bedeli 3.700.000,00 TL olan iki ayrı bonoya dayalı olarak başlatılan icra takiplerinden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 200 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nu 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2825, K. 2024/5678, 9 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama