KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/2858 E., 2024/1252 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2019/998 Esas, 2022/353 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
Karar Metni
1.008 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin teminat olarak davalı şirkete verdiği 15.12.2013 tarih 50.000,00 TL ve 30.12.2013 tarih 45.000,00 TL bedelli iki adet müşteri çekinin karşılıksız çıktığını, davalı şirketin çek bedellerinin tamamının ferileriyle birlikte tahsili için müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yaptığını ancak çeklerin verilmesinden önce müvekkilinin davalıdan 91.663,91,00 TL alacaklı olduğunu,
çeklerin karşılıksız çıkması üzerine müvekkilinin davalıya 3.336,09 TL borçlu hale geldiğini ileri sürerek müvekkilinin davalıya davaya konu takip sebebiyle 91.663,91,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, akabinde, müvekkilinin davadan sonra haciz tehdidi altında davalıya 26.900,00 TL ödeme yaptığını belirterek bu tutarın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkilinin davalıya 64.769,71 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu çeklerin davacının müvekkilinden aldığı malların karşılığı olarak ödeme amacıyla verildiğini, teminat olarak verilmediğini, davacıya borçlu olmadıklarını, davacının davaya konu çeklere karşılık olarak müvekkiline ödeme yapmadığını savunarak davanın reddini ve asıl alacağın %40'ına tekabül eden tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 14.06.2016 tarih, 2014/436 E., 2016/464 K. sayılı kararı ile davacı şirketin takip konusu çekler nedeniyle takip tarihi itibari ile davalıya asıl alacak ve ferileriyle birlikte toplam 17.040,44 TL borçlu olduğu, 91.663,91 TL borçlu olmadığı, tespit edilen bu tutara göre davacıdan tarafından takipten sonra ödenen 5.032,41 TL'nin fazla ödendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden tarafların tazminat talepleri konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 22.03.2018 tarihli, 2016/597 E., 2018/1474 K. sayılı kararı ile " davacı, davaya konu çeklerin teminat olarak verildiğini ispatlayamadığı gibi davadan sonra taraflar arasında 21.08.2014 tarihinde düzenlenen Protokol başlıklı belgeyle de icra takibine konu borcu kabul ettiği, bu nedenle artık söz konusu çeklerin teminat karşılığı verildiğinin ileri sürülemeyeceği, bu sebeple Mahkemece, dava tarihi itibarıyla tarafların alacak borç durumu tespit edilerek karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı şekilde şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, davaya konu çeklerin teminat olarak verildiği ileri sürülmüş ise de bu iddianın ispatlanamadığı, bunun yanında davacının 21.08.2014 tarihli protokol başlıklı belgeyle, icra takibine konu borcu kabul ettiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere dava sonrası taraflarca düzenlenen protokol ve bozma sonrası yapılan hesaplamada, dava tarihi itibariyle davacının fazla ödemesinin bulunmadığı, davanın ispatlamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve asıl alacağın %20'sine tekabül eden tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin teminat olarak verildiğini iddia etmediklerini, bu husustaki beyanlarının yanlış anlaşıldığını, Mahkemece davanın reddine dayanak yapılan protokolün haciz baskısı altında imzalandığını bu nedenle geçerli olmadığını, bozma ilamında, dava tarihi itibariyle alacak borç durumu belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edildiğini, bozma sonrasında alınan bilirkişi raporlarında, müvekkilinin dava tarihi itibariyle davalıya 18.168,69 TL borcu olduğunun buna karşılık 26.900,00 TL ödeme yaptığının aradaki farkın istirdadı gerektiğinin mütala edildiğini,
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bu tutarın istirdadına karar verilmeyip davanın reddedildiğini, alacak yargılamayı gerektirdiği halde müvekkili aleyhine tazminata hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları.
3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, borçlunun, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği düzenlenmiş aynı Yasa hükmünün dördüncü fıkrasında ise davanın alacaklı lehine sonuçlanması halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almaktan doğan zararının aynı davada takdir edilerek karara bağlanacağı, bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği belirtilmiştir.
Somut olayda, Mahkemenin 15.08.2014 tarihli ara kararıyla alacağın %15'i tutarında teminat yatırılması halinde icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine, bu hususta İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de davacı borçlunun ara kararda belirtilen teminatı yatırmadığı ve ihtiyati tedbir kararının uygulanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu hale göre, Mahkemece, alacaklı lehine 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasıyla düzenlenen tazminata hükmedilebilmesi için sadece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yeterli olmadığı, tedbirin uygulanması da gerektiği, somut olayda ise ihtiyati tedbirin uygulanmadığı, uygulanmayan ihtiyati tedbir kararı sebebiyle alacaklının alacağına geç kavuşup zarara uğradığından söz edilemeyeceği gözetilerek tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan "Davacı-borçlunun takip konusu alacağın %20'sine tekabül eden 19.000,00 TL tazminat ödemeye mahkum edilmesine" cümlesinin hüküm fıkrasından tamamıyla çıkarılarak yerine "Davalının tazminat talebinin reddine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2858, K. 2024/1252, 20 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama